News

Baraja takılan partiler ‘yüzde 7’ye ne diyor?

Loading the player...

Ankarada tüm hesapları değiştirecek iddia: Devlet Bahçeli, MHPyi ittifaktan çekiyor mu?

Gazeteci Fehmi Koru, kişisel internet sitesinde bugün kaleme aldığı yazısında

Ankarada tüm hesapları değiştirecek iddia: Devlet Bahçeli, MHPyi ittifaktan çekiyor mu?

Gazeteci Fehmi Koru, kişisel internet sitesinde bugün kaleme aldığı yazısında “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener seçimleri etkileyecek açıklamalar yaptılar” değerlendirmesinde bulundu.

Koru, “MHP cumhurbaşkanı adayı göstermeyip AK Parti ile birlikte hareket etmekte mahzur görmese de genel seçime tek başına girmeyi yeğleyebilir.” değerlendirmesiyle MHP’nin ittifaktan ayrılabileceği sinyalini de verdi.

Koru’nun bugünkü yazısı şöyle:

Dün önemli açıklamalar günüydü.

Milliyetçi kesimin iki temsilcisi, eskinin MHP’si ile o kesimin yenilikçi temsilcisi İYİ Parti adına liderleri Devlet Bahçeli ile Meral Akşener bulanık ortamda zihinleri açacak açıklamalarla kamuoyu karşısına çıktılar.

Devlet Bahçeli seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi konusunu kendisi ve partisi açısından açıklığa kavuşturmayı hedeflemişti.

Meral Akşener ise Cumhur İttifakı sözcülerinin ısrarla gündemde tuttukları “Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı kim olacak?” sorusuna kendi adına cevap verdi.

İkisi de önemli açıklamalar bunlar.

Önem sırasına göre ele alayım.

Cumhur İttifakı, zamanında yapılacak veya tarihi erkene alınacak bir seçimde, rakiplerinin kimi aday göstereceğini merak ediyor. Ama nasıl bir merak. Aylardır bu alanda çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. İstedikleri aday CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. O olmayacaksa CHP’li bilinen biri. Tabii üzerinde parti rozeti bulunan biri aday olacaksa öteki ittifak partilerinin de, 2018 seçiminde olduğu gibi, kendi genel başkanlarıyla seçime girmesi. Meral Akşener’in de “Ben adayım” diye öne çıkması…

İktidar cephesinin beklentileri bu yolda.

Farklı, kendi tabanlarından kaçan oyları da çekebilecek bir isim ortaya atıldığında kirpi gibi hemen iğnelerini gösteriyorlar.

En güvendikleri isim de Meral Akşener. Onun seçim öncesinde “Ben mutlaka aday olacağım” tavrına yeniden bürünmesi en büyük beklentileri…

Karşı cephe birden fazla adayla meydana çıkacak olursa kendi adaylarının seçilme şansı olabileceğini düşünüyorlar.

Anayasal engel yüzünden veya seçilemeyeceğini anlayınca adaylığını koymaması durumunda Tayyip Erdoğan yerine kimi aday gösterecekleri yolundaki soruları işitmezden geliyor Cumhur İttifakı çevreleri…

Meral Akşener dün beklentileri sıfırlayarak oyunu bozdu.

Okuyalım:

“Benim Sayın Erdoğan’la bir derdim yok. Düşmanım değil, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da düşmanı değil. Ancak bu ucube sistemin değiştirilmesi lazım. Parlamenter sisteme geçebilmek için Cumhurbaşkanlığının kazanılması gerekiyor. Benim kendi adıma en ufak bir planım yok. Türkiye’nin önünü tıkayacak bir hareketim olmayacak.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun da son zamanlarda aday belirlemede ittifak içerisinde yer alan diğer partilerle birlikte hareket edileceğini vurguladığı görülüyor. Adayın niteliklerini belirten de o oldu. Akşener de son açıklamasında Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ilkelere atıfta bulundu.

Akşener’in ‘ilkeler’ dediği nitelikler şunlar:

“Millet İttifakı’nın adayı, nefsini terbiye etmiş biri olmak zorunda. Başkanlığın verdiği muazzam yetkilerle yozlaşmayacak, gücünü hızlıca Meclis’e ve Başbakan’a teslim edecek bilgelikte biri olmalı. Ülkeyi cumhurbaşkanı değil, başbakan yönetecek. Bu tarihi adıma ancak nefsine hâkim olabilen ve kendinden önce ülkesini düşünen bir cumhurbaşkanı vesile olabilir.”

CHP ve İYİ Parti, adaylarının bu niteliklere sahip biri olmasında, uzlaşmış durumda.

Devlet Bahçeli ve seçim barajı konusu

Devlet Bahçeli, dün yaptığı açıklamada, seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi talebinin anayasanın 67. maddesinde yer alan ‘temsilde adalet’ ilkesini hayata geçirmek amaçlı olduğunu söyledi. MHP’nin yüzde 10 barajına takılma gibi bir endişesi yokmuş.

Biraz uzunca olacak, ama okumaya değer:

“Yeni yönetim sistemine geçiş süreci başarıyla atlatılmıştır. Bu sürecin siyasi hesap ve ön yargılardan bağımsız şekilde yürütülmesi ve yeni sistemin sağlam temeller üzerinde bina edilmesi hususunda Cumhur İttifakı bütün iyi niyet ve yapıcı tavrını göstermiş, buna da devam etmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, milli iradenin adil ve hakkaniyetli biçimde TBMM’ye yansımasının bize göre iki yolu bulunmaktadır. Birinci yol, seçim barajının indirilmesidir. İkinci yol ise siyasi partilerin kurumsal kimliklerini muhafaza ederek seçim ittifakı yapmalarının yasal içeriğe kavuşturulmasıdır.”

Yasal içerik daha önce sağlandı, şimdi de baraj aşağı çekilerek anayasal gereklilik yerine getirilmiş olacak.

Açıklama yerinde, ancak içinde yine bir müphemiyet barındırıyor.

MHP’nin oy desteğiyle anayasa değiştirilerek yürürlüğe girmesi sağlanmış ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ cumhurbaşkanlığı seçiminde çıtayı hayli yükseltti. Kazanabilmek için ‘yüzde 50+1’ oranında oy almak gerekiyor ve buna tek bir partinin ulaşması mümkün olmadığı için ittifak oluşturmak şart.

Cumhur İttifakı böyle bir zorunluluk üzerine oluşturuldu.

İktidar cephesi ittifak kurunca muhalifler de Millet İttifakı’nı oluşturdu.

Bu sayede ittifak içerisinde yer alan partilerden biri seçim barajını aşınca diğer partiler için baraj söz konusu olmuyor.

Yani aslında Cumhur İttifakı içerisinde yer almaya devam edecekse MHP’nin barajın yüzde 10 veya yüzde 7 olmasını dert etmesi zaten gerekmiyor.

O halde?

Barajın aşağıya indirilmesi konusunda ısrarın sebebi ne?

Akla gelen ilk sebep, doğal olarak, şu sorunun cevabında yatıyor: “Yoksa MHP önümüzdeki seçime gidilen günlerde ittifaktan ayrılmayı mı düşünüyor?”

Cumhur İttifakı ortaklık halindeki iki partiye de şimdilerde yaramıyor; AK Parti’nin oylarında ciddi düşüş yaşandığı gibi, milliyetçi oylar da İYİ Parti’ye kayıyor. AK Parti’de bu duruma bakıp MHP ile ortaklığa son verilmesini seslendirenler çıktı. MHP daha sessiz, fakat onun da bu durumdan mutlu olmadığını düşünmek için çok sebep var.

Önümüzdeki günlerde doğruluğu test edilecek ihtimal şu: MHP cumhurbaşkanı adayı göstermeyip AK Parti ile birlikte hareket etmekte mahzur görmese de genel seçime tek başına girmeyi yeğleyebilir.

Düne iki liderin günümüz tartışmalarını etkileyecek iki açıklaması damga vurdu.

Facebook ta yalan haber kaynakları 6 kat fazla tıklanıyor

Facebook ta yalan haber kaynakları 6 kat fazla tıklanıyor

MHP Lider Bahçeli’den seçim barajı açıklaması

MHP Lider Bahçeliden seçim barajı açıklaması

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla tescillenen yüzde 7 seçim barajı ‘temsilde adalet’ ilkesine derinlik ve canlılık katacak, diğer yandan müfteriler ve zilletsever taife beyhude çırpınışlarıyla yerinde sayacaklardır” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim barajının düşürülmesini hedef alan açıklamalara yönelik yazılı bir açıklama yayımladı. Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, “Seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesiyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın görüş ve değerlendirmesini müteakiben Milliyetçi Hareket Partisi de aynı doğrultuda kanaat bildirmiş, başkaca bir arayış ve beklentiye gerek olmadığından bahisle siyasi tutumunu Cumhur İttifakı’nın duruşuna müzahir şekilde netleştirmiştir. 1 Eylül 2021 tarihli yazılı basın açıklamamız bu konudaki tavır ve düşüncemizi berrak ölçüde izah ve ifade etmiştir. Niyet okuyuculuğu yapanlar bir kez daha boşluğa düşmüşlerdir” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 10 seçim barajının korunmasının ayrıca meşru ve siyasi hiçbir gerekçesi de kalmamıştır”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Televizyon ekranlarındaki tartışma programlarında veya gazete köşelerinde seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesini ‘MHP’yi kurtarma hamlesi’ olarak yorumlayan, bu çerçevede bulanık suda balık avlama seferine çıkan sözde uzman ve kiralık kalemler gafil olmaları bir yana vahim bir hesap hatası yapmışlardır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin baraj kaygısıyla hareket etmediğini, böylesi bir korkuyu taşımadığını ısrarla söylememize rağmen akıl tutulmasıyla malul olanların sakat, sapkın ve sancılı propagandaya tevessül ederek aksini iddia etmeleri hastalıklı bir ruh halinin tezahüründen başka bir manaya gelmemiştir. Ahlak ve güvenirlik barajına takılıp kontrolsüzde savrulan çevrelerin seçim barajı üzerinden partimizin itibar ve haysiyetine leke sürme yarışına girmeleri hem küstahlık hem de kifayetsizliktir. Zillet ittifakına yeminli sözcülükle görevli olanlar, özellikle 16 Nisan 2017 Halkoylamasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesini, 9 Temmuz 2018 tarihi itibariyle bu durumun resmileşmesini anlaşılan hala idrak ve hazmedilmiş değillerdir. Tarihin ve siyasi akışın gerisine düşenler yalan ve iftirayı geçim kapısı görecek kadar zavallı haldedir.”

Bahçeli, “Yeni yönetim sistemi 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçimlerinden sonra tesis edilmiş, işlerlik kazanmıştır. Artık suyu tersten akıtmanın imkânı kalmamıştır.” ifadesini kullanarak, “Siyasete yön veren yeni siyasi kurallar manzumesi devreye girmiştir. Ne kadar yok sayılsa da, siyasi yaklaşımlar ve siyaset kurumu yeniden şekillenmiş, siyaset zeminin ilke ve kurumları yeni baştan tecelli etmiştir. Doğal olarak siyasetin icrasıyla anlayış mizanında yapısal değişiklik ve dönüşümler sağlanmıştır. Kaldı ki, ortak zemin arayışları ve uzlaşma kültürünün sivrilmesiyle yeni bir siyaset alanı belirmiştir. Bu yeni siyaset alanı ve anlayışına ayak uyduramayan siyasi partiler ve makus diğer aktörler elbette milletimizin demokratik tasarrufuna maruz kalacaklar, bu suretle yaptıklarının bedelini ödeyeceklerdir. 2023 yılının Haziran ayında gerçekleştirilecek seçimler buna sahne olacaktır. Yeni yönetim sistemine geçiş süreci başarıyla atlatılmıştır. Bu sürecin siyasi hesap ve önyargılardan bağımsız şekilde yürütülmesi ve yeni sistemin sağlam temeller üzerinde bina edilmesi hususunda Cumhur İttifakı bütün iyi niyet ve yapıcı tavrını göstermiş, buna da devam etmektedir.” diye konuştu.

Bahçeli, açıklamasına şöyle devam etti:”Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, milli iradenin adil ve hakkaniyetli biçimde TBMM’ne yansımasının bize göre iki yolu bulunmaktadır: Birinci yol, seçim barajının indirilmesidir. İkinci yol ise siyasi partilerin kurumsal kimliklerini muhafaza ederek seçim ittifakı yapmalarının yasal içeriğe kavuşturulmasıdır. Bilindiği üzere, ikinci yol yasal bir düzenlemeyle hayat bulmuştur. Sırayı ise birinci yolun temini almıştır. Anayasa’nın 67’inci maddesinde seçim kanunları hakkında şu temel hükmün varlığı okuma yazma bilen herkesin malumu olduğu bir gerçektir: ‘Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.’ Bu anayasa hükmü herkes için bağlayıcıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçileceği ve hükümet TBMM’den güvenoyu almayacağı için ‘yönetimde istikrar’ ilkesi kendiliğinden vasat bulmuştur. Bu konuda kafa karıştırıcı veya tartışmaya açık hiçbir taraf da yoktur. Bunun devamında, yüzde 10 seçim barajının korunmasının ayrıca meşru ve siyasi hiçbir gerekçesi de kalmamıştır. Bu kapsamda anayasal norm olan ‘temsilde adalet’ ilkesinin olabilmesi için seçim barajın düşürülmesinden başka bir seçenek görülmemektedir. Millet iradesinin adilane ölçülerde TBMM’ne aynısıyla yansımasının başka bir yöntemi de düşünülemeyecektir. Seçim mevzuatı açısından seçim barajıyla ilgili arayış ve çalışmalarda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yeni bir siyaset denklemini beraberinde getirdiği unutulmamalıdır.”

“Milliyetçi Hareket Partisi’nin hedefi de bunu sağlamaya yöneliktir. Hiç kimse saman altında iğne arama gayretkeşliğine heves etmemelidir.” diyen Bahçeli, “Yüzde 7 seçim barajı üzerinde kurulan yalan ve dedikodu çarkı ilk önce bu çarkı kuranları öğütecektir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın vatan, millet ve demokrasi sevdasını hiçbir görevli provokatör, hiçbir ruhu ve iradesi hacizli siyasetçi ve sözde yazar-çizer takımı tahlil edemeyecek, bunu test etmeye deneyim ve donanımları yetmeyecektir. CHP’sinden HDP’sine, İP’inden diğer marjinal ve ipotekli partilere, aynı zamanda satılmış gazetecisinden ikbal ve çıkar peşinde soluk soluğa koşan şuursuz yorumculara varıncaya kadar baraj konusundaki yürekli, tutarlı ve milli iradenin onurunu korumayla ilgili kararlılığımızı anlamaları imkansızdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla tescillenen yüzde 7 seçim barajı ‘temsilde adalet’ ilkesine derinlik ve canlılık katacak, diğer yandan müfteriler ve zilletsever taife beyhude çırpınışlarıyla yerinde sayacaklardır. Milliyetçi Hareket Partisi’ni merkezine alan ilzam, isnat, asılsız iddia ve ipe sapa gelmez ucube ithamlar aynısıyla sahiplerine alnına kara bir leke gibi yapışacaktır.” ifadelerini kullandı. 

Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde bariyeri kapalı hemzemin geçitten geçmeye çalışan servis minibüsüne yük treni çarptı. Çarpmanın şiddetiyle minibüs hurdaya döndü. Can pazarının yaşandığı kazada servisteki 6 işçi hayatını kaybederken 7 kişi de yaralandı.

Tekirdağda yük treni servis minibüsüne çarptı: 6 kişi öldü 6 kişi yaralandı

Kaza, saat 08.00 sıralarında Ergene ilçesinin Velimeşe Mahallesi’nde meydana geldi. Edirne’den Çerkezköy yönüne giden 13001 sefer sayılı yük treni, hemzemin geçitten geçiş yapan Bilal Küllü yönetimindeki 59 ADJ 755 plakalı fabrika servis minibüsüne çarptı. Trenin bir süre önünde sürüklediği minibüsteki 6 kişi öldü, 7 kişi de yaralandı.

Bu arada kaza anı bölgedeki güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, karşı yöndeki araçların kapalı olan bariyer nedeniyle beklediği, minibüsün ise geçmeye çalıştığı görüldü. Bu sırada trenin hızla çarparak minibüsü sürüklediği, diğer araçtakilerin yardıma koştuğu görüldü.

Kazanın ardından Cumhuriyet Savcısı ve jandarma ekipleri bölgede detaylı incelemelerde bulundu.

Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine çok sayıda ambulans ile polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, ambulanslarla Çorlu ve Çerkezköy ilçelerindeki hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı.

Ölenlerin cansız bedenleri ise Çorlu Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü.

TCDD Genel Müdürlüğü de kazaya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:

“Çorlu Validemeşe’de kapalı hemzemin geçitten geçmeye çalışan minibüsün neden olduğu kaza sonrası ilk belirlemelere göre 6 vatandaşımız vefat etmiş, 7 vatandaşımız da yaralanmıştır. Olayın gerçekleştiği hemzemin geçit bariyerli, flaşörlü, korumalı olup, olay anında bariyerler yaya ve araçlara kapalı vaziyette olmasına rağmen 59 ADJ 755 plakalı işçi servis minibüsünün hemzemin geçitten geçmesi sonrası istenmeyen kaza yaşanmıştır. Tüm yaralılar en yakın hastanede tedavi altına alınırken, savcılık olayla ilgili inceleme ve soruşturma başlatmıştır. Yaşanan bu elim kazadan dolayı vefat eden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Mısır'da feci kaza: Tren raydan çıktı 8 ölü 100'den fazla yaralı

DÜNYA Mısır’da feci kaza: Tren raydan çıktı 8 ölü 100’den fazla yaralı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İyidere-İkizdere Yolu ve Tünelleri Açılış Töreni’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Turizmde kısa sürede kayıplarımızı telafi edecek, hatta ötesine geçecek bir seviyeye geldik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz İkizdere’de lojistik tesislerini yapıyoruz, bunlar çıkıyor, Ankara’dan geliyor, bizim bu lojistik tesisin yapımını durdurmak için gayret sarf ediyor. Siz bu milletin önünü kesemezsiniz, kesemeyeceksiniz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İyidere-İkizdere Yolu ve Tünelleri Açılış Töreni’nde konuştu.

Açılışı yapılan eserlerin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, projede emeği geçenleri tebrik etti.

İyidere-İkizdere yolunun yaklaşık 38 kilometre, Hurmalık Tüneli’nin birinin 850, diğerinin 720 metre, bağlantı yollarının 3,6 kilometre uzunluğa sahip olduğunu belirten Erdoğan, yolun Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan Kafkasya koridorunun en önemli güzergahlarından birinin üzerinde yer aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde projenin Rize-Mardin hattındaki kuzey-güney ulaşım aksının da en kritik kısımlarından birini oluşturduğunu bildirdi.

Özellikle kış aylarında ulaşımda çok ciddi zorlukların yaşandığı bu bölgenin artık güvenli, konforlu ve hesaplı bir sürüşle geçilebileceğini dile getiren Erdoğan, tüm bu yolların bugün yaklaşık 31 kilometresinin hizmete alındığını, kalanının da en kısa sürede tamamlanarak trafiğe açılacağını kaydetti.

Erdoğan, İyidere Lojistik Limanı’nın da devreye girmesiyle çok sayıda firmanın bu bölgede üretim ve lojistik faaliyetine başlayacağını belirterek, “Böylece dünyanın yıldızı, giderek yükselen bölgesi Doğu Karadeniz’de yavaş yavaş şekillenmeye başlayan büyük ekonomik potansiyelin altyapısını şimdiden kurmuş oluyoruz. Sanayisi ve turizmiyle gelişen bu bölgemizde yaptığımız her yatırımın ülkemize çok ciddi geri dönüşleri olacağından şüphe duymuyoruz. En zor şartlarda dahi fevkalade başarılara imza atan Karadenizli hemşehrilerimin bu imkanları en iyi şekilde değerlendireceğine yürekten inanıyorum.” diye konuştu.

Yarın da Salarha Tüneli’nin açılışını yaparak Rize’nin kuzeyi ile güneyinin birleştirileceğini söyleyen Erdoğan, “Böylece artık Rize’nin gelişme, büyüme, genişleme konusunda hareket alanı fevkalade artacaktır. Yarın açılışını yapacağımız bu eserin de şimdiden şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Ülkenin altyapı projeleri bakımından en zor bölgesi olan Karadeniz’i adım adım hak ettiği eserlere ve hizmetlere kavuşturduklarını dile getiren Erdoğan, sadece bununla kalmadıklarını, bölgenin zorlu coğrafyasının kaçınılmaz sonucu olan afetlere karşı da etkin mücadele yürüttüklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Karadeniz sahili boyunca gerek Giresun, Rize ve Artvin’de gerek Kastamonu ve Sinop’ta yaşanan bütün sel felaketlerinin yol açtığı hasarları kısa sürede ortadan kaldırdıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Büyük yıkımların yaşandığı ilçelerimizi adeta yeni baştan inşa ederek insanımıza sahipsiz olmadığını, devletinin yanında bulunduğunu gösteriyoruz. Kastamonu ve Sinop’ta da inşallah bir yıla kadar tüm bu çalışmaları tamamlamış olacağız. Avrupa’da sel felaketlerinin üzerinden aylar geçmesine rağmen hala hiçbir altyapının çalışmadığının haberlerini siz de televizyonlardan izliyorsunuz. Aynı dönemde biz felaketin ardından 3-5 güne kalmadan gerektiğinde helikopterle jeneratör taşıyarak gerektiğinde askerimizin envanterindeki seyyar köprüleri kurarak insanımıza her türlü hizmeti sağlıyoruz.”

Nerede felaket yaşandıysa orada olduklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama birileri de biz bu adımları atarken ‘Acaba nasıl biz bunların önünü keseriz’ diye buralara geliyor. Bunlarda ar yok, bunlarda haya yok. Bir dikili taşınız olsun. Var mı bunların bir dikili taşı? Yok. Şimdi biz İkizdere’de lojistik tesislerini yapıyoruz, bunlar çıkıyor, Ankara’dan geliyor, bizim bu lojistik tesisin yapımını durdurmak için gayret sarf ediyor. Türkiye’nin değişik yerlerinden ne kadar sol varsa, komünist varsa alıp buraya geliyorlar. Neymiş, bizim önümüzü kesecekler. Siz bu milletin önünü kesemezsiniz, kesemeyeceksiniz. Biz bu tesisleri yapacağız, bu yolları yapacağız, bu tünelleri yapıyoruz, yapacağız. Sizin gücünüz bunların önünü kesmeye yetmez. Yeter ki benim milletim burada dimdik ayakta dursun.”

Ülkesini aşkla sevmek, milletine gönülden vurgun olmak, insanını eşrefi mahlukat sıfatıyla her şeyin üzerinde tutmak gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Ama bunların böyle bir derdi var mı, bunların eşref-i mahlukat diye bir durumu var mı? Biz çok paramız, çok aracımız, çok personelimiz bulunduğu için değil, işte bu anlayışla hareket ettiğimiz için kısa sürede felaketlerin izlerini silebiliyoruz. Allah devlete de millete de zeval vermesin. Rabbim bizleri her türlü beladan, musibetten, felaketten korusun. Rabbim mazlumların duasını alan bu ülkeyi, bu milleti her alanda ve her daim muzaffer eylesin.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 7-8 yılının toplumsal kargaşa çıkarma denemeleriyle, terör saldırılarıyla, siyasi ve ekonomik kumpaslarla, darbe girişimleriyle, son dönemde de salgın ve afetle geçtiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Hamdolsun, tüm bu sıkıntıları milletimizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle birer birer geri bıraktık ancak bu süreçte bir şeye özellikle dikkat ettik. Şartlar ne olursa olsun, ülkemizin demokratik ve ekonomik kalkınmasının yönünün hep yukarı doğru olmasını sağlamak için var gücümüzle çalıştık. Sokaklarımızın kana ve ateşe bulanmaya çalışıldığı terör saldırısına uğradığımızda ertesi sabah hepimiz işimizin başında kaldığımız yerden çalışmaya devam ettik. Darbe girişiminin olduğu gece gün ağarana kadar hainlerle çarpıştık ertesi sabah yine hepimiz önceki akşam bıraktığımız yerden işimize sarıldık.”

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde gece yaşananları hatırlatan Erdoğan şunları kaydetti:

“Bu kardeşiniz, 15 Temmuz’da o FETÖ darbe girişimine uğradığı zaman kalktım Marmaris’ten uçakla İstanbul’a havalimanına geldim. Fakat benden yarım saat önce de Bay Kemal oradan tankların arasından kaçarak Bakırköy Belediyesine gitti ve burada da kahvesini yudumlamaya başladı. ‘Haberim olsaydı ben de orada beklerdim.’ diyor, yalan. Bu zaten ‘Yalancı Kemal’ değil mi, hayatı yalan.”

Erdoğan, Rize’nin “yalan terörü”ne 2023’te en büyük dersi vereceğini dile getirerek, “Bu malum Millet İttifakı diye bir ‘zillet ittifakı’ var ya, bunlara en büyük dersi Rize, hemşehrilerim verecektir. Fakat çok çalışacağız, nerede hemşerilerimiz varsa onların hepsini uyaracağız.” diye konuştu.

Erdoğan, “Ekonomimizi yıkmak için nice alçak saldırıya maruz kaldık, yapılan nobranlıklara ‘la havle’ çekip hemen işimize geri döndük.” ifadesini kullanarak salgın döneminde dünyanın tamamıyla birlikte haftalarca eve kapanmak mecburiyetinde kalınan günlerde dahi çalışmaktan ve üretmekten geri durmadıklarını vurguladı.

Atılan normalleşme adımları ve aşılamada ulaşılan seviye sayesinde ekonominin her alanında elde edilen tarihi başarıların haberlerinin ardı ardına geldiğine dikkati çeken Erdoğan, Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekteki yüzde 21,7’lik büyüme oranıyla dünyada İngiltere’den sonra ikinci en büyük büyüyen ülke olduğunun 1 Eylül’de açıklandığını anımsattı.

Erdoğan, dün de ihracatın tarihin en yüksek seviyesine ulaştığının müjdesiyle güne başlanıldığını belirterek, “Ağustos ihracatımız yaklaşık 19 milyar doları, yılın ilk 8 ayındaki ihracatımız 140,2 milyar doları, 12 aylık ihracatımız da 207,5 milyar doları bularak büyüme rakamlarını elhamdülillah teyit etti. İstihdamda da salgın öncesi dönemi dahi geride bırakan öyle bir seviyeye yaklaştık ki 29 milyonun üzerine çıktık.” bilgisini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Enflasyon sadece bizim değil tüm dünyanın sorunudur. Avro Bölgesi son 10 yılın en yüksek enflasyonuyla baş etmeye çalışıyor. Küresel düzeyde emtia fiyatlarında yaşanan yüzde 25’e yakın artışın etkileri sanayiden tarıma her alanda hissediliyor. Türkiye, salgın ortasında ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek bu tür sıkıntıları hamdolsun ayağının altına almış ve bunları artık geride bırakarak çok daha büyük başarılara yönelme potansiyeli olan bir ülke konumuna gelmiştir.

Nitekim mesela turizmde kısa sürede kayıplarımızı telafi edecek, hatta ötesine geçecek bir seviyeye geldik. Üretimde firmalarımız siparişlere artık yetişemiyor. Bugün sanayi sektöründeki firmalarımızın tek sorunu kapasiteyi genişletmek için yeni makine, mamule dönüştürecek ham madde, istihdam edecek nitelikli insan gücü bulmaktır. Tabii tüm bunları görmek için göz, duymak için kulak, söylemek için dil lazım. Ülkemizde bazılarının gözleri var görmez, kulakları var işitmez, dilleri var hakikati ifade etmeye yanaşmaz. Daha kötüsü, ülkenin ve milletin felaketinden kendilerine çıkar uman bu zihniyetin kalbide kararmış, gönlü de nasırlaşmıştır.”

Hayatlarının her döneminde olduğu gibi bugün de sadece Allah’ın rızasını, milletin sevgisini, insanların duasını bekleyerek eser ve hizmet siyasetiyle çalışmayı sürdürdüklerine işaret eden Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Başladığımız, yükseldiğini gördüğümüz, bitirdiğimiz her proje, her yatırım, her hizmet ülke olarak geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlıyor. Daha 20 yıl önce en küçük bir siyasi, sosyal, ekonomik sarsıntıda, tabii afette yerle yeksan olan bir Türkiye’den krizlerin üstesinden dünyada eşi benzeri görülmemiş bir hızla gelebilen Türkiye’ye ulaştık. Terör saldırılarının, darbe girişimlerinin, küresel salgının, depremden sele her türlü tabii afetin neredeyse ertesi günü hayatı normale, normal düzenine döndürebilecek bir ferasete, birikime, güce, imkana sahip olduk. Rabb’ime böyle bir imtihanı başarıyla vererek büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını bize nasip ettiği için binlerce kez hamdediyorum.”

Erdoğan, 19 yıldır kesintisiz verdiği destek için millete şükranlarını sunduğunu dile getirerek, “Bu ülkede yaşayan 84 milyon olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıktığımız müddetçe Allah’ın izniyle ne bu milletin ne bu devletin üstesinden gelemeyeceği hiçbir engel yoktur.” dedi.

Erdoğan, İyidere-İkizdere Yolu ve Tünellerinin kente kazandırılmasına emeği olan herkesi tebrik ederek hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından kendisine “Tayyip dede” diye seslenen çocukları da yanına alarak beraberindekilerle kurdele kesti ve eserlerin açılışını yaptı.

Erdoğan açılış sırasında şunları söyledi:

“Şu anda tünellerimizin, yolumuzun açılışını yapıyoruz. Biliyorsunuz bunlar medeni oluşumuzun alametidir. Yol medeniyettir ve bu da elhamdülillah bize aittir. Bu tünelleri, bu yolları elhamdülillah bu kadro gerçekleştirdi. Bu kadroda emeği olanlar Binali kardeşim olsun, Adil kardeşim olsun hepsi çok büyük emekler verdiler ve bugünlere böyle geldik. Daha iyi olacağız. Bunlar Bay Kemal’in, Meral’in bunların böyle derdi yok. Bunların bu derdi yok, bunlar gelip yol kesmeye çalışırlar. Bunlara da gereken dersi siz zaten verdiniz, vereceksiniz inanıyorum. Ama unutmayın 2023, çok çalışacağız. Sadece Rize’de değil nerede hemşerilerimiz varsa onlara ulaşacağız.”

Törene Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da katıldı.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanına gelişi sırasında beraberindekilerle bir işletmeyi ziyaret etti.

Referans : www.marmaragazetesi.comwww.yenisafak.comwww.pusulahaber.com.tr

Bahçeliden seçim barajı açıklaması: MHPyi kurtarma hamlesi olarak yorumlayanlar hata yapıyor

Yüzde 7 seçim barajı uzlaşmasıyla ilgili yapılan yorumları değerlendiren MHP lideri Bahçeli, “Televizyon ekranlarındaki tartışma programlarında veya g

Bahçeliden seçim barajı açıklaması: MHPyi kurtarma hamlesi olarak yorumlayanlar hata yapıyor

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim barajının düşürülmesini hedef alan açıklamalara yönelik yazılı bir açıklama yayınladı.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, “Seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesiyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın görüş ve değerlendirmesini müteakiben Milliyetçi Hareket Partisi de aynı doğrultuda kanaat bildirmiş, başkaca bir arayış ve beklentiye gerek olmadığından bahisle siyasi tutumunu Cumhur İttifakı’nın duruşuna müzahir şekilde netleştirmiştir. 1 Eylül 2021 tarihli yazılı basın açıklamamız bu konudaki tavır ve düşüncemizi berrak ölçüde izah ve ifade etmiştir. Niyet okuyuculuğu yapanlar bir kez daha boşluğa düşmüşlerdir” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Televizyon ekranlarındaki tartışma programlarında veya gazete köşelerinde seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesini ‘MHP’yi kurtarma hamlesi’ olarak yorumlayan, bu çerçevede bulanık suda balık avlama seferine çıkan sözde uzman ve kiralık kalemler gafil olmaları bir yana vahim bir hesap hatası yapmışlardır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin baraj kaygısıyla hareket etmediğini, böylesi bir korkuyu taşımadığını ısrarla söylememize rağmen akıl tutulmasıyla malul olanların sakat, sapkın ve sancılı propagandaya tevessül ederek aksini iddia etmeleri hastalıklı bir ruh halinin tezahüründen başka bir manaya gelmemiştir. Ahlak ve güvenirlik barajına takılıp kontrolsüzde savrulan çevrelerin seçim barajı üzerinden partimizin itibar ve haysiyetine leke sürme yarışına girmeleri hem küstahlık hem de kifayetsizliktir. Zillet ittifakına yeminli sözcülükle görevli olanlar, özellikle 16 Nisan 2017 Halkoylamasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesini, 9 Temmuz 2018 tarihi itibariyle bu durumun resmileşmesini anlaşılan hala idrak ve hazmedilmiş değillerdir. Tarihin ve siyasi akışın gerisine düşenler yalan ve iftirayı geçim kapısı görecek kadar zavallı haldedir.”

Bahçeli, “Yeni yönetim sistemi 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçimlerinden sonra tesis edilmiş, işlerlik kazanmıştır. Artık suyu tersten akıtmanın imkanı kalmamıştır.” ifadesini kullanarak, “Siyasete yön veren yeni siyasi kurallar manzumesi devreye girmiştir. Ne kadar yok sayılsa da, siyasi yaklaşımlar ve siyaset kurumu yeniden şekillenmiş, siyaset zeminin ilke ve kurumları yeni baştan tecelli etmiştir. Doğal olarak siyasetin icrasıyla anlayış mizanında yapısal değişiklik ve dönüşümler sağlanmıştır. Kaldı ki, ortak zemin arayışları ve uzlaşma kültürünün sivrilmesiyle yeni bir siyaset alanı belirmiştir. Bu yeni siyaset alanı ve anlayışına ayak uyduramayan siyasi partiler ve makus diğer aktörler elbette milletimizin demokratik tasarrufuna maruz kalacaklar, bu suretle yaptıklarının bedelini ödeyeceklerdir. 2023 yılının Haziran ayında gerçekleştirilecek seçimler buna sahne olacaktır. Yeni yönetim sistemine geçiş süreci başarıyla atlatılmıştır. Bu sürecin siyasi hesap ve önyargılardan bağımsız şekilde yürütülmesi ve yeni sistemin sağlam temeller üzerinde bina edilmesi hususunda Cumhur İttifakı bütün iyi niyet ve yapıcı tavrını göstermiş, buna da devam etmektedir.” diye konuştu.

Bahçeli, açıklamasına şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, milli iradenin adil ve hakkaniyetli biçimde TBMM’ne yansımasının bize göre iki yolu bulunmaktadır: Birinci yol, seçim barajının indirilmesidir. İkinci yol ise siyasi partilerin kurumsal kimliklerini muhafaza ederek seçim ittifakı yapmalarının yasal içeriğe kavuşturulmasıdır. Bilindiği üzere, ikinci yol yasal bir düzenlemeyle hayat bulmuştur. Sırayı ise birinci yolun temini almıştır. Anayasa’nın 67’inci maddesinde seçim kanunları hakkında şu temel hükmün varlığı okuma yazma bilen herkesin malumu olduğu bir gerçektir: ‘Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.’ Bu anayasa hükmü herkes için bağlayıcıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçileceği ve hükümet TBMM’den güvenoyu almayacağı için ‘yönetimde istikrar’ ilkesi kendiliğinden vasat bulmuştur. Bu konuda kafa karıştırıcı veya tartışmaya açık hiçbir taraf da yoktur. Bunun devamında, yüzde 10 seçim barajının korunmasının ayrıca meşru ve siyasi hiçbir gerekçesi de kalmamıştır. Bu kapsamda anayasal norm olan ‘temsilde adalet’ ilkesinin olabilmesi için seçim barajın düşürülmesinden başka bir seçenek görülmemektedir. Millet iradesinin adilane ölçülerde TBMM’ne aynısıyla yansımasının başka bir yöntemi de düşünülemeyecektir. Seçim mevzuatı açısından seçim barajıyla ilgili arayış ve çalışmalarda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yeni bir siyaset denklemini beraberinde getirdiği unutulmamalıdır.”

“Milliyetçi Hareket Partisi’nin hedefi de bunu sağlamaya yöneliktir. Hiç kimse saman altında iğne arama gayretkeşliğine heves etmemelidir.” diyen Bahçeli, “Yüzde 7 seçim barajı üzerinde kurulan yalan ve dedikodu çarkı ilk önce bu çarkı kuranları öğütecektir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın vatan, millet ve demokrasi sevdasını hiçbir görevli provokatör, hiçbir ruhu ve iradesi hacizli siyasetçi ve sözde yazar-çizer takımı tahlil edemeyecek, bunu test etmeye deneyim ve donanımları yetmeyecektir. CHP’sinden HDP’sine, İP’inden diğer marjinal ve ipotekli partilere, aynı zamanda satılmış gazetecisinden ikbal ve çıkar peşinde soluk soluğa koşan şuursuz yorumculara varıncaya kadar baraj konusundaki yürekli, tutarlı ve milli iradenin onurunu korumayla ilgili kararlılığımızı anlamaları imkansızdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla tescillenen yüzde 7 seçim barajı ‘temsilde adalet’ ilkesine derinlik ve canlılık katacak, diğer yandan müfteriler ve zilletsever taife beyhude çırpınışlarıyla yerinde sayacaklardır. Milliyetçi Hareket Partisi’ni merkezine alan ilzam, isnat, asılsız iddia ve ipe sapa gelmez ucube ithamlar aynısıyla sahiplerine alnına kara bir leke gibi yapışacaktır.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı

Kaynak: Haberler.com 

Referans :
www.cayyolu.com.tr
www.varoku.com
sonbirhaber.com

Başa dön tuşu