News

Asya Kaplan Sivrisineği

Loading the player...

Karadeniz için Asya Kaplan Sivrisineği uyarısı

Vücutta yaralara neden olan Asya Kaplan Sivrisineği, İstanbul’un farklı bölgelerinde görülmeye devam ediyor. Ancak uzmanlar, yağışlı iklimi ve yaşanan seller nedeniyle sineğin Karadeniz bölgesi için ciddi bir tehdit haline gelebileceğini belirtiyor.

Karadeniz için Asya Kaplan Sivrisineği uyarısı

Anadolu Ajansı 24.07.2021 – 12:12

Vatandaşları rahatsız eden sivrisinekler, İstanbul’un farklı ilçelerinde de görülmeye başladı

İstanbul’daki tehlike: Asya Kaplan Sivrisineği

Böcekler konusunda uzman bilim insanları, son zamanlarda İstanbul’da görülmeye başlayan Asya Kaplan Sivrisineği’nin, seller ve yıllık toplam yağış miktarları dikkate alındığında Karadeniz Bölgesi’nde de ciddi bir tehdit haline gelme potansiyelinin bulunduğunu bildirdi.Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Kovancı ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Dikmen, Türkiye’de ilk kez 2011 yılında Edirne’nin İpsala ve Keşan ilçelerinde tespit edilen bu sineğin insan sağlığını tehdit eden boyutlarını, alınması gereken önlemleri ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlattı.Prof. Dr. Kovancı, Asya Kaplan Sivrisineği’nin, Güneydoğu Asya’nın tropikal ve subtropikal bölgelerine özgü olduğunu, ilk defa 1894 yılında İngiliz-Avustralyalı entomolog Frederick Askew Skuse tarafından Hindistan’ın kaplanları ile ünlü Bengal bölgesinde bulunduğunu belirtti.NASIL YAYILDI?

Buradan doğudaki Pasifik Okyanusu ile batıdaki Hint Okyanusu adalarına 19. yüzyılda yayıldığını aktaran Kovancı, “Asya Kaplan Sivrisineği, artan seyahatler ve küresel ısınma gibi sebeplere bağlı olarak özellikle 1980’li yıllarda Avrupa (ilk defa 1979’da Arnavutluk), Kuzey Amerika (ilk defa 1985’te Teksas-ABD) ve Güney Amerika (ilk defa 1986’da Brezilya) kıtalarına da dramatik bir şekilde yayılmıştır” dedi.

İLK DEFA YUNANİSTAN SINIRINDA GÖRÜLDÜ

Kovancı’nın verdiği bilgiye göre, sinek Türkiye’de ilk defa Edirne’nin İpsala ilçesinde bulunan Türkiye-Yunanistan sınır kapısında ve Keşan ilçesindeki bir restoran etrafına kurulan sivrisinek yumurtlama tuzaklarında saptandı.

Kovancı, takip eden yıllarda sivrisineğin Türkiye’de hızlı yayılım gösterdiğini, aralarında Artvin, Bursa, Çanakkale, Düzce, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Giresun, Ordu, Rize, Sakarya, Tekirdağ ve Trabzon’un da olduğu çoğu ilde kaydedildiğini bildirdi.

VİRÜS VE PARAZİT BULAŞTIRIYORLarvaların araba lastikleri ve su saklama kapları gibi yapay kaplarda üreme yeteneği kazanması ile Asya Kaplan Sivrisineği’nin banliyö ve kentsel ortamlara adapte olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Kovancı, “Bu türün dişileri insanlardan kan emme yoluyla Dang ateşi virüsü, Batı Nil Virüsü, sarı humma virüsü, Zika virüsü ve Chikungunya virüsü gibi viral hastalıkları insanlara bulaştırmalarının yanında Dirofilaria immitis gibi bazı filarya türündeki nematod parazitlerin insanlara bulaşmasından da sorumludur.” diye konuştu.KARADENİZ İÇİN UYARIProf. Dr. Kovancı, küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde sıcaklık artarken bazı bölgelerinde ise yağışların ve sellerin çoğaldığını söyledi.”Karadeniz Bölgemizde yazın yaşanan seller ve yıllık toplam yağış miktarları dikkate alındığında Asya Kaplan Sivrisineği bu bölgemiz için ciddi bir tehdit haline gelme potansiyeline sahiptir” diyen Kovancı şöyle devam etti: 

“Karadeniz Bölgesi’nde belediyeler tarafından temmuz, ağustos ve eylül aylarında Asya Kaplan Sivrisineği’ne karşı biyosidal ürünlerle yoğun mücadele yapılmasına rağmen Giresun, Ordu, Rize ve Trabzon illerinde popülasyonların hızla artış gösterdiği bildirilmiştir.” EYLEM PLANI HAZIRLANMALIKüresel ısınma sebebiyle sivrisineğin ve buna bağlı bulaşıcı hastalıkların Türkiye’de hızla yayılacağının öngörüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Kovancı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerince ülke çapında Asya Kaplan Sivrisineği ile Mücadele Eylem Planı hazırlanmasının önerildiğini belirtti.

“SADECE YAZIN MÜCADELE YETERSİZ”Kovancı, illere göre biyosidal mücadele takvimi oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Sadece yazın yapılan tedavi edici mücadele yetersiz kalabilir. Böcek ilaçlarının (insektisitler) halk sağlığı ve çevre üzerinde olumsuz etkileri olduğu unutulmamalıdır. Pencere ve kapı sinekliği ile mekanik mücadele, araba tekerlekleri, su kapları gibi bulaşma kaynaklarının yok edilmesi ile habitat kontrolüne dayalı kültürel mücadele, sivrisinek yumurtlama tuzakları ve kairomonlar ile biyoteknik mücadele, sivrisinek balığı ile biyolojik mücadele gibi alternatif mücadele yöntemleri de kullanılmalıdır ” ifadelerini kullandı.İSTİLACI TÜRİstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Dikmen ise bu sivrisineğinin, ana vatanı olan Güneydoğu Asya’nın tropik kuşak bölgelerinden zamanla dünyanın farklı yerlerine taşındığının ve istilacı bir tür olarak yerleştiğinin rapor edildiğini söyledi.Asya Kaplan Sivrisineği’nin insanların yaşadığı yerlerde gece ve gündüzleri aktif olabildiğini belirten Dikmen, şöyle devam etti:”Asya Kaplan Sineği insan sağlığı açısından risk barındıran bir türdür. Çünkü Zika virüsü, Sarı humma, Deng humması, Chikungunya ateşi gibi hastalıkların patojenlerini taşıyabilme potansiyeli barındırmaktadır. Ancak Türkiye’de henüz bu hastalıkların yerel kaynaklı olarak bulaştığına dair bir vaka tespit edilmemiştir.”

NÜFUSUN BİNDE DÖRDÜ ANTİKORLU

Ancak yurt dışı kaynaklı birkaç vaka bildirildiğini söyleyen Dikmen, “Bununla birlikte yapılan bazı genel tarama testi çalışmalarında alınan örneklem içinde nüfusun 1000’de 4’ünde bu tarz virüs patojenlerine karşı antikor oluştuğu tespit edilmiştir. Bu da nüfusumuzda belli oranda bu hastalık patojenlerini barındırdığımızı ancak bunun şimdilik çok ciddi bir risk oluşturmadığını göstermektedir” diye konuştu.

“MÜCADELEDE İYİ BİR STRATEJİ GELİŞTİRMEK ÖNEMLİ”Dikmen, sivrisineklerle mücadelede iyi bir strateji geliştirmenin önemli bir adım olacağını, ilgili sağlık personelini hastalıkların semptomları hakkında bilgilendirmenin, bu sineklerin popülasyonlarını takip etmenin ve farklı mücadele yöntemleriyle bunu kontrol altında tutmanın önemli olacağına değindi.Sivrisineklerle mücadeledeki bazı yöntemleri anlatan Dikmen, “Daha larva aşamasındayken bu sivrisinek yavrularını yiyen doğal düşmanların (çeşitli balıklar, topraktaki bazı yuvarlak solucanlar gibi) sivrisineklerin habitatına bırakılması, yine aynı habitata sivrisinekleri öldüren biyolojik bakteri preparatlarının bırakılması gibi yöntemler onların daha çok fazla sayıya ulaşamadan popülasyonlarının düşmesine yardımcı olacaktır. Bunların yanında çevreye daha az zararlı kimyasal mücadele yöntemleri de popülasyonun çok aşırı artması durumunda kullanılabilir” dedi.Küresel ısınma veya iklim değişiminin hayvan ve böcek popülasyonları üzerindeki etkilerini henüz çok net görmeye başlamadıklarını aktaran Dr. Dikmen, şunları kaydetti:”Şu an yaşadığımız şey, canlıların farklı sıcaklık koşullarında aniden popülasyonlarının artması. Ayrıca ticaret yüzünden ülkeler arasında çok fazla malzeme transferi yapıldığından bu ürünlerin taşınması sırasında pek çok yabancı böcek türünün daha önce görülmeyen ülkelere kazara taşındığına şahit oluyoruz.”

“KONTROLSÜZ ARTIŞ OLABİLİR”

Taşınan yabancı böceklerin gittikleri yerde uygun ortam bulmaları durumunda aşırı çoğalabildiklerini dile getiren Dikmen, “Orada kalıcı hale de gelebiliyorlar. Başka bir ülkeden gelen yabancı bir tür olduğu için onu tüketecek bir doğal düşman da bulunmayabiliyor. Neticede kontrolsüz bir böcek nüfusu artışı meydana gelebiliyor” dedi.

Karadenizde yeni tehlike: Asya Kaplan Sivrisineği

Uzmanlar son zamanlarda İstanbul’da sıklıkla görülen sivrisineklerin, artan yağış miktarı dikkate alındığında Karadeniz Bölgesi’nde ciddi bir tehdit haline gelebileceğini, bu türle mücadelenin etkin bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı.

Karadenizde yeni tehlike: Asya Kaplan Sivrisineği

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Kovancı ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Dikmen, Türkiye’de ilk kez 2011 yılında Edirne’nin İpsala ve Keşan ilçelerinde tespit edilen Asya Kaplan Sivrisineği hakkında bilgi verdi.

Uzmanlar durumun insan sağlığını tehdit eden boyutlarını, alınması gereken önlemleri ve sivrisinekle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlattı.

Türkiye’de 2011’de görüldü

Prof. Dr. Kovancı, Asya Kaplan Sivrisineği’nin, Güneydoğu Asya’nın tropikal ve subtropikal bölgelerine özgü olduğunu, ilk defa 1894 yılında İngiliz-Avustralyalı entomolog Frederick Askew Skuse tarafından Hindistan’ın kaplanları ile ünlü Bengal bölgesinde bulunduğunu söyledi.

Buradan doğudaki Pasifik Okyanusu ile batıdaki Hint Okyanusu adalarına 19. yüzyılda yayıldığını ifade etti.

“Asya Kaplan Sivrisineği, artan seyahatler ve küresel ısınma gibi sebeplere bağlı olarak özellikle 1980’li yıllarda Avrupa (ilk defa 1979’da Arnavutluk), Kuzey Amerika (ilk defa 1985’te Teksas-ABD) ve Güney Amerika (ilk defa 1986’da Brezilya) kıtalarına da dramatik bir şekilde yayılmıştır. Türkiye’de Asya Kaplan Sivrisineği ilk defa 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Öter ve arkadaşları tarafından Edirne’nin İpsala ilçesinde bulunan Türkiye-Yunanistan sınır kapısında ve Keşan ilçesindeki bir restoran etrafına kurulan sivrisinek yumurtlama tuzaklarında saptanmıştır.”

Kovancı, takip eden yıllarda sivrisineğin Türkiye’de hızlı yayılım gösterdiğini, aralarında Artvin, Bursa, Çanakkale, Düzce, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Giresun, Ordu, Rize, Sakarya, Tekirdağ ve Trabzon’un da olduğu çoğu ilde görüldüğünü söyledi.

Türün dişileri viral hastalıkları insanlara taşıyor

Larvaların araba lastikleri ve su saklama kapları gibi yapay kaplarda üreme yeteneği kazanması ile Asya Kaplan Sivrisineği’nin banliyö ve kentsel ortamlara adapte olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Kovancı, “Bu türün dişileri insanlardan kan emme yoluyla Dang ateşi virüsü, Batı Nil Virüsü, sarı humma virüsü, Zika virüsü ve Chikungunya virüsü gibi viral hastalıkları insanlara bulaştırmalarının yanında Dirofilaria immitis gibi bazı filarya türündeki nematod parazitlerin insanlara bulaşmasından da sorumludur” dedi.

Karadeniz için Asya Kaplan Sivrisineği uyarısı

Prof. Dr. Kovancı, küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde sıcaklık artarken bazı bölgelerinde ise yağışların ve sellerin çoğaldığını söyledi.

Kovancı, “Karadeniz Bölgemizde yazın yaşanan seller ve yıllık toplam yağış miktarları dikkate alındığında Asya Kaplan Sivrisineği bu bölgemiz için ciddi bir tehdit haline gelme potansiyeline sahiptir. Karadeniz Bölgesi’nde belediyeler tarafından temmuz, ağustos ve eylül aylarında Asya Kaplan Sivrisineği’ne karşı biyosidal ürünlerle yoğun mücadele yapılmasına rağmen Giresun, Ordu, Rize ve Trabzon illerinde popülasyonların hızla artış gösterdiği bildirilmiştir” değerlendirmesini yaptı.

Küresel ısınma sebebiyle sivrisineğin ve buna bağlı bulaşıcı hastalıkların Türkiye’de hızla yayılacağının öngörüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Kovancı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün ilgili birimlerince ülke çapında Asya Kaplan Sivrisineği ile Mücadele Eylem Planı hazırlanması önerildiğini açıkladı.

İstilacı bir tür

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Dikmen ise bu sivrisineğinin, ana vatanı olan Güneydoğu Asya’nın tropik kuşak bölgelerinden zamanla dünyanın farklı yerlerine taşındığının ve istilacı bir tür olarak yerleştiğinin rapor edildiğini söyledi.

Dikmen, sivrisineklerle mücadelede iyi bir strateji geliştirmenin önemli bir adım olacağını, ilgili sağlık personelini hastalıkların semptomları hakkında bilgilendirmenin, bu sineklerin popülasyonlarını takip etmenin ve farklı mücadele yöntemleriyle bunu kontrol altında tutmanın önemli olacağına değindi.

“Taşınan yabancı böcek uygun ortam bulup çoğalabiliyor”

Küresel ısınma veya iklim değişiminin hayvan ve böcek popülasyonları üzerindeki etkilerini henüz çok net görmeye başlamadıklarını söyleyen Dr. Dikmen, ülkeler arası taşımacılığın ve transferlerinde böcek türlerinin farklı ülkelere taşınmasına sebep olduğunu dile getirdi.

“Şu an yaşadığımız şey, canlıların farklı sıcaklık koşullarında aniden popülasyonlarının artması. Ayrıca ticaret yüzünden ülkeler arasında çok fazla malzeme transferi yapıldığından bu ürünlerin taşınması sırasında pek çok yabancı böcek türünün daha önce görülmeyen ülkelere kazara taşındığına şahit oluyoruz. Böyle durumlarda bazen taşınan yabancı böcek orada uygun şartlar bulup çok aşırı çoğalabiliyor ve hatta orada kalıcı hale gelebiliyor. Başka bir ülkeden gelen yabancı bir tür olduğu için onu tüketecek bir doğal düşman da bulunmayabiliyor. Neticede kontrolsüz bir böcek nüfusu artışı meydana gelebiliyor.”

Agresif kaplan sivrisinekleri nerelerde etkin, korunma yolları neler?

Hastalık taşıyabilen ‘agresif’ kaplan sivrisinekleri tehlikesi büyüyor. Kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Agresif kaplan sivrisinekleri nerelerde etkin, korunma yolları neler?

dünya

Bu haberi paylaş

Sivrisinekler, sıcak yaz gecelerinin rahatsız edici yanı olarak görülür. Hele bu istilacı ve hastalık taşıyan bir tür olan Asya kaplan sivrisineği ise sağlığınızdan bile olabilirsiniz.

Son yıllarda başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerinde görülen kaplan sivrisineği, özellikle Avrupa’da giderek artan bir sağlık sorunu haline gelmeye başladı.

Başta dang humması ile zika virüsü gibi hastalıklar taşıyan ve oldukça agresif olan sivrisinekler, iklim krizinin bu tür canlıların üremesi için yarattığı uygun ortamı ve yayılması için gereken ulaşım imkanlarının gelişimini de düşünürsek, uzun bir süre daha bizimle olacağa benziyor.

Sivrisineklerin taşıdıkları hastalıklarla yılda bir milyon insanı öldürdüğü tahmin ediliyor.

Aslen Güneydoğu Asya’ya özgü olan ve Aedes albopictus olarak da bilinen sivrisinek, gövdesinde ve bacaklarında bulunan beyaz renkli şeritlerle diğer türlerden ayırt edilebilen, kan emici bir sivrisinek türüdür.

Ayrıca sıradan sivrisineklere göre daha küçükler.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Öter kaplan sivrisineklerin yaklaşık 4-5 yıldır İstanbul’da düzenli olarak gözlemeye başladıklarını ve yerleşik bir tür haline geldiklerini söylüyor.

Bu türün bildikleri sivrisineklerden gerek biyolojik gerekse morfolojik olarak çok farklı olduğunu aktaran Öter, “Yeni yerleştiği bölgeye çok iyi adapte oluyor. Bizim yerli türlerin, evlerde dolaşan sivrisineklerin popülasyonlarını baskılıyor. O bölgedeki ekolojik dengeyi bozuyor. Bu anlamda besin zincirini yok ettiği için kendi yükseliyor popülasyon olarak” diyor.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) yakın tarihli bu haritası da Akdeniz ülkelerindeki kaplan sivrisineklerinin tahmini oranını gösteriyor.

Haritada sivrisineklerin İstanbul, Doğu Karadeniz ve Ege’nin bir kısmında yerleştiği belirtiliyor.

Kaplan sivrisinekleri Fransa’da ciddi bir problem haline gelmiş durumda. Geçen yıl Fransız parlamentosu tarafından hazırlanan bir rapor, yayılmalarının önümüzdeki on yıllar boyunca “büyük bir sağlık riski” oluşturacağı konusunda uyarıda bulunuldu.

Bu türün kendine has taşıyabildiği 20’ye yakın hastalığın bilindiğini ancak birinci dereceden sorumlu tutulduğu hastalıkların Chikungunya ve dang humması olduğunu dile getiren Öter de “Her iki hastalık da ilginç bir şekilde İtalya ve Fransa’da görüldü. İstanbul için çok erken bunları söylemek. Daha henüz o kadar popülasyona ulaştığını düşünmüyoruz” dedi.

Kaplan sivrisinekler aslında iyi uçucular değil. Dolayısıyla, ülkeler arası hareketi uçarak değil, yumurtalarının pasif olarak taşınmasıyla oluşuyor.

Dolayısıyla onlardan korunmanın ilk yolu, durgun su birikintilerinden kurtularak üremelerini durdurmak.

Bu haberi paylaş

Asya Kaplan Sivrisineği

Asya kaplan sivrisineği nedir, Asya kaplan sivrisineği neden tehlikelidir ve nasıl korunabiliriz gibi merak edilen sorulara bu yazıda yanıt bulabilirsiniz.

Asya Kaplan Sivrisineği

Asya Kaplan Sivrisineği Nedir?

Günümüzde salgın hastalıkların hayatın tüm alanında ciddi sonuçlar doğurması, bu konuya verilen önemin artmasına neden olmuştur. Son 10 yılda çeşitli enfeksiyon etkenlerinin dünya çapında yaygınlaştığı söylenebilir. Küresel çapta iş ve ticaret modellerinin ve ulaşım imkanlarının gelişmesine bağlı olarak, farklı biyolojik etkenler de ilk olarak görüldükleri coğrafi bölgelerden dünya geneline yayılım göstermiştir. Bu biyolojik etkenlerin en önemlilerinden bir tanesi ise Asya kaplan sivrisineği olarak adlandırılan sivrisinek türüdür.

Asya kaplan sivrisineği veya Aedes albopictus; Güneydoğu Asya’ya özgü, gövdesinde ve bacaklarında bulunan beyaz renkli şeritlerle diğer türlerden ayırt edilebilen, kan emici bir sivrisinek türüdür. Bu sivrisinek türü, insanlar başta olmak üzere, köpek ve kuş gibi hayvanlardan beslenebilir. Özellikle son yıllarda, kıtalararası gümrük mallarının taşınması ve ulaşım imkanlarının gelişmesi sonucu, Asya kaplan sivrisineği de sadece Güneydoğu Asya’da sınırlı kalmayarak başta Avrupa olmak üzere diğer Batı ülkelerine doğru yayılım göstermiştir.

Asya kaplan sivrisineğinin sağlık açısından tehlikeli olmasının en büyük sebebi bu sivrisineğin ısırığıyla bazı ciddi viral enfeksiyonların insanlara geçme ihtimalinin bulunmasıdır. Bu enfeksiyonlar, insanda çok ciddi hastalıklara neden olan ve sivrisineğin diğer bölgelere yayılmasından önce genellikle karşılaşılmayan türden enfeksiyonlardır. Bu enfeksiyonlar arasında Dang ateşi (Dengue Fever) virüsü, Batı Nil virüsü, sarı humma virüsü, Zika virüsü ve Chikungunya virüsü yer alır. Viral enfeksiyonların dışında, bu sivrisinek türü, bazı filarya türündeki parazitlerin insana bulaşmasından da sorumludur.

Asya kaplan sivrisineğinin Avrupa ve diğer bölgelere yayılması, bahsedilen viral enfeksiyonların insan sağlığını ciddi tehdit etmesi ve mevcut durumda etkili tedavi yöntemlerinin kısıtlı olması nedeniyle, bu sivrisinek türünün yol açtığı enfeksiyonlar, son yıllarda endişe yaratan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülmektedir.

Asya kaplan sivrisineği ısırığı sonucunda bazı ciddi enfeksiyonlara neden olan virüsler, kan dolaşımına karışarak insanda hastalığa neden olur. Bu virüsler şu şekilde sıralanabilir:

Dört farklı virüs ailesine bağlı olarak gelişebilen Dang ateşi hastalığı; yüksek ateş, baş ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yaygın eklem ağrısı, cilt döküntüleri ve yüksek ateşe bağlı epileptik nöbetler (havale) gibi belirtilerle kendini gösterir. Çocuklar ve gençlerde hafif semptomlarla geçirilebilen bu hastalık, yetişkinlerde daha ağır şekilde seyredebilir. Bu hastalık bir kez geçirildiğinde o etkene karşı ömür boyu bağışıklık kazanılsa da diğer etkenlere bağlı olarak kişide yeniden Dang ateşi ortaya çıkabilir.

Virüsün bulaşmasının ardından iki hafta içerisinde ateş, halsizlik, eklem ve kas ağrıları, görme bozukluğu, felç ve koma gibi ciddi belirtiler ortaya çıkar. Bu hastalık, özellikle beyin fonksiyonlarının gitgide bozulması şeklinde kendini gösterir.

Bu hastalık, bulaştan altı gün sonra belirti vermeye başlar. Bu belirtiler arasında, baş ağrısı, halsizlik, ateş, titreme ve eklem ağrısı yer alır. İlerleyen dönemde, ciddi karaciğer yetmezliği ile beraber, karın ağrısı, idrarda azalma, epileptik nöbetler, yaygın kanama ve kalp ritim problemleri de görülebilir. Hastalığın ölümcül sonuçlara yol açabileceği unutulmamalıdır.

Sağlıklı yetişkinlerde hafif seyreden Zika virüsünde en büyük risk faktörünü hamilelik sırasında anne adayının enfekte olması sonucu kan dolaşımı aracılığıyla virüsün anne karnındaki bebeğe bulaşma ihtimali oluşturur. Bu durumda, gelişme dönemindeki bebekte mikrosefali (baş küçüklüğü), beyin gelişiminin engellenmesi, büyüme ve gelişme geriliği görülebilir. Bazı durumlarda, bu virüs düşük ve hatta ölü doğuma neden olabilir.

Sivrisinek ısırığını takip eden 3 ila 7 gün içerisinde ateş, eklem ağrısı, baş ağrısı, döküntü gibi semptomlarla başlayan bu hastalıkta, Dang ateşinde olduğu gibi belirtiler gittikçe şiddetlenir. Özellikle yeni doğanlar, 65 yaş üstü yetişkinler ve başka hastalıkları bulunan kişilerde, bu hastalık hayatı tehdit edici boyuta ulaşabilir. Bu hastalığın bir kez geçirilmesi, virüse karşı ömür boyu bağışıklık sağlar. Chikungunya virüsünün bulaştığı kişiler, sivrisinek tarafından tekrar ısırıldığında, virüs sivrisineğe tekrar geçerek başka kişilere bulaşabilir.

Hayvanlarda ve insanlarda hastalığa neden olabilen bu parazitler, özellikle kanlı öksürük, göğüs ağrısı, ateş ve akciğerde sıvı toplanması gibi belirtilerin görülmesine yol açar. Buna bağlı olarak, özellikle akciğer hasarının görüldüğü durumlarda, hastalık ölümcül olabilir.

Bu sivrisinek türünden bulaşan enfeksiyonların kesin ve etkin bir tedavisi bulunmamaktadır. Genellikle hastalık esnasında gelişen belirtilerin hafifletilmesine yönelik bir tedavi planı çizilir. Ayrıca, hastalık neden olan etkenlere karşı da henüz etkili bir aşı bulunamamıştır. Sadece sarı humma virüsüne karşı aşı geliştirildiği söylenebilir.

Bu nedenle, bahsedilen hastalıklarla mücadelede en etkili yöntemin Asya kaplan sivrisineği ısırığından korunmak olduğu söylenebilir. Kişisel olarak bu sivrisineğe karşı alınabilecek yöntemler şu şekilde sıralanabilir:

•Bu sivrisineğin yoğun olarak görüldüğü bölgelerde, dışarıda geçirilen zaman sınırlandırılmalıdır.

•Asya kaplan sivrisineğinin uzaklaşmasını sağlayacak sivrisinek kovucu ürünler kullanılabilir. Bu ürünlerin hamile bireyler tarafından da güvenle kullanılabilmesi önemli bir kriterdir. Ancak, bu ürünler çocuklarda el, göz, ağız gibi bölgelere sürülmemeli ve açık yara üzerine uygulanmamalıdır.

•Kol ve bacakları koruyacak şekilde uzun ve kalın kıyafetler tercih edilmelidir.

•Bebek arabalarının üst kısmı, sivrisineğin gelmesini engelleyecek şekilde ağ veya koruyucu bir kılıfla örtülmelidir.

•Kıyafetler yüksek sıcaklıkta yıkanmalı ve permetrin gibi parazit öldürücü ilaçlarla dezenfekte edilmelidir. Ancak, permetrinin cilde temasından kaçınılmalı ve bu konuda kullanım talimatlarına uyulmalıdır.

•Kapı ve pencerelere sivrisineklerin eve girmesini engellemek için sineklik takılmalıdır.

•Evin içerisinde sivrisineğin içeri giremeyeceği şekilde havalandırma yöntemleri tercih edilmelidir. Ayrıca, seyahat sırasında, bu havalandırma yöntemlerinin kullanıldığı otellerin tercih edilmesi de büyük önem taşır.

Asya Kaplan Sivrisineği, Karadenizde tehdit yaratabilir

Uzmanlar şimdiden Türkiye’nin birçok yerinde görülen Asya Kaplan Sivrisineği türüne karşı uyarılarda bulundu. Bu sineklerin artışı ilerleyen günlerde halk sağlığını tehdit edebilir.

Asya Kaplan Sivrisineği, Karadenizde tehdit yaratabilir

Asya Kaplan Sivrisineği, Karadeniz'de tehdit yaratabilir

Tam Boyutta Gör

Uzmanlara göre yakın zamanda İstanbul‘un farklı yerlerinde görülen Asya Kaplan Sivrisineği, ilerleyen günlerde ciddi bir tehdit haline gelebilir. Uzmanlar bu sineğin daha çok yağışlı iklimlerde tehdit oluşturabileceğini ve bu açıdan Karadeniz Bölgesi‘nde bu sineğe dikkat etmek gerektiğini söylüyorlar. 

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Kovancı ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Dikmen, bu sineğin ilk olarak 2011 yılında Edirne‘nin İpsala ve Keşan ilçelerinde görüldüğünü söylüyor. Dahası dikkat edilmezse bu sineğin insan sağlığına zarar verebileceğini de ekliyorlar. 

Kovancı, ilk defa 1894 yılında İngiliz-Avustralyalı entomolog Frederick Askew Skuse tarafından Hindistan‘ın kaplanları ile ünlü Bengal bölgesinde tespit edilen bu sineğin, esasen Güneydoğu Asya‘nın tropikal ve subtropikal bölgelerine özgü bir tür olduğunu söylüyor. 

Edirne’den önce Yunanistan’da görülmüş olan Asya Kaplan Sivrisineği’nin, oraya da Yunanistan’dan geçtiği düşünülüyor. Öte yandan sinek daha şimdiden Artvin, Bursa, Çanakkale, Düzce, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Giresun, Ordu, Rize, Sakarya, Tekirdağ ve Trabzon‘da görüldü bile. Prof. Dr. Kovancı bu sineklerin kan emme yoluyla Dang ateşi virüsü, Batı Nil Virüsü, sarı humma virüsü, Zika virüsü ve Chikungunya virüsü gibi viral hastalıkları insanlara bulaştırmalarının yanında, Dirofilaria immitis gibi bazı filarya türündeki nematod parazitlerin insanlara bulaşmasına da sebep olabileceğini söylüyor. 

Ayrıca Bkz. “Sivas’ta kene kaynaklı 200’e yakın vaka var”

Kovancı küresel ısınma kapsamında yağışların ve sellerin arttığı Karadeniz Bölgesi’nde bu sinek türü için ayrıca dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Bu anlamda Prof. Dr. Kovancı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü‘nün ilgili birimlerince ülke çapında Asya Kaplan Sivrisineği ile Mücadele Eylem Planı hazırlanması gerektiğini belirtiyor. 

Hiper gerçekçi dijital kedi

Karadeniz için Asya Kaplan Sivrisineği uyarısı

Vücutta yaralara neden olan Asya Kaplan Sivrisineği, İstanbul’un farklı bölgelerinde görülmeye devam ediyor. Ancak uzmanlar, yağışlı iklimi ve yaşanan seller nedeniyle…

Karadeniz için Asya Kaplan Sivrisineği uyarısı

Böcekler konusunda uzman bilim insanları, son zamanlarda İstanbul’da görülmeye başlayan Asya Kaplan Sivrisineği‘nin, seller ve yıllık toplam yağış miktarları dikkate alındığında Karadeniz Bölgesi’nde de ciddi bir tehdit haline gelme potansiyelinin bulunduğunu bildirdi.

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Kovancı ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Dikmen, Türkiye’de ilk kez 2011 yılında Edirne’nin İpsala ve Keşan ilçelerinde tespit edilen bu sineğin insan sağlığını tehdit eden boyutlarını, alınması gereken önlemleri ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlattı.

Prof. Dr. Kovancı, Asya Kaplan Sivrisineği‘nin, Güneydoğu Asya’nın tropikal ve subtropikal bölgelerine özgü olduğunu, ilk defa 1894 yılında İngiliz-Avustralyalı entomolog Frederick Askew Skuse tarafından Hindistan’ın kaplanları ile ünlü Bengal bölgesinde bulunduğunu belirtti.

Buradan doğudaki Pasifik Okyanusu ile batıdaki Hint Okyanusu adalarına 19. yüzyılda yayıldığını aktaran Kovancı, “Asya Kaplan Sivrisineği, artan seyahatler ve küresel ısınma gibi sebeplere bağlı olarak özellikle 1980’li yıllarda Avrupa (ilk defa 1979’da Arnavutluk), Kuzey Amerika (ilk defa 1985’te Teksas-ABD) ve Güney Amerika (ilk defa 1986’da Brezilya) kıtalarına da dramatik bir şekilde yayılmıştır” dedi.

Kovancı’nın verdiği bilgiye göre, sinek Türkiye’de ilk defa Edirne’nin İpsala ilçesinde bulunan Türkiye-Yunanistan sınır kapısında ve Keşan ilçesindeki bir restoran etrafına kurulan sivrisinek yumurtlama tuzaklarında saptandı.

Kovancı, takip eden yıllarda sivrisineğin Türkiye’de hızlı yayılım gösterdiğini, aralarında Artvin, Bursa, Çanakkale, Düzce, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Giresun, Ordu, Rize, Sakarya, Tekirdağ ve Trabzon’un da olduğu çoğu ilde kaydedildiğini bildirdi.

Larvaların araba lastikleri ve su saklama kapları gibi yapay kaplarda üreme yeteneği kazanması ile Asya Kaplan Sivrisineği’nin banliyö ve kentsel ortamlara adapte olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Kovancı, “Bu türün dişileri insanlardan kan emme yoluyla Dang ateşi virüsü, Batı Nil Virüsü, sarı humma virüsü, Zika virüsü ve Chikungunya virüsü gibi viral hastalıkları insanlara bulaştırmalarının yanında Dirofilaria immitis gibi bazı filarya türündeki nematod parazitlerin insanlara bulaşmasından da sorumludur.” diye konuştu.

Prof. Dr. Kovancı, küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde sıcaklık artarken bazı bölgelerinde ise yağışların ve sellerin çoğaldığını söyledi.

“Karadeniz Bölgemizde yazın yaşanan seller ve yıllık toplam yağış miktarları dikkate alındığında Asya Kaplan Sivrisineği bu bölgemiz için ciddi bir tehdit haline gelme potansiyeline sahiptir” diyen Kovancı şöyle devam etti: 

Referans :
www.ntv.com.tr
www.trthaber.com
tr.euronews.com
www.medicana.com.tr
www.donanimhaber.com
tr.sputniknews.com

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu