News

Kilo Vermenizi Engelleyen 7 Neden

Loading the player...

Kilo vermemizi engelleyen 10 neden

Kilo vermemizi engelleyen 10 neden

1) Günün gerekli kalori içeriği hakkında yanlış fikir

Pratik olarak yürümüyorsanız, ancak araba kullanıyorsanız ve asansörü merdiven çıkmak yerine tercih ediyorsanız, spor salonunda 1 saat boyunca iki veya üç egzersiz yapmak diyetinizi artırmanıza izin vermez. Erkekler ve kadınlar için günlük kalori alımı aşağıdadır:

Erkekler – günde 1700 kalori

Kadınlar – günde 1500 kalori

· Küçük bir fiziksel aktivite yaparken erkekler – 2300, kadınlar – 2000 kalori.

2) Sık sık “ısırma”

One cake or cookie with Kahve while talking to a colleague, plus 100 calories at once. So every day for a few additional, invisible calories and in a year, perhaps, add extra weight – about 5 kg per year.

3) Televizyon veya bilgisayar karşısında yemek yemek

Kendiniz veya aileniz / arkadaşlarınızla mahremiyet içinde yiyin. Televizyon veya bilgisayar karşısında mekanik olarak yenen yiyecekler kasıtlı değildir.

4) Kaçak yemek

Yavaş yemeyi, yiyecekleri iyice çiğnemeyi unutmayın.

5) iştahsız yemek

You need to listen to your body, and eat only when your body sends signals. If it does not signal readiness to eat, then you should not run to food yet. Ask yourself if you want to eat an elma ya da armut – if not, then you are not hungry and you should keep yourself busy so as not to pounce on cookies and candies from idleness.

6) aşırı yemek

Yemek artık neşe ve zevk getirmediğinde, bu, yemeği tamamlamak için bir sinyal olduğu anlamına gelir. Yiyeceklerin ilk lokmaları bir sıcaklık ve tokluk hissi verir, kaybolur kaybolmaz – durma zamanıdır.

7) Aile üyeleri için yemek yemek veya fazladan bir kısmı nasıl atlayacağını bilmemek

Hayır demeyi öğrenin. Artık yiyecekleri atmak veya misafirperver ev sahiplerinizi saygısızlıkla kırmak istemediğiniz için ilk başta zor olacaktır. Ancak burada kendiniz hakkında düşünmeye ve daha önemli olan sonuca varmaya değer: başkalarının veya kendinizin görüşü.

8) Öğün atlamak

Günde 3 kez yiyin (mükemmel 5 kez). Bir öğünü kaçırmış olsanız bile, kaçırılan alımın kalori içeriği ile takip alımınızı artırmayın. Süpermarket gezileri ve ardından kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri için yemek hazırlamak için yeterli zamanınız yoksa, yapıcıyı kullanabilirsiniz. İLKÖĞRETİM.

9) düşük kalorili ve az yağlı yiyeceklerde hile yapmak

Genellikle normal olanlardan çok daha fazla yağsız yiyecekler yiyebileceğiniz düşünülür. Bu yanlış! Az yağlı miktarın iki/üç/dört katı kadar normal bir öğün yemek yemek daha iyidir.

10) Gece yemekleri

The body also wants to rest. The last meal should be 2-3 hours before bedtime. If you still want to eat, then in 1 hour eat something light: a salad or a glass of fermented süt product. Remember that in the morning you need to wake up hungry, and happily have breakfast and gain strength for the whole day.

Metabolizmayı yavaşlatan ve kilo vermeyi zorlaştıran 6 önemli neden!

Arkadaşınız yıllardır hiç diyet yapmamasına rağmen hep aynı kiloda kalıyor. Siz ise “su içsem yarıyor” şeklinde yakınan grupta yer alıyorsunuz. Peki, kulağa hiç adil gelmeyen bu probleminiz metabolizma hızınızın yavaş çalışmasından kaynaklanıyor olabilir mi?

Metabolizmayı yavaşlatan ve kilo vermeyi zorlaştıran 6 önemli neden!

İlerleyen yaş, genetik faktör ve kadın olmak gibi değiştiremeyeceğimiz risk faktörleri metabolizma hızını olumsuz etkileyen etmenlerin başında gelseler de, sıkça yaptığımız hatalı alışkanlıklarımız da bu tablodan sorumlu oluyor. Yanlış alışkanlıklarımızdan vazgeçtiğimizde metabolizma hızımızın yeniden yükselmesinin mümkün olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel metabolizmanın hızını yavaşlatan alışkanlıklar hakkında önemli bilgiler verdi:

Metabolizmayı hızlandırmanın en iyi 11 yolu

Mevsimler değiştiğinde, beynimiz insülin direncini artırması için vücudumuza sinyaller gönderiyor. Karaciğerimiz buna bağlı olarak yağ üretimini hızlandırıyor ve böylece yağ dokusu ile diğer dokular kış mevsimine hazırlık olarak yağ depolamaya başlıyor. Vücut yağ depolamasını artırıp kas dokusu paralelinde azalma gösterdiği için de metabolizmamız kış aylarında daha yavaş çalışıyor. Buna bir de hatalı alışkanlıklarımız eklenince hız daha da düşüyor ve kilo almak kaçınılmaz hale geliyor.

Aşırı düşük kalorili diyetler metabolizmayı olumsuz etkileyen etmenlerin başında gelir.  Bunun nedeni ise düşük kaloriyle beslenen kişilerde vücudun açlık durumunu fark etmesi ve birçok kimyasal süreçleri enerjiden tasarruf etmek için yavaşlatması. Bu nedenle yo-yo diyeti (kısa sürede kilo verilen ve dikkat edilmediği taktirde tekrar alınan diyetler biçimi ) uygulayan kişilerin metabolik hızları uzun vadede olumsuz yönde etkilenebiliyor.

Metabolizmayı yoran 7 diyet hatası ve Zayıflamak için yapılan yanlışlar

Vücudumuzdaki kas dokusu ne kadar çok olursa, bazal metabolizmamız da o kadar hızlı oluyor. Bunun nedeni ise kas dokusunun yağ dokusunun aksine metabolik olarak aktif olması, istirahat halinde bile enerji kullanması. Kadınların metabolizmalarının erkeklerden daha yavaş çalışmasının en önemli sebebi, vücuttaki kas miktarının daha az olması. Kadınların vücutlarındaki kas dokusu az, yağ dokusu ise erkeklere göre daha fazla. Kilo verme amacıyla yapılan egzersizlerle artan kas dokusu metabolizma hızını yükseltiyor.

Egzersiz metabolizma hızını, yükseltmekle kalmaz, bu etki egzersizden birkaç saat sonra da devam eder. Metabolizma, bir otomobil motoru gibidir. Dinlenme sırasındayken rölantide çalışır, hareket etmeye başladığında enerji harcar ve daha hızlı hareket ettiğinde daha fazla yakar. Dolayısıyla sürekli egzersiz yapıldığında metabolizma hızı asla eskisi kadar düşük olmaz. Bu yüzden ne kadar sık egzersiz yaparsanız metabolizma hızınız o kadar yüksek olacaktır. Uzmanlar da bu etkisinden dolayı haftada en az 3-4 gün 30 dakikanın üzerinde ve kişinin sağlık durumuna uygun egzersizler tavsiye ediyorlar.

Kilo vermek veya kilo almamak için günde sadece bir öğün yemek de metabolizmayı yavaşlatıyor. Bu durum metabolizmayla ilgili hormon olan insülinin etkisinden dolayı oluyor. İnsülin, kandaki glikoz seviyeleri arttığında salınıyor. Daha sonra hücrelere enerjiyi bırakıp bırakmayacaklarının sinyalini veriyor, böylece yağ olarak depolanacak miktarı etkiliyor. Vücudumuz, büyük bir öğünde, küçük bir atıştırmalıktan daha fazla insülin üretiyor. Bu yüzden çok yemek yediğimizde daha fazla insülin üretiyoruz, bu da daha fazla enerjinin yağ olarak depolanmasına neden oluyor.

Sonuçta hem kilo alımına hem de metabolizmanın yavaşlamasına yol açıyor. Bu yüzden mutlaka düzenli saatlerde 3 ana öğünü, porsiyon kontrolü yaparak ve her besin örüntüsünde olacak şekilde düzenleyerek almalısınız. Gerekli durumlarda sağlık durumunuza göre, uygun besinlerle ara öğün eklemeleri yapabilirsiniz.

Kışın metabolizmayı hızlandırmak için öneriler ve 10 pratik yöntem

Alkol karaciğerde parçalanıp yağ aktarım mekanizmalarını etkiliyor, bu nedenle kan dolaşımında daha fazla yer kazanabiliyor ve daha fazla yağ olarak depolanıyor. Vücutta yağ dokusu arttıkça kas dokusu azalıyor, buna paralel olarak metabolizma yavaşlıyor.

Ürettiği tiroksin hormonu sayesinde tiroit bezi metabolizmanızın anahtarını oluşturuyor Tiroksin seviyesi metabolik kimyasal reaksiyonların ne kadar hızlı veya yavaş olduğunu belirliyor. Aşırı aktif bir tiroit ile daha fazla kalori yakarsınız, bu nedenle zayıf, sinirli ve çok aktif olma eğilimi gösterirsiniz. Aksine daha yavaş bir tiroit, metabolik hızının çok yavaş olduğunu gösteriyor. Bu da sizin kilolu ve daha yavaş hareket eden bir kişi olmanıza yol açabiliyor.

YAZIYI PAYLAŞ

Neden kilo veremiyorum? Kilo vermeye engel olan hastalıklar nelerdir?

Uzun süredir diyet yapmanıza rağmen hiç kilo veremiyorsanız bunun sebebi hastalık olabilir! Bazı hastalıklar kilo vermeyi engelleyerek hızla kilo almanıza sebep

Neden kilo veremiyorum? Kilo vermeye engel olan hastalıklar nelerdir?

Uzun süredir diyet yapmanıza rağmen hiç kilo veremiyorsanız bunun sebebi hastalık olabilir! Bazı hastalıklar kilo vermeyi engelleyerek hızla kilo almanıza sebep olabilir. Peki kilo vermenizi engelleyen hastalıklar nelerdir?

Sağlıklı ve fit bir vücuda sahip olmak için birçok insanın uyguladığı diyet programı vardır. Ancak pek çok insan bu diyet programlarına uymalarına hatta spor ile desteklemelerine rağmen kilo veremiyorlar. Bunun sebebi diyetlerde yapılan hatalar ya da sağlık sorunlarınız olabilir. Düzenli diyet yapmanıza rağmen kilo veremiyorsanız hasta olabilirsiniz.

HANGİ HASTALIKLAR KİLO VERMENİZİ ENGELLER?

* Hormonel Bozukluklar;

Trioit ve insülin hormonunun dışında leptin hormonu, büyüme hormonu, aldesteron, progesteron, prolaktin, kortizol, ghrelin gibi hormonlar vücudun dengesini sağlıyor. Hormonal bir bozukluğun ortaya çıkması durumunda metabolizma etkilenir ve diyet yapılsa bile kilo vermek güçleşir.

Anormal iştah artışları, açlık ve tokluk mekanizmasında bozukluklar, adet düzensizlikleri, sağlıksız besin tercihleri, uyku bozuklukları, vücutta şişlikler ve ağrılar diyet sürecini olumsuz etkilediği gibi kilo kaybını da önleyebilir.

* Kansızlık;

Özellikle kadınlarda sık görülen kansızlıkta, vücutta demir düşükken, metabolizmanın taleplerini karşılayacak kadar enerji toplamak zor olur. Bunun sonucunda yorgunluk, uyuşukluk ve sinirlilik problemleri gelişebilir. 

* Polikistik Over Sendromu;

Doğurganlık çağındaki kadınlar arasında sık görülen hormonal bir bozukluktur. Adet döngüsünde düzensizlik veya uzamış periyodlar, tüylenmede artış, akne ve obezite bu sendromda sıklıkla görülen problemlerdendir. Polikistik Over Sendromunun kilo artışına etkilerinden biri insülin direnciyle meydana geliyor. İnsülin direncine ek olarak yumurtalıklarda üretilen testosteronun artması da kilo artışını etkiler.

* Hipotiroidi;

Tiroit, boynun ön kısmında bulunan metabolizmayı doğrudan kontrol eden farklı hormonları üreten ve salan küçük bir bezdir. Hipotiroidi hastalığında tiroit bezi düzgün çalışmıyor. Sonuç olarak yetersiz miktarlarda tiroit hormonu üretiliyor ve metabolizma yavaşlıyor. Metabolizma yavaşlarsa zayıflamak oldukça güçleşir. Depresyon, yorgunluk, eklem ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, azalmış tat, kırılgan saç ve tırnaklar hipotiroidinin diğer belirtileridir.

* Cushing Sendromu;

Cushing Sendromu, kortizolün aşırı üretilmesi veya kortizolün anormal regülasyonu ile karakterize edilen metabolik bir hastalık. Vücutta çok faz kortizol olması özellikle vücudun orta bölümünde yüzde sırt üstünde ve omuzlar arasında aşırı kiloya neden olabilir. Cushing Sendromu kilo vermeyi zorlaştırmanın dışında ek olarak yara iyileşmesinde gecikme, yorgunluk, kaslarda güçsüzlük ve baş ağrısı gibi problemlere de sebep olabilir.

* İnsülin Direnci;

Kan dolaşımında glikoz azaldığında, pankreastan insülin salınımı durduruluyor. İnsülin direnciniz varsa hücreler insülin hormonun hareketine iyi yanıt vermez. Sonuç olarak, bu hücreler glikozu düzgün seviyeleri de pankreastan insülinin sürekli salınmasını tetikliyor. Bu durum kan dolaşımında ve enerji açlığı olan hücrelerde yüksek insülin ile glukoz düzeylerine neden oluyor. Sonuç, kilo kaybını engelleyebilecek açlık artışı ve alınan kilolar olur.

DİYET YAPARKEN YAPILAN HATALAR

Her hangi bir hastalığınız olmadığı halde kilo veremiyorsanız bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. Diyet yaparken yapılan hataların bir kısmını sizler için araştırdık…

* Öğün atlamak;

Yapılan en büyük hatalardan biridir öğün atlamak.  Öğün atladığımızda, kan şekeri seviyesi düşer. Bu da, tatlı besinlere olan ihtiyacı arttırır, sizin acıkmanıza neden olur. Ayrıca az ve sık yemek yemek metabolizmanızın da sürekli çalışmasını sağlayacaktır. Böylece vücudunuz tükettiğiniz bütün besinleri harcama çabasına girecektir. Metabolizmanız sürekli çalışacaktır. Araştırmalar, kahvaltı etmeyenlerin, günün ileriki saatlerinde daha çok kalori aldıklarını ispatlıyor.

* Kaçamak yapmak;

Diyetinizi harfiyen uyguladığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Eğer buna rağmen  hala kilo vermiyorsanız, o zaman yediklerinizin miktarını kaçırıyor olabilirsiniz. Mesela çayın yanında yediğiniz o 2 tane bisküviyi, ya da doğum günü partisinde elinize tutuşturulan pastayı, ağzınıza attığınız bir avuç fıstığı, ya da yediğiniz grissinileri saymayı unutuyorsunuzdur belki, yada farkında olmadan atıştırıyorsunuzdur. Ama bunlar biriktikçe, kilo verememenizin sebebi olup çıkıverirler. Eğer kilo verememekten şikayet ediyorsanız, bir beslenme günlüğü tutun ve yiyip içtiğiniz her şeyi yazın. Haftanın sonunda, eğer dürüstçe her yiyip içtiğinizi yazdıysanız, niye kilo veremediğinizi göreceksiniz.

* Bazı besinleri tamamen hayatımızdan çıkartmak;

Diyet denilince çok sevdiğimiz çikolata,tatlı,kuruyemiş,meşrubat,  vb gibi bazı besinleri kesinlikle yememek gelir. Amacınız yaşam şeklinizi değiştirmek olduğu için bu besinleri hayatımızdan tamamen çıkarmak yerine tüketim sıklığını ve miktarını azaltmak yeterli olacaktır. Yapmanız gereken  şu: Sevdiğiniz besinlerden ufak bir porsiyonu arada bir yemek. Haftada 1-2 kez kendinize sevdiğiniz bir besinden bir porsiyon yeme hakkı tanıyın.

* Egzersiz yapmamak;

Egzersiz metabolizmanızı hızlandıracağından, daha kısa sürede kilo vermenize yardımcı olacaktır. Haftada yapacağınız 25-30 dakikalık tempolu yürüyüşlerin size faydası çok olacaktır. Asansör yerine merdiveni kullanmak, toplu taşıma araçlarından erken inmek ve eve, işe yürümek, bisiklete binmek diğer aktiviteler arasında alıyor.

* Her gün tartılmak;

 Sağlıklı bir tartım; haftada 1 kez, aynı tartıda, sabah kalkınca aç karnına ve tuvalete çıktıktan sonra (dışkılama sonrası), giysisiz yapılır. Unutulmaması gereken bir nokta;kadınların aylık periyotlarda yaşadığı adet dönemi öncesi vücudunun su tutmaya başlaması; bu da tartıda 0.5-2 kg gibi fark ettirebiliyor. Adet döneminin 4. gününden itibaren yavaş yavaş su tutumu çözülmeye başlar. Biz buna yalancı kilo diyoruz. Mevsime göre, hormonlarınızın durumuna göre su tutumu değişebilmektedir. Bunun dışında kabızlık durumunuz, kullandığınız bir ilacın vücudunuzda su tutmaya yol açması, tuzlu besinleri fazla tüketmeniz yüzünden veya bol su içmediğiniz için de vücudunuz su tutabilir. Bu sebeple, zaman zaman kilo almadıkları halde, almış gibi hissederek endişelenirler. Bu da diyeti zorlaştırır.Çünkü kişi kilo veremediğini düşünerek demoralize olur ve kilo veremediğini düşünerek diyeti bırakabilir. Başarılı bir diyette kilo kaybı yavaş ve daha kalıcıdır.

* Light ürünlerin tüketiminin sınırsız olduğunu düşünmek;

Diyetlerde yapılan en büyük hatalardan biriside kalorisi azaltılmış ürünlerin (light ürünlerin) tüketiminin sınırsız olduğunu düşünmek. Oysaki bu besinlerinde tüketilmesi gereken miktarlar sınırlıdır ve belirli oranlarda kalori içerirler.

* İçeceklerde de kalori olduğunu unutmak;

Sağlıklı şekilde beslenip, abur cubur tüketmiyor olabilirsiniz ama özellikle bol miktarda sodalı içecek ve meyve sularından tüketip, kremalı kahve içip, kahve ve çaya şeker koyuyorsanız, kilo vermede gene problem yaşayacaksınız demektir.

* Porsiyon miktarını ayarlayamamak;

Porsiyon ölçmek, insanı diyetten soğutan bir başka konu. Buradaki problem şu: Diyet birkaç hafta sıkı sıkıya uygulandıktan sonra, diyeti yapan kişi porsiyonların miktarını artık bildiğinden emin olarak, buna eskisi kadar özen göstermemeye başlıyor. Tabii bu arada, porsiyon miktarı farkına varılmadan giderek artıyor. Bunun önüne geçmek için, markette alışverişinizi yaparken, ihtiyaç duyduğunuzdan fazlasını satın almayın. Eğer ekmeği kalın dilimlemek gibi bir eğiliminiz varsa, o zaman da dilimlenmiş ekmeği alın.

Kilo vermenizi engelleyen 15 neden

Her şeyi doğru yapıyorsunuz ama yine de kilo veremiyorsanız belki bunun başka bir nedeni vardır. İşte kilo vermenizi engelleyen nedenler…

Kilo vermenizi engelleyen 15 neden

Tatlandırıcılar??Kilo almamak için sürekli şeker yerine tatlandırıcı kullanıyor olabilirsiniz. Fakat yapılan araştırmalar yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımı konusunda vücudu kandırdığını ve bu nedenle de daha fazla şeker kullanma isteğini ortaya çıkardığını gösteriyor.

Sebzeler??Sebzelerinizi ve salata malzemelerinizi iyi yıkadığınızdan emin olmalı ve organik olarak yetiştirilmiş olanları seçmelisiniz. Hormonlu sebze ve meyvelerden uzak durmalısınız. Bunlar sizi de tıpkı sebzeler gibi şişirecektir.

Yağ oranı düşük yiyecekler??Yağ oranı yüksek ve düşük yiyecekler arasında aslında sanıldığı kadar çok fark yoktur. Yoğurt, süt ya da peynirde bu oran önemliyken yağ oranı düşük bir kek yemekle yağ oranı yüksek olanı yemek arasında hiçbir fark yoktur.??6. Meyve suları??Früktoz seviyesi yüksek olan meyve suları iştahınızı açar. Bu nedenle taze meyve suyu içmek ya da meyve yemek çok daha yararlıdır.?7. Stres??Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol eder ve sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi de budur.

8. Öğün atlamak??Her yemek yediğinizde metabolik hızınız iki saat içinde yüzde 20 – 30 artar fakat öğünleri atlarsanız metabolizmanız yavaşlar. Özellikle de kahvaltı yapmamak en büyük problemdir ve gece boyunca yüzde 5 yavaşlayan metabolik hızınız bir daha yemek yiyene kadar aynı hızda kalır.

9. Toksinler??Karaciğer vücudun yağ yakan organıdır ve eğer alkol gibi toksinlerle doluysa yakma işlemi için daha yoğun çalışarak çok enerji harcar ve yorulur. Bu nedenle içki içerken yağ ya da şekeri çok fazla tüketmemeye dikkat etmelisiniz.

10. Salata??Diyet yaptığınız için salata yemeyi tercih edebilirsiniz fakat salatayı dışarıda yiyecekseniz soslu bir salata yememelisiniz. Çünkü özel soslarla yapılan bu salataların kalori bakımında bir hamburgerden çok da farkı yoktur.11. Doğum gününüz??Kış mevsiminde doğduysanız baştan kaybetmiş olma ihtimaliniz yüksek çünkü yapılan araştırmalar kış bebeklerinin obeziteye daha yatkın olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi ise daha yavaş çalışan bir metabolizmaya sahip olmaları.

12. Doğum kontrol??Doğum kontrol haplarının içinde bulunan progesteron türevi maddeler vücutta su tutulmasına neden olabilirler. Bu etki kişiden kişiye değişmekle beraber, biriken madde ‘su’ olduğundan, kalıcı bir kilo değişikliği yapması beklenen bir yan etki değildir. Yine haplar beyinde açlık merkezine etki ederek iştah artışına neden olabilirler.

Uyku düzeni??Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla daha fazla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

Evlilik??Yeni evli çiftler hep evlendikten sonra kilo aldıklarından şikâyet ederler. Bunun nedeni ise birlikte bir yaşam paylaşma sonucu her şeyi aynı anda yapma isteğidir. Fakat söz konusu yemek olunca bu yanlıştır eşinizle aynı miktarda ya da aynı şeyleri yemeden de mutlu bir evliliğe sahip olabilirsiniz.

15. Tiroid sorunu??Sürekli yorgun hissediyorsanız, kilo almaya başladıysanız ve sürekli üşüyorsanız tiroidiniz tembelleşmiş olabilir. Bu da metabolizmanızın daha yavaş çalışmasına neden olur. Bunun için bir uzmana başvurun ve balık, fındık gibi yararlı besinler almaya dikkat etmelisiniz.

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorum yapmak için GİRİŞ YAPMANIZ gerekmektedir

Dikkat!Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya dabenzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kilo Vermeyi Engelleyen Besinler Nelerdir? Yazısı İle İlgili Tekzip

Kilo Vermeyi Engelleyen Besinler Nelerdir? Yazısı İle İlgili Tekzip | Diyetisyen ve Yaşam Koçu Tuğba Yaprak konu ile ilgili bilgiler verdi. Kilo verememek günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biridir. Bireyin genetik

Kilo Vermeyi Engelleyen Besinler Nelerdir? Yazısı İle İlgili Tekzip

Diyetisyen ve Yaşam Koçu Tuğba Yaprak konu ile ilgili bilgiler verdi. Kilo verememek günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biridir. Bireyin genetik yapısı, hareketsiz yaşam sürdürmesi ve kötü beslenme alışkanlıkları yaşam kalitesini etkileyerek hem mental hem fiziksel olarak bireyi olumsuz etkiler. ”Diyet” kelimesi ilk akla geldiğinde düşük kalori alımını anımsatabilir. Ancak sanılanın aksine alınan kalorinin metabolizma hızınıza uygun olmasının yanı sıra gün içerisinde tüketilen besinlerin içerikleri ve hangi sıklıkla tüketildiği de önem taşımaktadır. Diyet sürecinde kilo vermenize engel olan besinleri gelin birlikte inceleyelim;

Et, balık, tavuk, patates gibi kızartılmış gıdalar yanma işlemine maruz kalır ve trans yağları oluşturur. Bu yağlarla hazırlanan besinler kandaki kolestrol seviyesini olumsuz yönde etkiler. En çok cips, fast food gibi hazır veya paketli gıdalarda karşımıza çıkar. Kötü kolestrolü arttırarak birçok hastalığın oluşumuna sebep olan kızartılmış gıdalar, içerdiği doymuş yağ sayesinde kilo vermeyi yavaşlatır. Tip 2 diyabete yakalanan ve kilo vermede en çok zorlanan grup olarak bilinen insülin direncine sahip bireylerin besin tüketim kaydında sürekli kızarmış gıda tükettiğine rastlanılmıştır. Kilo verme sürecinizi hızlandırmak adına kızartma yerine ızgara/ fırında/ haşlama gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

Beyaz un ve beyaz unla yapılan; pasta, kek çörek, beyaz ekmek gibi lif içeriği düşük besinler kan şekeri düzensizliklerine neden olur. Bu da çok çabuk acıkılmasına, açlık ataklarımızın oluşmasına ve gün içerisinde çok daha fazla kalori alımına neden olur. Rafine işlemine maruz kalan un karbonhidrat ve nişasta açısından zengin bir besin . Lif, mineral ve vitamin bakımından fakir olan un hızlı sindirime uğradığı için açlık hissinin oluşma sürecini hızlandırıyor. Bununla beraber oluşan açlık durumu kilo verme sürecini malesef yavaşlatıyor. Günlük beslenmemizde çavdar, tam buğday, tam tahıl, kepek veya yulaf unlarını tercih ederek kilo verme sürecimize destek olabiliriz.

Günlük alınması gerekenden fazla tuz tüketimi vücutta sodyum dengesini bozarak dokular arasında su tutulmasına ve buna bağlı ödem oluşumuna neden olur. Bozulan sodyum dengesi vücudun kalsiyum işlevlerini engelleyerek yağ yakım sürecinde yavaşlamalar olmasına yol açar. Ödem artışına bağlı olarak tartıda olduğunuzdan fazla çıkmanız ise psikolojik olarak sizi strese sokar. Bu yüzden kilo verme sürecine yardımcı olmak adına günlük alınan tuz miktarı sınırlandırılmalı ve yüksek tuz içeriğine sahip olan şarküteri ürünleri, turşu, konserve ve salamura tarzı besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Şekerin fazlası vücudumuzda karaciğer tarafından yağ olarak depolanmaktadır. İdeal bel ölçüsünün üzerinde olan ve göbek bölgesinde yağlanma olarak bilinen elma vücut tipli bireylerin fazla şeker tükettiği yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Fruktoz ve glukozdan oluşan bu yapı vücudumuzun ihtiyacı olan sağlıklı besin değerlerini içermez. Fazla şeker tüketimi insülin salınımını arttırdığından bölgesel yağlanmaya neden olmaktadır. Bu yüzden günlük beslenmemizde basit şeker alımından kaçınmalı bunun yerine kompleks karbonhidrat kaynaklarından faydalanmalıyız.

Gazlı içeceklerin içerisinde bulunan şeker, insülin salgılanmasını arttırır ve kan şekerinde düzensizliklere yol açar. Gün içerisinde asitli içecekler çok tüketildiğinde kişide halsizlik, hızlı acıkma, daha fazla şekerli ve gazlı içecek tüketme isteği ve tatlı isteklerini kontrol edememe gibi sorunlar görülmeye başlanır. Asitli içecekler yüksek dozda fruktoz ve glukoz şurupları içerdiklerinden kalp hastalıkları, diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara davetiye çıkartır. Asitli içeceklerin şişelerinde bulunan Bisfenol A (BPA maddesi ) reçineyle çevrilidir ve bu madde vücudun iç salgı bezlerine zarar verir. Vücudun metabolik işleyişini bozarak kilo vermeyi engelleyen bariyerleri oluşturur. Bu süreçte maden suyu, ayran, şekersiz ev yapımı limonata gibi içecek tercihlerini benimseyerek asitli içecekleri hayatımızdan çıkarabiliriz.

İsmail Kemaloğlu NİSAD (Nişasta Sanayicileri Derneği)Genel Sekreteri tarafından “Kilo Vermeyi Engelleyen Besinler Nelerdir” konulu yazıda geçen,  fruktoz şurubu (nişasta bazlı şeker) hakkında yer alan yanlış algıyı düzeltmek amacıyla tekzip talebinde bulunmuştur.

Tekzip Konusuyla ilgili yazı şöyle; “12.04.2021 tarihinde internet sitemizde yayınlanan “Kilo Vermeyi Engelleyen Besinler Nelerdir” başlıklı haberde, SayınTuğba Yaprak’ın fruktoz şurubu (nişasta bazlı şeker) hakkında yaptığı açıklamaları okuduk. Bu açıklamalarda yer alan yanlış algıya neden olacak bilgileri düzeltmek amacıyla Türkiye nişasta sanayini temsil eden en büyük kuruluş olan Nişasta Sanayicileri Derneği (NİSAD) olarak sizinle nişasta bazlı şeker hakkındaki güncel akademik verileri paylaşmak istedik.

Haberde “Asitli içecekler yüksek dozda fruktoz ve glukoz şurupları içerdiklerinden kalp hastalıkları, diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara davetiye çıkartır.” ifadeleri kullanılıyor.Nişasta bazlı şekerin bileşimi kullanılacağı uygulamaya göre değişse de, sofra şekeri gibi glikoz ve fruktoz şekerlerinden oluşur. Sakaroz ya da sofra şekeri birbirine bağlanmış glikoz ve fruktozdur, yani %50 glikoz ve %50 fruktozdan oluşur. Nişasta bazlı şekerin içinde ise fruktozun oranı %42 ile %55 arasında olup, gerisi glikozdur. İnsanlar enerjilerini karbonhidrat, protein ve yağlardan alır. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA yetişkinlerde ve çocuklarda karbonhidratların toplam enerji alımının %45-60’ı arasında olması gerektiği bilgisini içeren kılavuzlar yayınlamıştır

(1).Aşırı kilo ve obezite riski tek başına diyetin şeker içeriğine değil alınan ve tüketilen toplam kalori miktarına (enerji dengesine) bağlıdır.

(2) Son bilimsel raporlar şeker alımının tek başına diyabete neden olmadığı sonucuna varmıştır. Şekerin iştahta bir artışa, tokluğu azalttığına veya diyabete neden olduğuna dair doğrudan bir kanıt yoktur.

(3)Normal bir diyetin parçası olarak tüketildiğinde fruktoz içeren şekerler kan basıncını yükseltmez.

(4) Güncel çalışmalar yüksek fruktoz alımı ile trigliseridseviyeleri, BKI, bel çevresi

(5) arasında veya toplam enerji alımının %14’üne kadar olan fruktoz alımlarının hipertansiyon

(6) vakalarıyla ilgili olduğuna dair bir ilişki göstermemektedir.Vücut serbest fruktoz ile glikozu veya aynı şekerlerin sakaroz ve nişasta bazlı şekerden gelen halini tamamı ile aynı şekilde emer. Bu nedenle nişasta bazlı şekerin bir bileşeni olarak tüketilen fruktozunmetabolik anormalliğe yol açması veya aynı kaloriye sahip bir diyette diğer şekerlere göre daha fazla kilo alımına neden olması mümkün görünmemektedir.

(7) Bu bilgiler değerlendirildiğinde, toplam şekerin bir parçası ya da serbest şeker olarak bulunmasından bağımsız olarak, beslenme ile alınan fruktozun olumsuz sağlık etkilerine yol açtığına dair yeterli kanıt yoktur.

(8)Ticari bir amaç gütmeden çalışan bir kurum olarak yanlış algılamayı bilimsel gerçeklerle düzeltmeyi ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi bir sorumluluk olarak kabul etmekteyiz. Bilimsel kanıtlar çerçevesinde, açıklamaları tekrar gözden geçirmenizi bekliyor ve kamuoyuna karşı sorumluluğunuz kapsamında düzeltmenizi diliyoruz. NİSAD olarak, nişasta ve nişasta ürünleriyle ilgili tüm bilimsel kaynaklarımızı sizinle paylaşmaktan memnuniyet duyacağımızı bilmenizi isteriz.

Referans :
tr.healthy-food-near-me.com
www.medikalakademi.com.tr
www.yasemin.com
www.kibrispostasi.com
rayhaber.com

Başa dön tuşu