SÖZLER

Cahit Zarifoğlu Şiirleri – Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

En Güzel ve Kısa Cahit Zarifoğlu Aşk Şiirleri Abdurrahman Cahit Zarifoğlu 1940 yılında dünyaya gelmiştir

Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olan şair küçük yaşlarda şiir yazmaya başlamıştır. 1987 yılında hayata gözlerini yuman Zarifoğlu arkasında çok değerli eserler bırakmıştır. Bu içeriğimizde tıpkı Cahit Zarifoğlu sözleri içeriğinde olduğu gibi Cahit Zarifoğlu en kısa ve güzel aşk şiirlerini derledik. İçindekiler 1. Anılar Defterinde Gül Yaprağı 2

? Soru İşaretlerinden Biri 3

Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

Sultan 4. Arzıhal 5. Aşka Dair 6. Aylak Göz 7. Ayna 8

Bir Sahil Yoklaması 9

Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

Kutsal Mavi Çocuk Şiiri 10. Güneş İnip Suya Dokun 11. Yar 12. Saç 13. Ölü Atlar 14

Onun İçin 15

Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

Uyarılan Şair Cahit Zarifoğlu Şiirleri; 1. Anılar Defterinde Gül Yaprağı Anılar Defterinde Gül Yaprağı Gibi Unutuldum Kurudum Başıma Düştü Sevda Ağı Bir Başıma Tenhalarda Kahroldum. Sen Kimbilir Rüzgarlı Eteklerinle Kimbilir Hangi İklimdesin Ben Sensiz Bu Sessizlikle Deliler Gibiyim Sensiz Bu Sessizlikle. Ayrılıkla Başım Belada Gözlerini Çevir Gözlerime Yoksa Ben Sensiz Bu Sessizlikle Deli Gibiyim Sensiz Bu Sensizlikle

2. ? Soru İşaretlerinden Biri Zulumdur dinlenen başlarsa eğilmiş Gömleğin üzerine kadar çıkmış kalbteki kara leke Dikilsen dağların ötesini tutar elin Bir iki tank çer çöp olmuş gözüne perde Petrol ya da banker sellerinde boğuluyorsun Külçe külçe dolar ya da sefalet secden olacak yerde O eski kadim iklim kimbilir nerde sürer Perişan birkaç evde kimbilir veliler dilinde Oturup konuşalım şunu

Bulsun kelimem kelimeni Eğer uyku daha aziz esirlik daha ehven değilse Bir deli akıl çırpınıyor aramızda Rızık korkusu can korkusu baş mesele Çıplan dünyadan çıplan ve gövdenden O büyülü çiçekleri yol arın bir kere Başını eğmiş zalimleri dinlersin Dersin ‘lokmam ellerinde’ Filistin bir sınav kağıdı Her mü’min kulun önünde De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır De isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine 3

Sultan Seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat boş geçti Geri kalan korkulu Her adımım dolu olsa İşe yaramaz katında Biliyorum Bağışlanmamı diliyorum 4

Arzıhal Çiledinmi Dünya tutar inilemen Ne saltanatı dünya pahada Ne kalbi altın mezarı şöhret Yer şahit Alevli hüzünlerdin mevla için Ne altın yıllar verdin hep Dirilsin diyordun ve yöneliyordu binlerle Kapkara parlak ışıklı ve ışıtan göz Kıvırcık utangaç ve uçurumlardan güvenlere götüren Ve yalın Henüz gelmiş gibi kınından Ve altın yıllar verdiğin hep Ve ağır ağır çeviriyordun O dalgın ve ağır yüzünü devrin Yuya yuya o güzel Elçiye Ne altın yıllar verdiğin hep Biriki bronz kişi konabilseydi önüne Ve ne altın yıllar daha çiledin Artık yalnız değil adımların Şimdi daha iri doğuyor sabahları Horantası bir hayli arttı güneşin Kişinin güzelliği ağa ustalarına göre güzeldir senin köylü olayım o uzak iklimleri erişilmez beldeye bakabilemezdik senin götürmen olmasa şu küçücük kalbte (yaman halimiz helal ettiremezsek) nice hakkın yüklü

5. Aşka Dair Öyle sofralar gördüm ki İnsan kasları vardı tabaklarda O eğik gövdeler önünde yalnızlık Her şeyi birbirinden uzağa çarpıyordu Bir kadın Bir erkek Gizlice soluyordu Bir erkek av arkadaşından Av durgunluğu gibi gösterip saklayarak Kamışlıktaki sazların arasından Ilık ve yapışkan fısıltıları Ayırarak alarak Urgan gibi bedenine doluyordu Her şeye benzeyebilirken o Hiçbir şey benzemezken ona o ünlü borazan Başlarsa saçlarımızın diplerinden Üfürmeye.-Yırtıcı bir hayvan Kimliği yapışır yakamıza Bir erkek mi o Göle yatmış bir güneş demetinde O mor ışında Bir köpek ölüsü gibi yatan Hızla kayan Yoksa bir yaban ördeği gölgesi mi 6

Aylak Göz Erkenden aşındırır aşkını Odaların köşelerine zamansız oturur Duyarsa bir çocuğun Oyundan çağrıldığını Başının her seferinde döndüğü kumarı Gönlünü bir tarzla kurularken kazanır Anlarsa yenilen bir kadının Darda kaldığını Kendi kendine ardaşak kaçağı Arada bir bakınır ne yaptığına Süresiz kıpılır tablolara yan gelir Ve oturdu mu bir masaya Hakkını verir çay içmenin Bu adam kitapların uçlarına Çizilmiş itilmiş resim Korkmadan yaşar tebessüm gösterir Ağır başıyla nöbet alır Dağdan kaçar şehri çevirir Ve bırakır gönlünü bir tazı sıçramasına Erkenden aşındırır aşkını Anlamaz bir kadının Süresiz kapılıp yan geldiği tablolara Severek tebessüm attığını Ağır başıyla kopar dağdan Nöbet alır şehri devirir 7

Ayna Ve gözüm eşyamda değil Yoruldum maddemden Ta ki dünya bitti Köşk kurdum sakin oldum Dehlizsiz ve tabakasız Kör bir hayvan gibi Rızkına etiyle yanaşan Karanlık bir evdir gövdem Güneşte asla karanlık yoktur dediler Ve onlar yoluna cihet ettim vatan tuttum Büyük yeni bir hayat bildim Yeni yeni bildim yoksa ölüyordu bir şey Bir insan binası yıkılıyordu durmadan 8. Bir Sahil Yoklaması Bir kaç balıkçı belirdi Başları kollarının üzerine eğilmiş Dinler gibi oltalarıyla balık dilini Martı kendiyle halkalanır: haydi ana sen karadan ben kumsaldan Sen bulgur çuvalından peynir ceresinden nice yufka ekmeği külekten kış yemişini şireyi tahta sandıktan aç misafir sofralarını nişe kokularıyla Çamaşırı bakır leğenlerde dengele taş mutfaklarda arınırken odun ateşiyle ısınan sağlam sularda Ben birden kıyıya çekilmiş sığ sularda taşlarda çırpınan kofana Bir kaç balıkçı daha belirdi Gözleri ellerinin üzerinde siperlenmiş Nöbetini bekler gibi kaderin 9

Kutsal Mavi Çocuk Şiiri Ellerin çıktı ve göğün ortasına geldi Tarlada Bakışı gittikçe yer toprağına Çakılan Bu kadar beklerken habersizdi Ve hatta onlar da habersizdiler Sular mı anladı Dağlar mı sezdi Yoksa birdenbire bir çiçek mi Bir gün Herhangi bir an Ama bir çelik an Her şey Ve hepsi başlarını kaldırdılar Ve hemen ellerinin gölgesi düştü yüzlerine Karmakarışık belirsiz uzun Geçti ve geçti gölgesi Zerdüşt’ün ayaklarından bir kartalın 10

Güneş İnip Suya Dokun Bir ara neydi o bulutlar Somurtkan dudakları yere sarkan Arkasında deniz alev alan adam Çehrem sarsılıyor bakmaktan Güneş inip suya dokun Nehre yaslanıp baş aşağı koşan bir yaşlı ağaç ol 11. Yar Toprağın yutkunmasıdır Benden yere Özümün yeryüzüne Kaçmasıdır sevmem Doğa sevmeni bekler İster ki göveresin Yari görünce çökesin Kavi eğilsin boynun Eğilirken diklenmeyi bilmelisin Sen ine taşır yücelere Ya gökyüzünde gördüğün çehre Bulutların bir oyunu Hilesi mi yıldızların Hep severek Ve yücelerek de Ben’im bir yalnızlık haberiyle İklimsizliğe doğru Uçarak Ufalmaktadır 12

Saç Zili – siz geldiniz -pamağınız durunca a saçlısı biraz karşınızda Ama durun uzun zaman önce daha sizinle karşılaşmadan dört köşeli kavşaktaki odada çook uzun daha dikdörtgen masa duruyor. Korkuyu her şeyden çok orda Bir de zil sesinizi alınca Daha size banyoyu Havasız banyoyu açmadan Korkuyu götürüp kilere Kum torbasının içine tutuyor. Oyuncak saklı gelişinizle küçük yamyam ağızlı yassı alnını her gülüşün içinde tutan yontma biçimiyle a saçlısı karşınızda hemen a saçlısı daha her şeyi anlaşılmadan daha siz ona aydınlanmadan geçici bir bilardo alanında kuzgun hançerli sakal gibi el içen donuk solgun kaçışlı sevmeye ve sevdirmeye bir erke biçimi geyik salmış a saçlısı durunca güvercinli kapıda mesela oldukça bir viyanadan meçhul bir bayın göğe yaslanan şapkasıyla elverişli çay sergisi 13

Ölü Atlar Karışık bir iç deniz bunalımı Zafersiz bir kalyonda Ölümün her anki hatırasından uzak İnsanı her halinden tanıyan Sakat bir ölü atlar alıcısı Ucuza kilitlenmiş bir dağ ceylanı Ancak bir tabuyu öldürecek bir zamanda Göğün bütün ön görmelerinden uzak Fenerler tutulup tekmeler atılan Önemli bir es çağ tanrısı Telaşla yenilen analarda kayboluşları Sevgisiz kalan babalarda Lekesiz bir güneşle ancak Çocuğunu sardığı bezler arınan Ağrıtmaz sanılan bir yaşamak şarkısı İkisinden birini örter kanadı Durulmayıp tebessüm ettirilen şarkıda Sevinçsiz canlara dayanmak Her an bir başka ışıksızı arayan 14

Onun İçin Dün kalabalıkta Sevmekten yorulmaktayım

Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

Yalpalyan bir sarhoş var Şimşek vuruyor onu bir çırpıda Seçip vuruyor Fırtına çevreği de buluyor emiyor Yılışık nemli bir şehvetle arzulanıyor Bahar ayartıyor onu Köprüde insanlardan yükselen buhar Camların çiğneyip salonlara kustuğu sıcaklık Sevmek yapışkan insan teri İnsan kılı memesi kokarak Kollarını eklemlerini yalıyor seni ve şimdi aşkın evinde iki yabancı insan misina tutmaktan tuzlu sudan birbirini duyamaz olmuş iki parmak gibi yatıyor İstanbulda Suadiye mezarlığında Yorgun uzman bir kalp Kimbilir hangi kanlarda akıyor gövdemiz Kimbilir kimin damarlarında hızlandırıyor sözlerim Bir bohça aralanır çağırır üfürür – sıcak ve tüterek Irmak denize boşaltır dağlardan kaçırdıklarını Atın birden nalları dökülür – delice koşarken yine de Bilki şöminenin içinden Yanmış kül olmuş yine de Seni gözlemekteyim Bir kadın bir baş kesiyor gördüklerim Bir kadın kendiyle oynuyor Kendine ve çocuklarına parçalanarak Soğuk sıcak yanıp donarak Dar koridorda yay gibi vınlar Ve duşa varamadan Ufak kırmızı lambadan erikler yağar Bir göz bir çağırma bir dur akar Geri dön azarlandın Koltuğa otur şöminenin içine bak Şimdi hızlan ve hızlandır 15

Uyarılan Şair Bakımlı parkların görgülü ağaçları eli yüzü düzgün kibar dalları Sarı yaprakları günışığını sarınmış bırakmamış Banklardan her birinde gündüzden kalma bir koku Bir kedi miyavlar yalnızlık hakkında elinde bir belgeyle geçer Yakın denizde bir derinlik kokusu ve kımıldayan bir ölüm duygusu Ve deniz Onun sularda olmayan bir sesle mendireğin iri kayalarına yalvarışı Işıklarını takınmış zillerini kapamış son ada vapuru Haydi ay da sulara kaysın denize yaysın gümüş dantelasını Bir şair olarak geç karşılarına Bir de sevgili yavrula kalbinin minicik seslerinden Yavaş yavaş boğulan Hafif bir de sarhoşluk özlemiyle kendini Parktan anladığın dostluğa ver Bir miktar da elbette ağlamak istersin Saçın kararmış yakından neşeli insanlar geçmiştir Haydi toprağa çök de ağla Ve bre Başının üstüne uykular çağıran adam Kendi yamanevinden habersiz dam özleyen adam Bu şehrin gecesinde bulduğun safiyet şeytandan Deniz ve vapurlar ay ve ağaçlar ne de kedi Ne de elin ayakların duydukların gerçek yerlerinden değil Şimdi geç bunları geç parkları geç Hepimizin yırtılır gibi olan ağzına bak Yazdıkların şiir değilse kalsın Cennetse sevdan çık dışarı Solgun ışıklar Sessiz ağaçlar parklarla O cümbüş gecesini de tak peşine Yazdığın şiir değilse bırak bunları kalsın…

Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri Cahit Zarifoğlu Şiirleri - Cahit Zarifoğlu’nun En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri
Ana Kaynak: NeOldu Platformu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu