Magazin

20:07 Yamantürk bir kez daha Beşiktaş Divan Kurulu Başkanı oldu

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi Divan Kurulunda Açıklama Yaptı

Beşiktaş Başkan Ahmet Nur Çebi, Divan Kurulu’nda açıklama yaptı. Çebi, Sinan Engin’in Sergen Yalçın iddialarını yanıtlarken, Önder Karaveli ile devam dedi.

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi Divan Kurulunda Açıklama Yaptı

Beşiktaş Başkan Ahmet Nur Çebi, Divan Kurulu’nda açıklama yaptı. Çebi, Sinan Engin’in Sergen Yalçın iddialarını yanıtlarken, Önder Karaveli ile devam dedi.

AJANSSPOR – HABER

Beşiktaş’ta 2022 yılının ilk Divan Kurulu yapıldı. Divan Başkanlığı’na adaylığını koyan Tevfik Yamantürk’ün ardından Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, açıklama yapmak için kürsüye geldi. Çebi, ünlü yorumcu Sinan Engin’in Sergen Yalçın hakkında iddialarına ise sert çıktı.

Ahmet Nur Çebi, Divan Kurulu’nda şu açıklamaları yaptı:

3 Mart’ta olan Beşiktaş’ın kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kürsüden kutlayan Başkan Ahmet Nur Çebi, “Beşiktaş’ımızın 119. yaşını kutluyorum. Hayırlı uğurlu olsun. Yeni divan üyelerimiz geldi, hayırlı olsun. Davet alıp konuşmalarını istiyorum. Yeni fikirler, yüzler bize cesaret verecektir.” ifadelerini kullandı.

Bilye yarışı nefes kesti!

Çebi, “Tüzüğümüzü yenilememiz lazım. Bu tüzük bize hitap etmiyor. Değerlendirmeye başladık, konuşuyoruz ama sağlıklı olması için hatta, herhalde çoğunluk da uygun gördü, başkan bey de uygun görecektir bir çalıştay bir askı süresi bundan sonra tüzüğe koyalım. Bundan sonra tüzükte değişiklik olacaksa tüzük askıda kalsın. Koyalım resmi sitemize gerekli olan yazıları, itirazları alalım.” dedi.

“Borcumuz 4.5 milyar değil ama yine can sıkıcı 3.9 milyar. Sürekli bu hesapta çelişkili açıklamalar oluyor. Çünkü kasanızda olanı borcunuza mahsup etmediğiniz zaman borcunuz daha yüksek oluyor. Bizim borcumuz 3.9 milyar net. Yani 600 milyon lira düşmemiz lazım. Gelirlerimiz var, çeklerimiz var. Yuvarlak hesap 4 milyar.”

“Ben buraya geldiğim zaman borç 3 değil 3 nokta 3’tü. Kayıta alınmamıştı sayın üyelerimiz bazı konular vardı çekmece altına konulmuş, sonra gelsin netleşsin denmiş falan nitekim 3 nokta 3 netleşti. Onun üzerinden bugüne kadar yaklaşık bu borçlara ama banka ama alacaklı ama avukat paralarıyla yılda 600-700 milyon lira faiz ödüyoruz maalesef.”

Şimdi bu borcu nasıl kapatacamızı değil öncelikle bu borcun faizini nasıl karşılayacağımızı çözmemiz gerekiyor. Gelirimiz 600-700 milyon, faiz borcumuz 600-700 milyon. Evet, biz bu gemiyi yüzdürmeye çalıştık. Geldiğimiz 2.5 sene içerisinde çok büyük sorunlar çözdük.”

Bundan sonraki dönem Beşiktaş’ın geleceğiyle ilgili planlama yapacağı, adımlar atması gereken bir süreç. İkisini maalesef aynı anda yapamıyorsunuz. Kapıda icra memuru beklerken, futbolcunuz maaşını almayıp ihtarname çekerken aynı anda Beşiktaş’ın da yapılandırmasını yapmakta maalesef zorlanıyoruz.”

Şimdi çok şükür büyük bir kısmını halletmiş görünüyoruz. Bütün her türlü sorun önümüze geldi. 2017 ibrası, 2018 ibrası, ibrasızlıkları, 2019… Aklınıza ne geliyorsa 7 sene 10 sene bu kulüpte hiçbir şey yapılmamış hepsi bizim yönetimimizin önüne geldi.

“Olsun biz buna bilerek talip olduk. Çözeriz, çözmeye çalışıyoruz ama üzüldüğüm konu şu: Her şeyi bir an evvel çözülmesini istiyorlar. Bazı şeyler çözüm beklerken önümüzde bunların çözülmemiş olduğu ve çözülmeyeceği algısı oluşuyor ve bu algı yaratılıyor. Konular içerisindeyiz, takip ediyoruz.”

“Biz geldiğimizden bu güne yapılmış olan çok ağır kontratlar vardı. Bu kontratlardan ancak bu sene sonu kurtulabiliyoruz. Şimdi bir Adem Ljajic konusu var evet, oynatmazsanız değerlendiremezsiniz, adamı oynattık değerlendirmedi, oynatmadık değerlenmedi.”

“3.7 milyon Euro alan oyuncuya 750 bin Euro bile öneren olmadı, 350 bin Euro’ya git dediğimizde, ‘Benim ne işim olur orada, ben İstanbul’dayım, gayet de keyfim iyi’ dedi. Ya adamı değerlendirdik mi değerlendirdik, oynayın dedik.”

“Sergen Hoca da çok uğraştı. Sonunda Sergen hoca dedi ki, ‘olmayacak bu iş, bunun niyeti yok’ dedi. Şimdi baktığınız zaman 12-13 tane kontrat bitiyor, dönüp bakın hepsine hepsi çok yüksek. Bazılarıyla yola devam ediyoruz, isimlerini konuşmak istemiyorum.”

“Sergen Hoca da çok uğraştı. Sonunda Sergen hoca dedi ki, ‘olmayacak bu iş, bunun niyeti yok’ dedi. Şimdi baktığınız zaman 12-13 tane kontrat bitiyor, dönüp bakın hepsine hepsi çok yüksek. Bazılarıyla yola devam ediyoruz, isimlerini konuşmak istemiyorum.”

“Bizim geçen sene yapmış olduğumuz futbol ekonomisinde bir hata yok sevgili divan kurulu üyeleri. Yani genç arkadaşlar aldık. Alınmış olan Pjanic, Batshuayi, Alex. Batshuayi zaten Aboubakar’ın yerine gelmiş bir arkadaştır. Aboubakar ile ilgili yaşananları zaten hepiniz geçen sene biliyorsunuz. Daha devamı olamazdı.”

“Onun dışında da Alex ve Pjanic müsaade edin de Şampiyonlar Ligi kadromuzda olsun, evet ama talihsizlikler de var. Dönüp bakın pandemi döneminde üst üste hepsinin kovid olması, sakatlıklar olması maalesef bizim kontrol edebileceğimiz konular değildi.”

Bunlarla yapılmış bir yıl kontratımız var. Başarı durumlarına göre devam edip etmeme hakkı hiç olmazsa bizde. Ama biz geldiğimizde bizim önümüze böyle şans konulmadı. 5 yıllık kontratlarla oturdular. Dolayısıyla bizden sonra gelecek arkadaş da inan görecektir ki kendisinin elini kolunu bağlayacak ne yüksek kontratlar ne de uzun vadeli kontratlar var.”

“Amatörler ile ilgili o günün parasıyla 50-60 milyon olan açık bugünün parasıyla 12 milyon. İnşallah seneye onu da kapatacağız. Biz bütçeyi biraz kontrol etmeye çalışıyoruz, iyi şeyler de yaptık ama enflasyon canavarından, kur farkından ve kur farkı riskinden hesaplara yansıyanalar bizim elimizde değil. Bunlar oluşmuş.”

“Bu borcu nasıl kapatacağız? Camia bir araya gelecek, sırtlanacak, ve genç takımımızdan genç arkadaşlarımızdan, gençlerimizden oluşturabileceğimiz düşük bütçeli aldıklarımızı parlatarak yola devam edeceğiz. Bu parlatma sürecinde de ya sabır, ya sabır… Sabır gösterilmiyor.”

“Hakaretin biri bin para. Sahaya bir genç kardeşimizi çıkartıyoruz, vay o mu sahaya sürülür, vay bu mu sürülür. Oynamayan adam nasıl gelişecek ki. Hem borcu kapatalım, hem gençleri oynatmayalım olmaz.”

“Özkaynaklarımızdan gelmiş bir hocamızla Sergen Hocamızla yola çıktık Önder Karaveli ile yola deva ediyoruz. Camia sabır göstermiyor ama ben sahip çıkacağım. Madem mazbata bende, madem bana yetki verdiniz hesabını gelir ben size veririm.”

“Hocamızı her maçtan sonra yerin dibine vuran, vurmaya çalışan yine Beşiktaş’ın ekmeğini yemiş bazı yorumcu arkadaşlar var, gazetelerde yazanlar var. Anlıyorum meslekleri icabı eleştirmek zorundalar. Ama biraz da motive etmeyi becerseniz ne olur. Bu hocalarımız sizin söylediklerinize, yazdıklarınıza değer veriyor. Ne olur onları motive etseniz?”

“Hayır, hemen ip çekilecek. Valla siz çekin ama ben çektirmeyeceğim. Ben buraya geldiğimde bunun yapılmamış olmasından dolayı zaten çekeceğim acıyı çektim. Bu saatten sonra Beşiktaş’ın özkaynaklarına yöneleceğim, yöneteceğim. Yapabildiğim kadarını yapacağım.”

“Tabii medyayla ilgili eleştirmeyeceğim, saygı duyuyorum hepsine. Ama buranın ekmeğini yemiş arkadaşlarımız çıkıyorlar konuşuyorlar. Buranın ahengini niye bozmaya çalışıyorsunuz?”

“Özellikle Kayseri’ye yenildik. Çok iyi oynadığımız maçta yenildik, talihsizlik, şanssızlık, oldu. Çok mu üzüldük, ben felaket üzüldüm. Ya bunun gecesinde Sergen Yalçın’la yaşanmamış olan şeyleri olmuş gibi alel acele çıkıp Youtube programında söylemenin sizce ne anlamı olabilir?”

“Buranın ekmeğini yemişsiniz, hem de o gece… Sergen Yalçın hocamız şu anda aşağıda müzedeki 3 tane değerli kupanın hocası. Onun zarar görmesini hayatım boyunca istemem. Ama biz de yöneticiyiz, biz de görmemeliyiz.”

O zaman kısa bir bilgi vereyim. Biz Sergen hocayla 1.5 ay içerisinde defalarca konuştuk. Sevgili Emre Kocadağ burada mı? Emre Bey ben sizi oraya gönderdim, gittim geldim konuştum hocam şöyle söylüyor, biz böyle söyledik dediniz mi bana, dediniz. Bunlar doğruydu değil mi?

“1.5 ay hocayla biz görüşmemişiz, böyle bir şey olabilir mi? O bizim kıymetlimiz. Niye yıpratıyorsunuz. Hoca yarın bir gün bu kulübe gelecek tekrar görev yapacak, bizim çocuğumuz. Hocanın da yıpratılmasına müsaade etmeyeceğim, Sergen hocanın da Önder hocanın da.”

“Şimdi 1.5 ay boyunca hocamız dedi ki, biz uçaktan indik hocam sabah konuşalım, bitirelim git tatile dedim. Başkanım 15 gün müsaade edin ben dinlenmek istiyorum, top konuşmak istemiyorum dedi. Ya bu kadar yorulmuş bir hocanın bunu demeye hakkı var mı, var. Ben ne söyleyeceğim, tabii ki.”

“15 gün sonra oturduk konuştuk. İşin ekonomisini konuştuk, parasını da konuştuk, onun dediklerini de yaptık, hocamızın da gönlünü yerine getirdik, hakkı olanı da verdik ama ben Beşiktaş’ın menfaati için pazarlık yaptım, suç mu işledim arkadaşlar. 1 Temmuz’da işbaşı yapacak olan bir hocayı 1 Temmuz’da yine işbaşı yaptırdık.”

“Sanki şu andaki düştüğü durumdan o gün geç anlaşma yapılması sorumlu tutuluyor. Hocamızın istediği transferlerin birçoğunu da yaptık. Sezon başlarken de hocamız çok mutluydu, kendi ekonomisinden, futbolcularından memnundu.”

“Ama yaşanan talihsizlikler herkesin başına gelebilir. Kendisi buranın çocuğu olduğu için 2 kere hiçbir şey talep etmeden bırakmak istediğini söyledi. 2 kere ben frenledim. Artık üçüncüsünde hocamın ben de yıpranmasını istemiyorum.”

“Yarın bir gün buraya gelecek, bizim çocuğumuz. Dolayısıyla bu yaşanmış sürecin, buranın ekmeğini yemiş bir arkadaş tarafından Kayseri maçının gecesinde açıklanmasının arkasında seçime gidiyoruz, arkadaşlar herhalde bu var. Başka ne olabilir arkadaşlar.”

Dolayısıyla bunlara itibar edilmemesini, yapan arkadaşımızdan da rica ediyorum, bundan sonra da bu tür konularda hassas davranmasını istirham ediyorum. Sergen hoca konusu budur. Sergen hocamızın altını ben oymadım. Asla oymadım, niye oyacağım ki. Kim kupayı almak istemeyecek, kim şampiyon olmak istemeyecek. Böyle bir şey olabilir mi?”

“Ben hocam başarılı olsun diye tıkır tıkır futbolcuların maaşlarını ve hepsinin primlerini gününde ödedim. Hocasının altını oymak isteyen başkan veya yönetici bu ödemeleri yapmaz. Takımı sıkıntıya sokmak için bu koca koca yalanları bırakacaklar. Bunu neden yaptıklarını biliyorum, onu da sizin takdirinize bırakıyorum. Seçim geldi seçim. Geldi çattı Ramazan muhabbeti.”

“Hakemler konusunda biz gereğini yapıyoruz, gidiyoruz, bağırıyoruz, konuşuyoruz, anlatıyoruz, dosya sunuyoruz. Beyler cinayet işleyemem, cinayet işleyemem kusura bakmayın yani. Görevimi de yapıyorum.”

“Ha beni kale almıyorlarsa kale alacakları bir başkan bulursunuz. Bunu söyleyenlere söylüyorum, şahsınızı tenzil ediyorum. Bu nedir ya sürekli hakem hakem, tamam. Hatalar var ama bizim burada gereğini yapmadığımız şekilde bir algı yaratılması beni rahatsız ediyor.”

“Ha başaramamış olabilirim, o da tartışılabilir ama gereğini yapıyorum ama sonuçta başarısız oluyorsam, o da kime göre göreceli olay tabii. Ama bu şekilde algı yaptırarak sürekli olacak iş değil. Bizim pandemi döneminde kolumuz kırıldı, 3 kere kovid olduk, hiç kimse bundan bahsetmiyor. 3 tane kupa aldık, kadınlarımız şampiyon oldu. 4 kupa bitti. Hiçbir şey yok.”

Bunları buradakilere söylemiyorum, bunlar yerine gidiyor. Ne olur beni bağışlayın, bulamıyorum onları, kayboluyorlar, adları gizli, trol hesaplar, arkalarında kimler var bilmiyorum. 55 günlük dönemim ibra edildi, sonraki 1 yılım da ibra edildi Genel Kurul’dan teşekkür ediyorum, saygı duyuyorum ama birileri dilekçe vermiş, mahkemeye gitmiş.”

“Ya ben 55 günde ne yaptım arkadaş? Adam yapmış olmak için yapıyor bunu. Bütün ibra davalarında bunu böyle yapıyorlar, Beşiktaş’ı böyle meşgul etmeyin. Sonra arkasından 1 sene mi ibra etmek istememişler, onu da dilekçeye yazmışlar. Sebep ne?”

“Cevap vereceğiz mahkemeye ama üzülüyorum bana sahip çıkın, sizler bana sahip çıkmazsanız ben başarılı olamam. Çünkü yetkiyi siz bana verdiniz, ben gücü sizden alıyorum. 1 yılda ben 4 defa kovid geçireceğim, kolum kırılacak, çıkarıp cebimden para vereceğim, 600 milyon kefalete imza atacağım, 110 milyon TL parayı vereceğim, sorunları çözmeye çalışacağım, 4 tane evi hipotek vereceğim.”

“İbra edilmesi hata. Ne yapmam gerekiyordu? 4 tane kupayı da buraya getireceğiz. Bana sahip çıkın, beni seçin seçmeyin ama sahip çıkın ben hata yapmadım arkadaşlar.”

“Bitmek bilmeyen bir Fulya davası. Anlattım, tekrar anlattım. İbra edilmez, etmeyin mahkemeye yazıyor çünkü Fulya Mulya… Ya kardeşim Fulya 2007-2008 senesi. Ben burada hata var diye mahkemeye gittim, mahkeme sonuçları da belli.”

“Bu karara itiraz ettik, itirazımızda da reddedildi. Çünkü biz Aşçıoğlu’nu dava ettik. Yapılan sözleşme 67’ye 33 burada böyle bir dağılım yok dedik. Kontratın arka sayfalarının hepsinde maalesef dağılım böyle. Aşçıoğlu’nun suçu yoktur diye mahkeme karar veriyor. Yani mahkemeye gidip de hata mı yaptım?”

“Tahkim’e gittim, itiraz ettim. Görevimi yaptım. Şimdi verilen karar o günkü paralarla tabii. 1 milyon 515 bin lira Beşiktaş’ın lehine, 1 milyon 875 bin lira Beşiktaş’ın lehine, 6 milyon 450 bin lira müteahhitin açtığı kiraya bağlı davayı müteahhit kaybediyor. Bu davada, lehimize bu karar. Bir de aleyhimize 3 milyon 954 bin lira yapılan inşaatlarla ilgili ödenmesine.”

“Yargılama bu şekilde. Bu bitti, bunu halen daha defalarca defalarca… Ya kardeşim 95 milyon zarar var ama bu 67’ye 33 dağılım yazıyor, kapağın önünde. Genel Kurul’dan yetki böyle alınmış, 67’ye 33’e göre, 48-52 dağılım arasındaki fark Beşiktaş’ın zararıdır. Burada Aşçıoğlu’nun günahı yok diyor mahkeme, bitiyor. Konu bitti. Bu bitmiştir arkadaşlar.”

“Bu bizim yapmış olduğumuz protokolde karşılıklı iki taraf feragat etmiştir diyor. Yıldırım Demirören, 97 milyon civarı alacağından Beşiktaş Jimnastik Kulübü de ibrasızlığa karar veren mahkemenin belirttiği Del Bosque ve Ferrari zararlarından dolayı. Bunun karşılığında 97 milyon TL alın diyor.”

“Ama bunu camia ister bağış oldu kabul eder, ister feragat etti kabul eder, ister mahkemenin vermiş olduğu karardaki zararlara sayar artık onu ben camianın takdirine bırakıyorum. Ben bu parayı alabilmek adına mücadelemi verdim, masaya oturdum. Beşiktaş’a da zarar verdiğimi düşünmüyorum. 97 milyon 97 milyondur. Yıllardan beri alınmamış, siz de biliyorsunuz.”

“Benden önceki eski başkan buraya geldiğinde Yıldırım Demirören’e hesap soracağım dedi, sonra hesap göreceğim dedi. Bu hesabı görmek de bana nasip oldu. Eğrisiyle doğrusuyla. Ben artısıyla kapattığımı düşünüyorum. Ben karşılıklı feragat edildiğini ve mahkemenin vermiş olduğu karardaki zararları kat be kat fazlasıyla aldığımı düşünüyorum.”

“Bir feragattır, ben bağış olarak düşünmüyorum. Benim söyleyebileceğim bu kadar. Burada da var, protokolde de yazıyor. Mahkeme geçiyor burada. Mahkemede diyor; ibra edilmemeli çünkü bu kadar zarar verdiği gündeme getirilmemiştir bu sebeple irade sakata uğratılmıştır. Bunun karşılığını biz Del Bosque ve Ferrari’yle o günün parasıyla ve bugünün parasıyla her halükarda buradaki feragat ettirilen para çok daha fazlasıdır arkadaşlar.”

“Bence bana güvenin, lütfen huzurlu olun bu konuda. Bunun dışında etmiş olduğu zararlar var ise onları da camia da kendisi de hesabını kitabını sorabilir. Benim gördüğüm kadarıyla da başka da hesabı… Kafanızda olabilir, kağıt ve defter üzerinde sorulacak başka bir şey yoktur.”

“İstinaf bir yargılama sürecidir. Ben şahsım adına Fikret Orman ile olan problemlerimi biliyorsunuz. Bunu ben Beşiktaş üzerinden çözmeyeceğimi ifade ettim. Kendisiyle olan bu sorunlar nedeniyle kendisinin zarar görmesini isteyebileceğim bir hukuksuzluk içinde olmak istemiyorum. Yargılama doğru yapılmışsa istinafa gitmenin olumsuz bir şeyi olmaz.”

“Burada alınan karar bence de doğrudur. O kararın istinaf tarafından onanacağını düşünüyorum. Benim böyle bir duruma kendisiyle hesaplaşmayı, buradan görüyor gibi gözükmesini istemiyorum.”

“Söz veriyorum, geçen hafta düğmeye bastım. Bu ibranın olmamasına sebebiyet veren bütçe aşımındaki konuyu inceleteceğime, tespit edeceğime ve bunu hukuk önünde de gerekli kişiler önünde yaptıracağıma söz veriyorum.”

Beşiktaşta Tevfik Yamantürk kulübün borcuna dikkati çekti

Beşiktaş Kulübünde 17 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirilecek divan kurulu seçiminde başkanlığa aday olan mevcut divan kurulu başkanı Tevfik Yamantürk, siyah-beyazlı kulübün yaşadığı borç sıkıntısını atlatması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Beşiktaşta Tevfik Yamantürk kulübün borcuna dikkati çekti

Beşiktaş Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk, kulüplerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirtti.

“Ben Beşiktaşlılara şunu vadediyorum, Beşiktaş’ın borçlarını ödeyeceğiz. Beşiktaş, bir Türk kulübü olarak kalacak. Bunu ısrarla söylüyorum. Aksi takdirde bu düzen devam edemez.”

Yamantürk, kulüplerin bankalarla yaptığı anlaşmayla satılma tehlikelerinin olduğunu aktardı.

“Seçimi kazanırsak denetleme kuruluyla oturacağız, çalışacağız, konuşacağız. Bilgilerimizi güncellemelerini rica edeceğiz. 60 milyon euro geliriniz vardı, bu sene o kadar olur mu bilmiyorum. 25-30 milyon euro civarında faiz ödüyorsunuz. Gitti mi gelirin yarısı, gitti. Futbolculara ödenen maaşların bilgisi henüz önümüze gelmedi, onu da öğreneceğiz. Geçen yıl bizi iki kere yenen Ajax, 22 milyon euro maaş ödeyen bir takımdı. Şimdi yine 40-45 milyon euroları bulduğumuzu duyuyorum. 45’e 25 de faiz koyun 70 milyon euro. Gelir 60 milyon euro, nasıl olacak bu? Bakın anapara demiyorum. İlave borçlanma var diyorum.

Kredi veren buna ne kadar tahammül eder? Dolayısıyla bir tehlike söz konusu. Kredi veren yarın kalkıp da ‘Kardeşim bu iş böyle devam edemiyor’ diyebilir. Burası bir ticari müessese. Bakmayın kulüpçülük oynandığına. Çok ciddi bir ticari müessese hem de. ‘Ben paramı geri istiyorum, onu da bu şartlarda bu yönetimle ben alamam’ dediği an film kopuyor. Dolayısıyla çok ciddi bir tehlike var. Ne olacak? Koskoca banka, kreditör, kulübü yönetmeyeceğine göre bunu parasını ödeyecek birisine devredecek. Bitti. Benim dediğim oluyor yani maalesef. Akıllı olduğum için, diğerlerinden daha bilgili olduğum için bunu söylemiyorum. İşin sonunun nereye gittiğini görüyorum.”

Beşiktaş Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk: Beşiktaş’ın borçlarını ödeyeceğiz. Beşiktaş, bir Türk kulübü olarak kalacak. pic.twitter.com/E4XknBIlFH

Yamantürk, kulüplerin satılmasının mümkün olup olmadığı yönündeki soruya yanıt verdi.

“Tabii ki mümkün. Niye mümkün olmasın? Devlet bankası kimin parasını veriyor, milletin parasını veriyor. Bu camiaların taraftar sayısı on milyon, on beş milyon, yirmi milyon, yirmi beş milyon diye söyleniyor. Geri kalan insanların da birçoğunun futbolla, kulüpçülükle alakası yok. Yapılan hataları bu işlerle hiç alakası olmayan insanlar niye ödesin? Yani İstanbul’da oturacağım, akşam maça gideceğim, hatayı ben yapacağım ama bu işin vebalini, hayatında İstanbul’a gelmemiş, hayatında futbol maçı seyretmemiş, bu işle hiç alakası olmayan, ayın on beşini zor gören Siirt’in Dodan’ındaki Erzurum’un Tortumu’ndaki insanlar ödesin.”

“Bu koltuk benim emanetimde olduğu müddetçe kimseyle kavga etmeye hakkım yok”

Siyah-beyazlı kulübün divan kurulu başkanı, kulüp başkanı Ahmet Nur Çebi ile ilişkileri ile ilgili konuştu.

“Benim ilişkilerim herkesle çok iyidir. Kavga ederek bir yere varılamayacağını çok genç yaşlarda öğrendim. Yumruk sıkılarak da tokalaşılmaz. Benim elim herkese açık. Herkesle tokalaşırım. Beşiktaş Divan Başkanlığı, çok ciddi bir makam. Benim kendi egomu bu makamı kullanarak tatmin etme hakkım yok. Çok ayıp yapmış olurum o zaman. Hem camiaya yapmış olurum hem de bana eğitim vermiş olan başta anneciğime, rahmetli babama haksızlık yapmış olurum. Onun için ben böyle bir terbiyesizlik yapamam. Ben bu koltukta oturduğum müddetçe herkesle oturur konuşurum. Bu koltuk benim emanetimde olduğu müddetçe kimseyle kavga etmeye hakkım yok. Yönetimin benimle ilişkisini onlara soracaksınız. Onların namına ben konuşamam.”

“Kredi verenlerin günün birinde müdahale etmemesi için gelir ve gider dengelerini ayarlamamız lazım”

Yamantürk, siyah-beyazlı kulüpte başkanlık planı olup olmadığı şeklindeki bir soruyu ise şöyle cevapladı:

“Bunu tevazu olsun diye söylemiyorum, Beşiktaş’la ilgili plan yapmak hadsizliktir, densizliktir. Ben Beşiktaş’la ilgili bir plan yapamam. Camianın teveccüh göstermesi lazım. Camia teveccüh gösterdi, divan başkanı yaptılar. Yine teveccüh gösterirlerse bir dönem daha seçileceğiz. Benim başkana ‘Siz burada olduğunuz dönem ben aday olmam’ diye sözüm vardı. Bizim camiaya da bir sözümüz var, ‘Biz camianın sigortasıyız’ diyoruz. Ne demek sigortacısıyız. Kredi verenlerin günün birinde müdahale etmemesi için gelir ve gider dengelerini ayarlamamız lazım. Bunu da yapacak olan birikimin bizde olduğunu düşünüyorum. Ancak bu tehlikeyi görürsek camia da teveccüh gösterirse bu işe talip oluruz ama benim bir plan yapmam mümkün değil. Şunu da söyleyeyim, bunu yapabilecek karatta, kabiliyette, donanımda, bilgide ve ahlakta inşallah başka insanlar vardır camiada. Ben olduğuna da inanıyorum. Onlardan biri çıkar, biz de işimize, gücümüze, ailemize döneriz.”

“Süleyman abiye (Seba) söylediklerimde üslubum yanlıştı. Ondan dolayı da Süleyman abiden özür diledim”

Beşiktaş Kulübü Onursal Başkanı Süleyman Seba ile ilgili daha önce yaptığı açıklamalar yüzünden eleştirilerle karşılaşan Yamantürk, bu konuya da açıklık getirdi.

Yamantürk, üslubunun yanlış olduğunu söyledi.

“Süleyman abinin arkasına geçmişler bana ateş ediyorlar. Yanlış adama ateş ediyorlar. Ben bundan yılıp da geri adım atmam, yılıp da sipere yatmam. Süleyman abiyle biz ölene kadar beraberdik. Yaşayan şahitlerimiz de var. Süleyman abi defalarca benim evime geldi. Eşim yemek yaptı. Yemeği beraber yedik. Beraber tatile gittik. Rahmetli babamla çok iyi dosttu. Benim Süleyman abiye söylediklerimde üslubum yanlıştı. Ondan dolayı da Süleyman abiden özür diledim. O da kabul etti ki evime kadar defalarca geldi. Beraber tatile gidebildik ama söylediklerimde ben haklıydım. Keşke ben haksız olsaydım, o zaman sizinle şimdi şu görüşmeyi yapmıyor olurdum. Keşke ben haksız olsaydım, o zaman Beşiktaş’ın bankalara bu kadar borcu olmazdı. Tekrar ediyorum ben haklıydım ama üslubum yanlıştı. Beni yıldırmaları mümkün değil, yılmam ben. Eğer beni yıldırmayı ümit ediyorlarsa beni yıldıramazlar.”

Yamantürk, siyah-beyazlı camianın asgari müşterekte birleşmesi gerektiğini dile getirdi.

“Bir ailede bile her konuda hemfikir olmamız mümkün değil. İnsan çocuklarıyla, eşiyle aynı düşünmüyor. Bütün mesele asgari müştereklerde birleşebilmek, ortak paydayı kaybetmemek ve bunu büyütmek. Bizim asgari müştereğimiz Beşiktaş’ın yaşaması, Beşiktaş’ın Türk olarak, milli olarak var olması. Bunda da birleştiğimiz müddetçe, birbirimize saygıyı ve sevgiyi kaybetmediğimiz müddetçe, hakaret etmediğimiz müddetçe anlaşmamamız mümkün değil, anlaşırız. Beşiktaş’tan başka sermayesi olmayan insanlarla bu işi konuşamazsınız. Tek sermayesi Beşiktaş olan Beşiktaş’ta bir koltuk olsun da bedeli ne olursa olsun diyen insanlarla tabii ki bunları konuşamazsınız.”

Yamantürk, kulüp için yeni bir tüzük çalışması yaptıklarını da belirtti.

“Tüzük çalışmasını yaptık. Camiamıza mensup arkadaşlarımızı davet ettik. Yönetimin tavsiye ettiği üyeleri de aldık ve tüzük tadil çalışmasını bitirdik. 1,5 yıl sürdü. Bunu yönetime teslim ettik. Yönetim, ‘Tüzük tadil kongresini seçimden sonra yapacağım’ dedi. Bizim tüzüğe koyduğumuz bir maddeyi kanun koyucu da gündeme getirdi. Borçlarda her yönetim kendi döneminden sorumlu olacak. 100 euro borçla aldınız. Görevi bırakırken borç 110 euro, ben sizden 10 euroyu alırım. ‘Bunu tüzük komitesine mutlaka koyun’ dedim.”

Yamantürk, divan başkanlığı seçimindeki rakiplerinden birinin yaşlı üyeler için bakımevi yapmayı vadetmesinden de bahsetti.

“Evde olmayan camide haramdır diye bir laf vardır. Böyle bir şey yapamazsınız, Beşiktaş’ın böyle bir geliri yok, Beşiktaş’ı ayakta tutan kreditörler buna izin vermez. Dolayısıyla benim başkasının parasıyla, affedersiniz ağalık yapmaya hakkım yok. Beşiktaş’ın parasıyla ağalık yapmaya, Beşiktaş’ın parasıyla vaatte bulunmaya da kimsenin hakkı yok.”

Yamantürk ayrıca huzurlu, centilmence ve Beşiktaş’ın değerlerine bağlı bir seçim geçireceklerini düşündüğünü sözlerine ekledi.

Keywords

beşiktaş , tevfik yamantürk

20:07
Yamantürk bir kez daha Beşiktaş Divan Kurulu Başkanı oldu

Başa dön tuşu