TEKNOLOJİ

Ay, Neden Devasa Bir Çekim Gücüne Sahip Olan Güneş Yerine Dünya n…

Peki Ayı Nasıl Keşfettik?

Geçmişten günümüze büyük merak uyandıran ve bu sayede 1969-1972 yılları arasında 12 insanın Ay yüzeyinde yürümesine kadar giden Ay Keşfi!

Peki Ayı Nasıl Keşfettik?

2002 yılında başlayan ve küresel dostluk hedefiyle yola çıkan Kardeş Okullarla Bilim Programı (PSSP) bu yıl 20. Yıl dönümünü kutladı.

Yıl boyu süren program dahilinde farklı ülkelerden katılımcılar uluslararası bir proje içerisinde yer alarak uzay bilimleri konusunda STEAM tabanlı eğitimler almaktadır. Bu eğitim katılımcılara gelecekteki kariyer planlarını dahi etkileyebilmektedir.  Uzay Kampı Türkiye Grup Müdürü Sayın Tolga Yıldırım tarafından yıllar içinde bu günkü halini alan Kardeş Okullarla Bilim Programı tam 20 yıldır hedefinden hiç şaşmadan yoluna devam ediyor.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

 

Program dahilinde o günün teknolojik şartlarıyla bir imkansız başarılmış ve NASA, Kardeş Okul ve Uzay Kampı Türkiye üçgeninde tam 179 videokonferans gerçekleştirilmiştir. 2015 yılında NASA’nın Dijital Öğrenme Ağı sistemi kapansa da Sayın Tolga Yıldırım önderliğinde hızlıca aksiyon alan Uzay Kampı Türkiye, kendi Dijital Eğitim Merkezi’ni aynı yıl içerisinde kurdu. NASA temelli eğitim paketleriyle 2015 yılından günümüze kadar 1400’ün üzerinde video konferans gerçekleştiren merkez günümüzde farklı ülkelerden sağlanacak katılımlarla bu sayıyı 2000’in üzerine çıkarmayı hedeflemektedir.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Program geçmişten günümüze kadar ABD, İngiltere, İtalya, Polonya gibi farklı ülkelerden programa dahil olan öğrencileri, Türk öğrenciler ile bir eğitim yılı boyunca uzay bilimleri ve STEAM alanında bir araya getirdi. Ardından E-Pal haftası adıyla özel olarak gerçekleştirilen 6 Günlük Galaktik Yaz Kampı programında kardeş okullardan katılan öğrenciler, Uzay Kampı Türkiye’de yüzyüze tanışma fırsatı buldular. Bu yıl gerçekleştirilen 2 farklı E-Pal haftasında ise bambaşka bir heyecan vardı. Programın 20. Yılı büyük bir coşku ile kutlandı.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

 

Görev Armaları, Uzayda Oyuncaklar, Güneş Sisteminde Tatil, Gezegen Avcıları gibi 10 adet eğitim paketi içerisinden öğretmenleri ile birlikte karar verdikleri konular hakkında araştırma ve projeler gerçekleştiren öğrenciler 19-25 Haziran ve 26 Haziran – 2 Temmuz tarihleri arasında Uzay Kampı Türkiye’yi ziyaret ettiler.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

 

Etkinlikler kapsamında birçok uzay ve uzay bilimi aktivitelerinin yanı sıra yapılan bilim fuarlarında katılımcılar yıl boyunca gerçekleştirdikleri çalışmaları diğer PSSP katılımcılarına göstermek için standlarını hazırladı ve sunumlarını gerçekleştirdi. Projeler arasında muhteşem görev armaları, mikro yer çekimi ortamında rahatlıkla oynanabilecek oyuncaklar ve geleceğin uzay istasyonu modelleri gibi fütüristik ve gerçekçi birçok proje yer aldı.

Ayrıca yine hafta içerisinde bitki biyoteknolojileri uzmanı ve bir Uzay Kampı Türkiye mezunu olan Arno den Toom, Kardeş Okullarla Bilim Programı kapsamında Uzay Kampı Türkiye’ye katılan katılımcılara dış uzayda, Ay’da ve Mars’ta bitki yetiştirme ile alakalı muhteşem bir sunum yaptı.

Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti İzmir Şubesi ile birlikte gerçekleştirilen çalışmalarda, uzay istasyonunda kullanılan amatör telsiz istasyonu ve amatör telsizcilik hakkında sunumlar gerçekleştirildi. Sonrasında ise farklı ülkelerden gelen katılımcılar kendi ülkelerindeki amatör telsizcilerle telsiz bağlantısı kurma fırsatına erişen katılımcılar; muhteşem geçen aktivite sırasında katılımcılar hem telsizi nasıl kullanacaklarını hem de nasıl amatör telsizci olunabileceğini öğrenmiş oldular.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Farklı ülkelerden gelen katılımcıların kendi kültürlerini yansıtabilmeleri için hazırlanan özel sunumlar gecesinde Polonya’nın yöresel dansları, Romanya’nın şehirleri, Slovenya’nın tarihçesi ve Türk gelenekleri gibi pek çok konuda katılımcılar hem eğlendiler hem de kültür alışverişinde bulundular.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Mezuniyet öncesi yapılan son toplu etkinlik olan barbekü partisinde PSSP’nin 20. Yılını kutlayan katılımcılar günümüz müzikleri ve yöresel şarkılar eşliğinde eğlendiler ve yanlarında getirdikleri minik hatıra hediyeliklerini birbirleriyle değişme fırsatı buldular.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

 

Mezuniyet sırasında Uzay Kampı Türkiye’ye katılım sertifikasının yanı sıra Kardeş Okullarla Bilim Programına katılım sertifikası da alan katılımcılar, takım ödülleri ve bireysel ödüllerle de ödüllendirildi ve Uzay Kampı Türkiye’den mezun oldu. Bir eğitim yılı boyunca Kardeş Okullarla Bilim Programı’na katılmış ve Uzay Kampı Türkiye’de düzenlenen özel E-Pal Haftası’na katılarak mezun olmuş tüm katılımcılarımızı bir kez daha tebrik ediyoruz!

12 Eylül 1962 günü Teksas’taki Rice Üniversitesi stadyumunda dönemin Amerikan başkanı John F. Kennedy’nin şu sözleri sonraki 10 yıla damgasını vuracak ve insanoğlu ilk defa ay yüzeyine ayak basacaktı: “Önümüzdeki on yıl içinde aya gitmeyi ve diğer şeyleri yapmayı seçtik. Bunu kolay olduğu için tam tersine zor olduğu için seçtik.”

Bu konuşma bir çok açıdan uzay alanındaki atılımların batı kanadını oluşturmaya başlamıştı. Doğuda ise Sovyetler Birliği, konuşmadan 1 yıl öncesinde uzaydaki ilk insan olan Yuri Gagarin’i uzaya göndermiş ve uzay yarışında öne geçmişti. Hızlıca konu üzerine çalışmalar yapılmaya başlandı. Fakat henüz her şey çok yeniydi. Bazı özel durumların öğrenilmesi, uzaya uygun özel giysilerin üretilmesi ve randevulaşma olarak adlandırılan uzay araçlarının uzay ortamında birbirleri ile kenetlebilmesi gibi durumlar adım adım öğrenilecekti. Mercury olarak adlandırılan, uzaya ilk Amerikalının götürülmesi projesinin sonuna gelinmiş, 6 Amerikalı astronot uzaya gönderilmişti. Tüm bu konuları öğrenmek, farklı keşifler yapmak ve sorunlara çözüm bulmak için yeni bir program üzerinde çalışılmaya başlandı. Programın adı “Gemini” oldu.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Mercury Program Mürettebatı

Mercury Programında tek tek uzaya gönderilen astronotlar, Gemini Programında ikili gruplar halinde ve aynı kapsül içerisinde uzaya gönderildi. Bu program sırasında araç dışı yürüyüşler, kenetlenme-ayrılma ve uzun süre uzay ortamında yaşama gibi konular üzerine deneyim kazanan NASA, programın sonuna gelindiğinde artık Ay’a gitmeye neredeyse hazırdı.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Ed White – Gemini Program – İlk Uzay Yürüyüşü Yapan Amerikalı

Apollo Programı” adını alan programda bir Alman roket mühendisi olan Werner von Braun’un etkisi inanılmaz bir şekilde hissediliyordu. Braun, çok güçlü roket motorları ve gövdeleri üzerine zaten NASA için çalışıyordu. Fakat şimdi yapacağı roketin yüksekliği tamı tamına 110 metre olacak, yaklaşık 4 gün sürecek bir yolculuk sonunda insanoğlunu Ay’a taşıyacaktı.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Dr. Werner von Braun – İsmail Akbay (NASA’da çalışan ilk Türk Mühendis)

Saturn roketleri olarak isimlendirilen roketler 3 farklı gruptan oluşuyordu. Test uçuşları için kullanılan Saturn I, Apollo programı için Saturn I’in modifikasyonu ile elde edilen ve sonrasında Amerika’nın ilk uzay istasyonu olan Skylab’I taşıyacak olan Saturn IB ve tam 110 metre uzunluğunda olan insanoğlunu Ay’a taşıyan roket Saturn V.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Saturn V roketi

27 Ocak 1967 günü Kennedy uzay üssünde büyük bir heyecan vardı. Fırlatma rampasında duran bir Saturn IB roketi ve roketin üzerinde Apollo kapsülü bulunuyordu. Astronotlar 21 Şubat günü yapılması planlanan ve Apollo Programı’nın ilk görevi olacak Apollo 1 için son hazırlıklarını yapmaktaydı.

Gus Grissom, Ed White ve Roger Chaffee isimli 3 astronot Apollo kapsülünün içine girip çalışmalarına başladılar. Fakat daha programın ilk uçuşu olacağından bazı aksaklıklar olabiliyordu. Hatta Gus Grissom, mikrofondan kaynaklanan bir arızadan dolayı yer kontroldeki arkadaşlarına “Daha birkaç bina ötedeki kişilerle konuşamazken Ay’a nasıl gideceğiz?” diye hayıflanmıştı. Birkaç dakika sonra çok daha büyük bir problem onları bekliyordu.

Kapsül, henüz gerçek görevde olmadığından normalde karıştırılması gereken hava tamamen oksijen olarak kapsül içerisine basılmıştı. Oksijenin yakıcı özelliği Apollo 1 kapsülünün içerisindeki minicik bir kıvılcımın yangına dönüşmesine sebep oldu. Yardıma koşmaya çalışanlar olsa da kapsülün içeriye doğru açılan kapağı, içerideki yangının oluşturduğu basınçtan dolayı açılamadı ve maalesef 3 profesyonel astronot hayatlarını kaybettiler.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Apollo 1 Mürettebatı – Gus Grissom, Ed White II ve Roger Chaffee

Uzay programlarının yürütücüsü Deke Slayton olay sonrasında her şeyden emin olunana kadar görevlerin insansız yapılacağını duyurdu. Sonrasında Apollo 7 görevine kadar tüm çalışmalar insansız olarak yapıldı. Apollo 7’de Dünya yörüngesinde, Apollo 8’de Ay yörüngesinde dolanan astronotlar Apollo 9’da Ay’a iniş modülünü test etti. Apollo 10’da ise Ay’a iniş dışında neredeyse her şey yapıldı fakat görev doğrultusunda Ay yüzeyine 15 kilometre kala astronotlar geri döndü.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Apollo Görev Armaları

16 Temmuz 1969 günü Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins isimli 3 astronot Komuta Servis Modülü’ndeki yerlerini aldılar. Saatler 13:32’yi (GMT) gösterdiğinde geri sayım tamamlandı ve 110 metrelik Saturn V roketi bütün ihtişamı ve gürültüsüyle 384.000 km uzağa doğru yola çıktı. 19 Temmuz’da Ay’ın yörüngesine ulaştılar. Hemen sonrasında Neil Armstrong ve Edwin Aldrin, Ay yüzeyindeki ilk insanlar olabilmek için o görevde “Eagle” olarak adlandırılan Ay’a İniş modülüne geçtiler. 20 Temmuz 1969 günü saat 20:17’de (GMT) Eagle, Ay yüzeyine inişini gerçekleştirdi.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

 

Hemen ardından Ay’a ilk adımı atan Neil Armstrong’un sözleri, evrene insanoğlunun bu muhteşem başarısını duyuruyordu: “Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım…”

İnsanoğlunun gerçekleştirdiği bu büyük adımın 53. Yılı kutlu olsun.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Geri sayım tamamlandı! İşte James Webb Uzay Teleskobu’ndan gelen ilk 5 veri!

1990 yılında Hubble Uzay Teleskobu’nun uzaya gönderilmesiyle başlayan macera bugünlerde Hubble’dan çok daha büyük olan ve 25 Aralık 2021’de Ariane 5 roketiyle Fransız Guyanası’ndan fırlatılan James Webb Uzay Teleskobu (Webb) ile devam ediyor. Bu teleskop sayesinde Hubble ile gördüklerimizi çok daha detaylı bir şekilde görecek ve evrenin doğası hakkındaki sorulara kesin cevaplar bulabileceğiz. NASA, ESA (Avrupa Uzay Ajansı) ve CSA (Kanada Uzay Ajansı) arasında uluslararası bir çalışma olan Webb, evrenin ilk oluşumundan bu yana ortaya çıkan uzay nesnelerini araştırmak için de muhteşem bir araç olarak uzaya gönderilmişti.

Ve 12 Temmuz 2022’de James Webb‘den gelen ilk veriler Dünya gezegenine ulaştı. Şimdi bu verilere tek tek bakalım.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Gelen bu ilk veri evrenin en uzak noktalarının bu güne kadar çekilmiş en ayrıntılı kızılötesi görüntüsü oldu. SMACS 0723 gökada kümesinin muhteşem detaylarla işlenmiş bu görüntüsü, teleskobun ilk derin alan çalışması olarak tarihe geçti.

Teleskobun gelişmiş kızılötesi kameraları, kümede bulunan binlerce gökadanın görüntüsünü çok net bir şekilde görmemize yardımcı oldu. Yukarıdaki görüntü aslında devasa bir alan olsa da evrenimizde bir çölde bulunan minicik bir kum tanesi kadar alanı temsil etmektedir.

Yine bu görüntü aslında kümenin 4.6 milyar yıl önceki görüntüsüdür. Çünkü bir yıldızın veya bir gök cisminin ışık yılı olarak uzaklığı ne ise biz Dünya’dan baktığımızda o gök cisminin o kadar yıl önceki halini görüyoruz. Örneğin Güneş, Dünya’dan yaklaşık 150 milyon kilometer uzaktadır ve ışık yılı uzaklığına göre biz Güneş’e her baktığımızda aslında onun 8,3 dakika öncesini görürüz. SMACS 0723 gökada kümesinin devasa kütlesi, bir kütleçekim merceği gibi çalışır ve daha uzaktaki gökadalardan gelen ışığı bükerek uzatır. Buna kütleçekim lensleme etkisi adı verilir. Bu etkiden dolayı merkezin kenarlarında yassılaşmış gökadaları görebilirsiniz. Webb evrenin en eski gökadalarını ararken, bilim insanları yakında gökadaların kütleleri, yaşları, tarihleri ve bileşimleri hakkında daha fazla şeyi Webb sayesinde keşfetmeye başlayacaklar.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Webb, Uzaktan eğitim programlarımıza katılan katılımcılarımızın Gezegen Avcıları isimli eğitim paketimizde araştırdıkları ötegezegenler hakkında da bilgiler topluyor.

Webb, Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde dolanan ve sıcak bir gaz devi olan WASP-96 B gezegeninin atmosferinde su işaretlerine rastladı ve gezegende bulutların ve sisin oluştuğunu gösteren muhteşem kanıtlara ulaştı. Gezegenden gelen ışık tonlarının parlaklığındaki küçük değişimlere dayanan ve bu sayede belirli gaz moleküllerinin varlığı tanımlanarak yapılan bu keşif, günümüze kadar bu alanda yapılan en ayrıntılı çalışma oldu. Bu sayede Webb‘in yüzlerce ışıkyılı uzaklıktaki atmosferleri araştırma konusundaki inanılmaz yeteneği de bir kez daha doğrulandı.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

1998 yılında Hubble Uzay Teleskobuyla da fotoğrafı çekilen Güney Halka Bulutsusu aslında orta kütleli bir yıldızın patlaması sonucu oluşmuş bir nebuladır. Milyonlarca yıldır, bu görüntünün merkezindeki sönük yıldız her yöne gaz ve toz saçarak ömrünün sonuna gelmiş olsa da bu gazlar ve tozlar birleşerek nebula içerisinde bir veya birden fazla gezegen oluşturabilir. Webb‘deki iki kamera kullanılarak, yaklaşık 2.500 ışıkyılı uzaklıkta resmi olarak Güney Halka Bulutsusu olarak bilinen ve NGC 3132 olarak kataloglanan bu bulutsunun en son fotoğrafı elde edildi.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Webb‘in güçlü kızılötesi görüşü ve son derece yüksek çözünürlüğe sahip kameraları, bu gökada grubunda daha önce görülmemiş ayrıntıları ortaya çıkarıyor. Görüntü, milyonlarca genç yıldızın parıldayan kümeleri ve yeni yıldız doğumunun gerçekleştiği yıldız patlaması bölgeleriyle bezenmiştir. Her ne kadar beşli olarak adlandırılıyor olsa da aslında bu gökadalardan sadece dördü birbiriyle etkileşimdedir. Beşinci ve en solda bulunan gökada ise bize diğerlerinden daha yakındır ve diğerleriyle bir etkileşimi yoktur. En solda bulunan gökada bizden sadece 40 milyon ışık yılı uzakta, diğer dördü ise bizden tam 290 milyon ışık yılı uzaklıktadır. Ay’ın çapının yaklaşık beşte birini kaplayabilecek kadar büyük olan bu devasa mozaik, Webb’in bugüne kadar oluşturduğu en büyük görüntüdür. Görüntüde 150 milyondan fazla piksel vardır ve yaklaşık 1.000 tane farklı görüntü dosyasının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu fotoğrafla Webb, erken evrendeki galaktik etkileşimlerin gökada evrimini nasıl şekillendirdiğine dair yeni bir bakış açısı sağlamıştır.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Parıldayan yıldızlarla bezenmiş ve deyim yerindeyse dağlar ve vadilerden oluşmuş bu manzara, aslında Karina Bulutsusu’nun yakınındaki NGC 3324 olarak bilinen ve genç yıldızları oluşturan bölgedir. James Webb Uzay Teleskobu tarafından kızılötesi ışık ile yakalanan bu görüntü, daha önce görünmeyen yıldız doğum alanlarını ilk kez ortaya çıkarmıştır.

Webb’in “Kozmik Uçurumlar” olarak adlandırılan bu muhteşem fotoğrafı, Dünya üzerinde bulunan sarp dağları içeren bir manzara fotoğrafı gibi duruyor olsa da gerçekte bunlar, NGC 3324’ün devasa boşluğunun sınırıdır ve bu görüntüdeki tepelik alan gibi görünen bölümler yaklaşık 7 ışıkyılı yüksekliğindedir. Bu görüntüde gösterilen alanın üzerinde yer alan devasa kütleli, sıcak ve genç yıldızlardan gelen yüksek ultraviyole radyasyon ve yıldız rüzgarları, Fotoğrafın sol-orta bölümünde bulunan girintiyi oluşturmuştur.

Başta da belirttiğimiz gibi, evreni Dünya üzerindeki tüm kumsallar olarak düşünürsek, şu anki keşifler belki bir kum tanesinde bulunan bir mineral molekülü kadardır. Gelecekte daha çok şey öğreneceğiz, daha çok şaşıracağız…

Türkiye’nin 1 numaralı uzay bilimleri ve teknolojileri eğitim merkezi Uzay Kampı Türkiyenin çocuklara özel yaz kampı programları başladı! ABD’de bulunan kampla birlikte dünyada sadece iki ülkede bulunan, Türkiye’nin benzersiz “uzay bilimleri ve teknolojileri” eğitim merkezi Uzay Kampı Türkiyede her yıl olduğu gibi bu yıl da eğlence ve eğitim bir arada olacak! Sınırlı sayıda kontenjanla sunulan, 7 yaş ve üzeri katılımcılara açık yaz kampı programlarımızı kaçırmayın!

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

20 yılı aşkın uluslararası yaz kampları düzenleme tecrübemizle bu yıl da eşsiz programlar hazırladık. Yaz boyunca devam edecek çocuklar için yaz kampı programları; çocukların öğrenme, aktif olma ve yeni arkadaşlar edinme konusunda kendilerini geliştirecekleri eğlenceli bir ortamda ve uygulamalı eğitimlerle sunulacak.Fiziksel ve zihinsel becerilere odaklanan eğlenceli aktiviteler ve “VR Destekli Ay Yürüyüşü”, “Sıfır Yerçekimi Duvarı”, “Uzay İstasyonu ve Discovery Uzay Mekiği Entegrasyonuyla Sanal Uzay Uçuşu”, “Nesil Mars İnteraktif Sergi Alanı” gibi benzersiz eğitim araçlarıyla sunulan yaz kampı programları, zaman yönetimi, takım çalışması, sorumluluk alma becerilerinin gelişimini sağlayacak, hayatları boyu unutulmayacak bir eğitim tecrübesi yaşatıyor.

Uzay Kampı Türkiye’nin 7-15 yaş aralığındaki çocuklar için düzenlediği yaz kampları; katılımcılarına okulda öğrendikleri fen ve teknoloji derslerini farklı bakış açılarıyla pekiştirme imkanı sunarken aynı zamanda analitik düşünme ve özgüven kazanımı gibi yetkinlikleri de kazandırıyor. 

Uygulamalı bilimsel etkinlikler ve eğlenceyle dolu 2023 yaz kampı programlarımız:

2023 Konaklamalı Yaz Kampı Programları (*)

2023 Günlük Gezi Programları

2023 çocuk yaz kampları, katılımcıların Uzay Kampı Türkiyenin dinamik ve eğlenceli eğitimleriyle keyifli anılar biriktirirken hayat boyu unutamayacakları bir deneyim sunacak.

Türkçe ve İngilizce dillerinde uygulanan Yaz Gençlik Kamplarına katılan gençler;

Açık alan oyun parkı “Astronot Macera Parkurunda” sosyalleşme ve takım çalışması etkinlikleri

2023 yaz kampı programları kapsamında düzenlenecek en uzun süreli (6 gün) yaz kampı programı Galaktik Yaz Kampı; çocukların astronot simülatörleriyle uygulamalı eğitim alıp, dijital gezegenevinde astronomi dersleri ve sanal uzay uçuşu, VR gözlükle entegreli 1/6 yer çekimi koltuğunda Ay yürüyüşü deneyimi gibi etkinliklerle uzay bilimlerini öğrenirlerken, aynı zamanda özel sunumlar gecesi, takım oyunları, barbekü partisi gibi eğlenceli etkinliklerle eşsiz bir hafta yaşayacakları yaz gençlik kampıdır. Galaktik Yaz Kampı 9-15 yaş grubundan çocuklar için ve sadece haziran, temmuz ve ağustosta uygulanacak. İngilizce ve Türkçe seçenekli uluslararası yaz kampları bu yıl da en gözde yaz kampı programı olacak. 2023 yaz kampı programlarına; Bulgaristan, Polonya, Romanya ve Litvanya’dan öğrencilerin katılması bekleniyor.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Galaktik Yaz Kampı

Robot Aktiviteli Uzay Yolcuları programında katılımcılara doğru cevabı ezberlemeye odaklanmak yerine, bir çözüm bulana kadar farklı yaklaşımları denemeleri teşvik ediliyor.

2023 yaz kampı programları kapsamında düzenlenecek en uzun süreli ikinci kamp programı Robot Aktiviteli Uzay Yolcularında astronot simülatörlerinin kullanılmasınıa ek olarak robot dizayn süreçleri boyunca programcıların ve mühendislerin ne tür görevler aldıkları, takım bireylerinin işbirliği yaparak zorlu problemleri nasıl çözebilecekleri uygulamalı olarak anlatılır. Robot Aktiviteli Uzay Yolcuları Programı 13-15 yaş arasındaki katılımcılar için sunulmaktadır.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Robot Aktiviteli Uzay Yolcuları Programı

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Çocuğunuzla birlikte  farklı bir deneyim mi yaşamak istiyorsunuz? O zaman “Aile-Çocuk Uzay Kampı” programımız tam size göre! 

Konaklamalı aile kamplarımızda, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte keyifli zaman geçirebilmeleri ve çocukların da ebeveynleriyle olan iletişimlerini geliştirip, özgüven kazanmalarını hedefliyoruz. Anne- babalar; uzay istasyonu ve uzay mekiğiyle uçuş görevi, simülatör kullanımı gibi takım çalışması gerektiren etkinliklerde çocuklarıyla birlikte yer alacaklar. 7-10 yaş aralığında bir çocuğun bir ebeveyniyle (veya 18 yaşından büyük bir refakatçiyle) birlikte katıldığı 2 günlük konaklamalı Aile-Çocuk Uzay Kampı programı 16-18 Haziran 2023 ve 4-6 Ağustos 2023 tarihlerinde uygulanacak.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Aile-Çocuk Uzay Kampı

Yaz Gelişim Kampı

Vücudunuzun geri kalanı birden fazla eksende dönerken, ağırlık merkezinizi tek bir yerde tutan çok eksenli simülatör… Göründüğünden daha eğlenceli olduğuna emin olabilirsiniz! Yaz kampı seçeneklerinden bir diğeri olan Yıldızlar ve Gezegenler Macerası, uzay bilimleri ve teknolojileri alanında bilinçlendirmeyi hedefleyen iki gün süreli programdır. Yıl boyunca grup katılımlarına da açık olan; Türkiye’nin dört bir yanından katılan okul gruplarının gözdesi Yıldızlar ve Gezegenler Macerası2023 çocuklar için yaz kampı programları kapsamında bireysel katılımcılar için de sunulacak. Katılımcılar; Mars’ı sanal olarak keşfedecekler, NASA tasarımlı astronot simülatörlerini deneyimleyerek Discovery Uzay Mekiği simülatörü ve Uzay İstasyonu entegrasyonuyla yapılan sanal uzay uçuşu görevinde unutulmaz bir uzay serüveni yaşayacaklar. 2 günlük konaklamalı Yıldızlar ve Gezegenler Macerası programı 4-6 Ağustos 2023 tarihinde uygulanacak.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Yıldızlar ve Gezegenler Macerası

 İzmir’e kısa süreli gelmeyi planlıyorsanız veya sınırlı zamanınız varsa; çocukla birlikte katılabileceğiniz bilim gezilerimizi mutlaka inceleyin..!

İzmir’de kısa süreliğine bulunuyorsanız veya sınırlı zamanınız varsa ve “çocukla İzmir’de yapılabilecek aktivite” arıyorsanız günlük bilim gezilerimizi mutlaka denemelisiniz. Yıl boyunca belirli dönemlerde düzenlenen programlarımız  2023 yaz döneminde de uygulanacak.7-15 yaş arasındaki öğrencilerin bir yetişkinle birlikte katılabildiği, Simülatörlü Aile Turunda; Uzay Kampı Türkiyenin en çok ilgi çeken simülatörlerinden sanal gerçeklik simülatörüyle sanal gerçeklik deneyimi yaşamanın keyfine varacak, Nesil Mars İnteraktif Sergi Alanında Mars’ta kurulması planlanan yaşam alanları hakkında detaylı bilgileri öğreneceksiniz. Programda; topraksız tarım, dijital yıldızevinde astronomi, roketlerin temel çalışma prensipleri, eğlenceli bilimsel deneyler ve simülatör gösterisi gibi etkinlikler de bulunuyor.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Simülatörlü Aile Turu

Ebeveynlerin ve okul öncesi çağdaki çocukların birlikte katılabildikleri günlük gezi programıdır. 5-6 grubundan bir çocuk ve ebeveyninin (veya 18 yaşından büyük bir refakatçinin) birlikte katıldığı Minikler Uzayda- Aile Turu programı; çocukların bilişsel, zihinsel ve motor gelişimlerini destekleyecek özel etkinlikleri içeriyor.

Meraklı ve öğrenmeye istekli çocukların eşsiz bir öğrenme ortamında ebeveynleriyle olan etkileşimlerinin ve fen bilimlerine karşı farkındalıklarının artırılması, uzay teknolojileri hakkında bilgilendirilmeleri hedeflenmektedir.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Minikler Uzayda Aile Turu

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Astronomi ağırlıklı günlük gezi programı Astro-Tur’a, uzay ve astronomi meraklısı yetişkinler de bireysel olarak katılabiliyor. 

9-12 yaş arasındaki çocukların bir yetişkinle birlikte, 13 yaş ve üzerindeki katılımcıların tek başlarına katılabildiği astronomi ağırlıklı Astro-Tur programında; NASA tasarımlı astronot simülatörlerinin çalışma prensipleri anlatılıp simülatör gösterisi yapılmaktadır. Program katılımcıları; sihirli kürede güneş sistemi eğitimi, gök atlası yapım atölyesi ve teleskopla gökyüzü gözlemi gibi etkinliklerle uzaya dair sorularına cevap bulacaklar.

Daha fazla bilgi ve kayıt için tıklayın: Astro-Tur

2023 Yaz Kamplarında Görüşmek Üzere!

Türk uzay yolcusu Uluslararası Uzay İstasyonu’na bilimsel araştırmalar için gönderilecek. Seçilecek 2 adaydan biri 10 gün süreyle istasyonda kalacak.

1. Veri: Derin Alan: SMACS 0723 (Evrenin Şimdiye Kadarki En Derin Kızılötesi Görüntüsü) 

Türk Uzay Yolcusu ve Bilim Misyonu, Milli Uzay Programı kapsamında belirlenen 10 hedeften biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında bir Türk vatandaşı, gerekli eğitimleri aldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonuna gönderilecektir. Bu misyon kapsamında Türkiye’nin insanlı ilk uzay görevi gerçekleştirilecek ve bilim insanlarımıza Uluslararası Uzay İstasyonu şartlarında deney yapma imkanı sağlanacaktır.

Bu görevi gerçekleştirmek için Türk vatandaşları tarafından yapılan başvurular arasından 2 (iki) aday belirlenecektir. Seçilen adaylar TUA veya TÜBİTAK bünyesinde istihdam edilecek ve 10 (on) yıl mecburi hizmet yükümlülüğü olacaktır. Astronot eğitimlerini başarıyla tamamlayan adaylardan biri yaklaşık 10 gün sürecek uzay görevini gerçekleştirmek üzere Uluslararası Uzay İstasyonuna gönderilecektir.

Türk uzay yolcusu için başvuru koşulları;

* 45 yaşından küçük olmak,

* Kamu haklarından yasaklanmamış bulunmak,

* Yükseköğretim Kurumlarının en az 4 yıllık lisans eğitimi veren Mühendislik, Tıp, Fen Bilimleri ve/veya Temel Bilimler alanlarındaki Eğitim fakültelerinden birini bitirmiş olmak,

* 149.5-190.5 santimetre boy ve 43-110 kilogram ağırlığa sahip olmak,

* Belirlenen sağlık kriterlerine uyum sağlamak

Başvurular, uzaya.gov.tr adresi üzerinden 23 Haziran 2022 saat 20.23’e kadar alınacak. İlk başvuru aşamasını geçen adaylardan ek bilgi, belge, doğrulama gibi talepler istenilecek.Adaylar, test, tetkik ve muayeneden geçirilecek, İngilizce dil yetenekleri için mülakata alınacak. Tüm bu süreçlerin sonunda aday sayısı 2’ye düşürülecek. Bu iki adaydan biri Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkacak ilk Türk olacak!

Başvuru; https://uzayabasvuru.tubitak.gov.tr/

Ay, Tam Olması Gerektiği Gibi

Ay olsaydı da, şimdikinden biraz daha büyük; ya da biraz daha küçük olsaydı? Dünya’ya daha yakın ya da daha uzak olsaydı?

Ay, Tam Olması Gerektiği Gibi

“…aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yücedir.”

— Furkan, 61.

AY OLSAYDI DA, şimdikinden biraz daha büyük; ya da biraz daha küçük olsaydı?

Dünya’ya daha yakın ya da daha uzak olsaydı?

Dünya’nın etrafında daha farklı bir konumda ve daha farklı bir hızda dönseydi?

Kendi etrafındaki dönüşü de şimdikinden farklı olsaydı?

Tüm bu sorulara cevap verdiğimizde, biricik uydumuz Ay’ın, Dünyamızın yörüngesine özel olarak oturtulduğunu anlayacaksınız.

Güneş sistemindeki bazı gezegenlerin hiç uydusu yoktur. Merkür ve Venüs’ün mesela…

Diğer gezegenlerin ise birden fazla uyduları vardır: Neptün’ün 13, Uranüs’ün 27, Satürn’ün 30, Jüpiter’in ise 60 kadar uydusu vardır. Bir tane uydusu olan bir tane gezegen vardır. O da, Dünya’dır.

Ay’ın çapı, Dünya’nın çapının dörtte biri kadardır. Bu öteki gezegenler ve onların uydularıyla kıyaslandığında, oldukça büyük bir orandır. Yani Güneş sisteminde, gezegenine oranla en büyük uydu Ay’dır.

Ay’ın kendi başına bir ışık kaynağı olmadığı, Güneş’ten gelen ışınları yansıttığı artık herkesin bildiği bir şey. Eğer Ay ışık saçan bir cisim olsaydı, gece diye bir şeyi hiç göremezdik. Ay’ın güneşten alıp yansıttığı ışık miktarı %7’dir. Yani Ay, Güneş’ten üzerine düşen ışığın sadece %7’sini yansıtır. Ay’ın bir yıl boyunca yansıttığı ışık miktarı, Güneş’in sadece 20 saniyedeki aydınlatma gücüne eşittir!

Eh, bir gece lambasının bundan daha çok ışık vermesine de gerek yok zaten!

Ay ile Dünya arasındaki uzaklık 384.000 kilometre kadardır. Bu mesafe, Dünya’nın çapının 30 katı kadardır. Yani Ay ile dünya arasına 29 tane Dünya sığdırabilirsiniz! Ay’daki yer çekimi Dünya’dakinden 6 kat daha azdır. Bu yüzden Ay’a giden astronotlar hoplaya zıplaya yürümektedirler. Eğer sırıkla yüksek atlama yarışmaları Ay yüzeyinde yapılacak olsa, atlayan bir atletin uzun süre yere düşmesini beklerdik… Çünkü burada 10 metre atlayan bir sporcu, Ay’da 60 metre atlayabilir…

Ay’ın bir atmosferi yoktur.

Bunun sebeplerinden bir tanesi de, hava tabakasını Ay çevresinde tutacak kadar güçlü bir yerçekiminin olmamasıdır. Atmosfer olmayınca, Güneş’ten gelen ışınların çarpıp yansıyacağı bir tabakadan mahrum kalan Ay’da, gökyüzü her zaman simsiyahtır.

Güneşin tam tepede olduğu vakitlerde Ay yüzeyinin sıcaklığı +135 dereceye varır. Ay’ın güneş görmeyen tarafında ise bu sıcaklık -170 derecelere kadar düşer.

Ay hakkında bilgi veren kitaplarda, Mare Nibium (Bulutlar Denizi), Mare Imbrium (Yağmurlar Denizi) gibi bir takım isimler geçer. Sakın bunların Akdeniz, Karadeniz gibi denizler olduğunu düşünmeyesiniz.

Eski zamanlarda, çıplak gözle ya da ilk nesil teleskoplarla Ay yüzeyini görebildikleri kadar gözlemleyen astronomlar, Ay yüzeyinde gördükleri geniş düzlüklere bakıp: “Bunlar ne ki? Olsa olsa denizdir!” diye düşünmüşler. Zaman içinde bu alanların deniz olmadığı, Ay’da bırakın bir denizi dolduracak kadar, bir damlacık su bulunmadığı ortaya çıkmış ama, o eski astronomların emeğine saygı olsun diye isimleri öylece bırakmışlar.

Ay, Tam Olması Gerektiği Gibi

AY’IN KARANLIK YÜZÜ

Aslında Ay’ın karanlık yüzü diye bir şey yoktur. Sadece bizim Dünya’dan asla göremediğimiz bir yüzü vardır. Ay, bir adanın etrafında tur atan geminin, ada sakinleri tarafından her zaman tek bir yüzünün görünmesi gibi bize tek bir yüzünü gösterir. Bunun sebebi Ay’ın kendi çevresinde dönme hızıyla, Dünya’nın çevresinde dönme hızının aynı olmasıdır.

Ay’ın arka yüzü, uzaya gönderilen bir takım gözlem uyduları sayesinde artık biliniyor. Görünmeyen yüz, görünen yüze göre, çok daha fazla kratere sahip…

Ay, Tam Olması Gerektiği Gibi

YA AY OLMASAYDI?

Çılgın Hırsız filmindeki Ay’ı hırsızlama sahnesini bilmem hatırlıyor musunuz? Çılgın Hırsız Gru, Ay’ı küçültüp cebine soktuğunda; dünyada sörf yapan bir adam, altından birdenbire çekilen deniz yüzünden, kafa üstü kayalıklara çakılmıştı? Peki ama neden?

Çünkü Ay’ın Dünya üzerindeki en büyük etkilerinden biri denizlerdeki gel-gitlerdir.

Dünya’nın bir çekim gücü vardır. Ay’ı kendine çeker. Aynı zamanda Ay’ın da bir çekim gücü vardır. O da Dünya’yı kendine çeker.

Fakat Ay’ın çekim gücü Dünya’nın çekim gücünden çok daha azdır. Çünkü Ay, Dünya’dan küçüktür. Ay, Dünya’nın etrafında dönerken, Dünya’nın bir yüzü Ay’a diğer yüzünden daha yakındır. İşte bu yakın bölgelerde Ay’ın çekim gücü kendini gösterir.

Fakat, karalarda değil, sadece denizlerde!

Çünkü yerkürenin dörtte üçü sularla kaplıdır. Ayrıca Ay’ın çekim gücü, karaları etkileyecek kadar güçlü değildir. Ay’ın çekim gücü okyanuslardaki suyu kendine doğru çeker ve sular yükselir. Dünya’nın bir yüzünde sular yükselirken, öteki yüzünde alçalır.

Ay’ın çekim gücü, Dünya’nın dönme hızını da etkiler. Ve asıl önemlisi budur.

Ay’ın büyüklüğü, Dünya’ya olan uzaklığı o kadar mükemmel bir dengededir ki, bu denge bozulacak olsa, Dünya şimdiki Dünya olmazdı. Mesela Ay hiç olmasaydı, Dünya şimdikinden çok daha hızlı dönerdi. Bu, günlerin şimdiki gibi 24 saatten çok daha kısa olması demektir. Mesela bir gün 8 saat olabilirdi. Yani 4 saat gece sonra 4 saat gündüz sonra tekrar 4 saat gece…

Bu durumda güneş doğar doğmaz okula gitseniz bile, gece yarısından sonra ancak okuldan çıkabilirdiniz. Bir günün 8 saat olması demek, Dünya’nın şimdikinden 3 kat daha hızlı dönmesi demektir. Hayır! Belki başımız dönmezdi ama kasırgasız, fırtınasız bir gün geçiremezdik. Rüzgârlar çok sert eserdi.

Kendi etrafında çok hızlı dönen Jüpiter ve Satürn gibi gezegenlerde 1 gün, yaklaşık olarak 10 saattir. Ve bu gezegenlerde saatteki hızı 500 kilometreyi bulan korkunç kasırgalar hiç durmadan tozu dumana kata kata eser. Öyle ki, bu gezegenlerin atmosferindeki toz bulutları, dünyadaki teleskoplarla bile görülebilir.

Yerküremiz, uzayda 23,5 derecelik bir eğiklikle durur. Bu son derece hassas bir ölçüdür.

Eğer Ay yaratılıp şu an bulunduğu yerde, bulunduğu büyüklükte tutulmuyor olsaydı, bu açı bozulurdu. Peki o zaman ne olurdu dersiniz?

Dünya’nın Güneş’e karşı duruşu bozulurdu ve kutuplar ile ekvator şimdikinden çok daha farklı miktarlarda ısı ve ışık alırdı. Böyle bir durumda dünyanın iklimi şimdiki gibi olmazdı. Güneş’ten gelen ışığın açısı mevsimlere göre değişmez, sabit kalırdı. Dünya’nın bir kısmı yanar kavrulur, bir kısmı ise donardı. Ve bu hiç değişmezdi…

Ay’ın Dünya’dan görünmeyen yüzü, görünen yüzüyle kıyaslanmayacak derecede girintili çıkıntılı ve sayısız kraterle doludur. Bunlar uzaydan gelip doğrudan Ay’a toslayan göktaşlarının meydana getirdiği kraterlerdir.

Peki Ay olmasaydı, o göktaşlarının büyük bir kısmı hangi gezegene toslayacaktı?

Dünya’ya elbette!

Eğer uzayın herhangi bir yerinde tıpkı dünya gibi bir gezegen olsa ama o gezegenin Ay gibi bir uydusu olmasa, kimsenin oraya taşınmak isteyeceğini zannetmiyorum…

Dünya, dağları, tepeleri, denizleri, balıkları, ormanları, ağaçları, bulutları, yağmur taneleri ve uydusu Ay’ı ile birlikte tam da bizim yaşayabileceğimiz şekilde yaratılmış bir gezegendir.

Her nereye baksak, “Tam da olması gerektiği gibi” görürüz baktığımız şeyi…

Ay, işte bunun için güzel bir örnektir…

Büyüklüğü, Dünya’ya olan uzaklığı, hem kendi etrafında, hem de Dünya’nın etrafında dönme hızı ile, tam da olması gerektiği gibidir…

O kadar olması gerektiği gibidir ki, onu oraya Allah’ın yaratıp koyduğuna inanmayanlar, “Bu Ay kendi kendine böyle olamaz, kesin onu uzaylılar oraya koymuşlardır” demek zorunda kalıyorlar..

Şaka yapmıyorum; Ay’ın bize görünmeyen yüzünde uzaylıların yaşadığına ve uzak galaksilerden getirdikleri bu dev gemiyi (Ay’ı) Dünya’nın uydusu yaptıklarına inanan insanlar yaşıyor dünyamızda…

Bu arada, Ay’ın içinin boş olduğuna ve orada koloniler halinde Ay’lıların barındırdığına inanalar da az değil… Bu konularda kitaplar yazıyorlar ve bütün bu zırvalara inanabiliyorlar da; ne ilginçtir ki Ay’ı uzaydaki milyarlarca yıldız, gezegen ve öteki gök cisimleri gibi Allah’ın yarattığına, hem de tam olması gibi yarattığına, onu ince ve hassas ölçülerle tanzim ettiğine inanmıyorlar…

Acayip doğrusu!

Ay, Tam Olması Gerektiği Gibi

AY’A GİTMENİN EN GÜZEL TARAFI!

İnsanın Ay’a gitme macerası 20 Temmuz 1969’da başladı. 8 gün, 3 saat, 17 dakika süren uzun yolculuktan sonra, Ay yüzeyine ulaşmayı başaran uzay aracının kapıları açıldığında, dışarıya ilk çıkan, astronot Neil Armstrong oldu.

Kartal adındaki Apollo Ay modülünün merdivenlerinden yavaş yavaş inen Armstrong’u, o sırada Dünya’da 600 milyon insan, canlı televizyon yayınından izlemekteydi. Bu tarihi ana şahit olmak, elbette kaçırılmayacak kadar olağanüstü bir şeydi. Ve nihayet Armstrong Ay yüzeyine ayak basıp, ilk adımını attığında tarihe geçen o meşhur sözünü etti: “Bu bir insan için küçük, fakat insanlık için çok büyük bir adım…”

İnsanlık için bu büyük adımı atmak hiç de kolay olmamıştı. Ay’da yürüyebilmenin, tekerleğin icadından beri süren, zorlu bir macerası vardı çünkü…

Armstrong’un hemen arkasından, Ay’a adım atan ikinci insan, Edwin Aldrin oldu. Aldrin, Ay yüzeyinde yürümenin heyecanı ile şu sözleri söyledi: “Çok güzel! Çok güzel! Çok güzel! Şahane bir ıssızlık!”

Eğer Aldrin’in ardından Ay’a ayak basacak üçüncü kişi ben olsaydım acaba ne söylerdim? Sanırım uzay aracının merdivenlerine sıkıca sarılır, uzaklarda, minicik mavi bir misket gibi görünen dünyayı işaret parmağımla göstere göstere, ağlayıp bağırırdım: “Eve dönmek istiyoruuum!”

Elbette Ay güzeldi, hatta muhteşemdi! Fakat bizim için, gecelerimizi aydınlatan bir kandil, bir gece lambası olarak kaldığı sürece öyleydi… Çünkü o zaten bunun için yaratılmıştı… Çiçekli miçekli tepelerinde top oynayalım; papatya ve çimen kokan rüzgârlarında uçurtma uçuralım diye değil…

Ay, pırıltılı bir yaz gecesi, gümüşten bir top gibi, alçacık iğde ağaçlarının arasından usul usul yükselirken güzel… Ama onu Dünya ile kıyaslamaya kalktığımızda “Yeryüzünün” yaşanması en zor yerlerinden biri olan Kalahari Çölü bile, “Ayyüzünün” yanında, cennet gibi kalır…

Bence insanların Ay’a seyahat etmelerinin en büyük faydası, nasıl güzel bir dünyada yaşadığımızı, çok daha iyi anlamamız oldu. Ay’a gidip gelen en son insan olan Gene Ceman da, eve döndüğünde: “Ay’da üç gün kaldık ve çok eğlendik. Fakat dünya terk edilemeyecek kadar güzel bir yer…” dediğine göre; sanırım, Ay’a gitmenin en iyi tarafı, Dünya’ya geri dönmek!..

Keywords

1/6 Yer Çekimi Koltuğu , Ay’ın evreleri , Ay’ın karanlık yüzü , Ay keşfi , Apollo programı , Apollo 11 astronotları , Komuta Servis Modülü , Saturn V Roketi , Ay yörüngesi , Giysi Provası , Benim için küçük insanlık için büyük bir adım , en genç astronot ünvanı , Artemis görevleri , geleceğin astronotları , zafer dergisi , gerçeğe doğru zafer bilim araştırma kültür sanat dergisi , Ay , Tam Olması Gerektiği Gibi , Tarık Uslu

Ay, Neden Devasa Bir Çekim Gücüne Sahip Olan Güneş Yerine Dünya n…

Başa dön tuşu