Magazin

Anadolu Ajansı

Sürdürülebilirlik modası, modanın sürdürülebilirliği

Sürdürülebilirlik modası, modanın sürdürülebilirliği

Tüketim kültürünün bizi sürüklediği sürdürülemezlik çıkmazına karşı alternatifimiz nasıl bir moda? Giydiklerimizin dünyaya ve insanlara etkilerini biliyor muyuz ve hızlı modaya (fast fashion) karşı nasıl bir giyim endüstrisi talep etmeliyiz?

Günümüzde birçok sürdürülebilir moda akımı mevcut. Internet çağının etkisi ve neyse ki farklı ve yeni şeyleri talep eden genç kuşakların sayesinde giyim endüstrisi de sürdürülebilirlik iddialarına daha çok yer vermeye başladı. Birçok farklı kumaş çeşidinden üretim sertifikalarına, kapsayıcı kesimlerden doğal boyamalara geniş perspektifte ürünler bulmak artık oldukça mümkün. Fiyat dengesi hızlı moda ürünlerle kıyaslanamayacak kadar pahalı olması sürdürülebilir giyimin erişilebilirliğini sorgulatsa da biz önce biraz mümkünlüğünü tartışalım.

Hızlı modaya bir tepki olarak doğan yavaş moda, az tüketmeyi, kısa süre giyilebilecek kıyafetler almamayı, alınanları da uzun süreler giymeyi temel alır. Hızlı modanın aksine her hafta vitrinlerde yeniden tarzlar değişmez, bu hafta bunları giymek gerekmez, zamansız kıyafetler uzun süreli giyilebilir, hatta birden çok mevsime uygun kıyafetler vardır. Yavaş modada hava alan, dayanıklı kumaşlar ve kaliteli dikişler, kaliteli boyalardan bahsedebiliriz.

Comments

Ekolojik moda ise, özellikle kıyafetlerin üretim biçimlerinde çevreye zarar vermemeye odaklanır, kumaşın üretim biçimi, temiz içeriğinin yanı sıra boyasının toprağı kirletmemesi, ambalaj atığını en az düzeyde çıkarmak gibi kriterleri vardır. Bu kriterlerin her birisi de ayrı birer üretim yöntemi, ayrı çevre kirliliği demek.  Örneğin geleneksel pamuk üretimi çok fazla su harcadığı ve geleneksel tarımda yoğun pestisit kullanımı olduğu için organik pamuklu kumaşta pestisitten azade bir üretim vardır, ama yine de çok fazla su tüketilir. Dünyadaki temiz su kaynaklarının durumu düşünüldüğünde organik pamuğun üretim sürecinin sürdürülebilirliği tartışılabilir.

Yeni nesil kimi kumaşlar pamuk çekirdeği veya sapındaki lifleri değişik solüsyonlarla ayrıştırarak kumaşlar üretebiliyorlar, bu sayede geleneksel ya da organik pamuk üretiminde “artık” madde sayılabilecek kısımlar kullanılıyor. Bu noktaya kadar yeni teknolojiler güzel imkânlar sunuyor gibi; ama bir yandan bu kumaşların hepsinin büyük kumaş şirketleri tarafından patentli olduğu, formülün ve üretim yönteminin iplik fabrikası dışına çıkmadığı; örneğin Türkiye’deki kumaş fabrikalarına Avustralya veya Japonya’dan patentli ipliklerin gelmesiyle burada kumaşın üretildiği bilgisini ekleyelim; bu kez de bu yeni teknoloji kumaşların ekolojik ayak izi tartışılabilir oluyor. Örneğin geri dönüştürülmüş kumaşlar tüketimi azaltmak yolunda bir adım olsa da içindeki mikroplastiklerden dolayı deniz ve toprak kirliliği için bir tehdit oluşturabilirler. Boya ve ambalaj süreçleri için de benzer kriterler geçerli elbette.

Comments

Polyester-plastik içerikli kumaşlar hayvansal kumaşa alternatif bir vegan kumaş örneği gibi dursalar da mikroplastikleri düşündüğümüzde deniz yaşamına bu derece etkisi olan bu sentetik kumaşları vegan olarak düşünmek de pek mümkün olmuyor.

Sürdürülebilirlik kavramı yalnızca üretim yöntemi veya tüketim hızına bağlı kalmamalı, bu sebeple kapsayıcılığı da burada düşünmek gerek. Dünya üzerinde herkesin kendi vücudu biricik iken; hızlı modanın bize sunduğu kalıplardaki kıyafetlere girmemiz, uydurmamız, üzerimize oturtmamız gerekiyor. Konunun zayıflık, beden dayatmaları kısmı bir kenara; içinde elastik katkısı bulunmayan kumaşların özel dikim olmadığı sürece herkesin üzerine tam oturması mümkün olmuyor. Yani petrol türevi içerikli kumaşlar kesimi nasıl olursa olsun birçok vücut tipine uyabilirken doğal içerikli kumaşlar herkesin üzerinde vitrinde durduğu gibi durmuyor. Bu da petrol türevi elastik içeriklerin toplum tarafından olmazsa olmaz olarak algılanmasına neden oluyor. Örneğin dünyanın en yaygın organik kumaş sertifikalarından biri GOTS; iki kademede %90 veya %75 temiz içerikli olmak kaydıyla temiz olmayan içeriğe izin veriyor. Bunun en büyük sebebi endüstriyel üretimin kullanım alışkanlıkları sebebiyle o %25 petrol türevine mecbur hissetmesi. Yani hızlı modanın standart kalıplarının kitlelere satılabilmesi için, plastik içerik gerekiyor.

İnsan haklarından ve etik moda yaklaşımından bahsetmeden tam olarak sürdürülebilirlikten bahsetmiş sayılmayız. Büyük moda markaları başta olmak üzere tedarik zincirinin neredeyse her bir aşamasında işçilerin çok ucuza ve güvencesiz çalıştırıldığı artık biliniyor. Özellikle 2013’de Bangladeş’te Rana Plaza binasının çökmesi, bu gerçeği dünyanın başını daha fazla çeviremeyeceği kadar ortaya koydu. Dünya üzerinde birçok kurum yıllardır işçilerin sağlık ve diğer haklarını alabilmeleri için çalışıyor. Türkiye’de kot işçilerinin güvencesiz ve yasa dışı çalıştırılmalarıyla yakalandıkları silikozis hastalığı giyim endüstrisinin karanlık yüzünü ortaya koyan örneklerden biri. Özellikle “moda devi” diye anılan küresel şirketler, taşeron usulü ile en ucuza mal eden şirkete üretimini teslim ediyor ve bu ucuzluğun nasıl olduğunu bilerek sormuyor, sorumluluk almıyor. Bu küresel rekabette en ucuza üretebilen şirketler de günlük 1 doların altında güvencesiz ve uzun saatler boyunca işçileri çalıştıran 3. Dünya ülkeleri oluyor. Özellikle Rana Plaza’dan sonra şirketlere üretim süreçlerini şeffaflaştırma çağrıları yapan kampanyalar arttı.

Sürdürülebilir moda başlığı altında başka konulardan da bahsedebiliriz elbette; ikinci el kıyafetler, kıyafet paylaşımı, döngüsellik, ileri dönüşüm, kadın ve çocuk emeği…

Comments

Sürdürülebilir moda dediğimizde birçok bakış açısını, yaklaşımı, etiği, malzemeyi, üretim biçimini ve hakları kapsayan bir çatı kavramdan bahsediyoruz. Ne giydiğimiz, giydiklerimizle dünyadaki çevre hareketinin ve hak mücadelelerinin neresinde durduğumuz büyük bir sorumluluk. Konu geniş olsa da bu yapılacak çok şey var demek. Öğrenerek, araştırarak, etiket okuyarak, az tüketerek başlayabiliriz.

İlgilenenler için birkaç Türkçe kaynak şöyle:

https://www.surdurulebilirmodalisani.com/https:// www.temizgiysi.org/

Anadolu Ajansı

Güvenilir haberin kaynağı. Anadolu Ajansı, Türkiye, dünya, ekonomi, spor, sağlık ve teknoloji alanlarındaki haberleri, fotoğraf ve videoları okurlara sunuyor.

Anadolu Ajansı

Uzmanlar, ürettiği atık ve neden olduğu karbon salımı nedeniyle doğaya zarar veren sektörlerden biri olan tekstilde kullanılacak çevre dostu ham maddeler ve sürdürülebilir teknolojinin bu zararı azaltabileceğini belirtiyor.

Her yıl dünyada üretilen 300 milyon ton plastiğin beşte birini, küresel karbondioksit üretiminin ise yüzde 10’unu oluşturan tekstil sektörü, sürdürülebilir moda ile endüstriden kaynaklanan çevresel etkileri azaltmayı hedefliyor.

Sadece moda sektöründeki üreticileri, tüketicileri ve tasarımcıları değil aynı zamanda dünya nüfusunu, ekosistemi ve gelecek nesilleri de ilgilendiren bir kavram olan sürdürülebilir moda; hem üretim aşamasında tekstil firmalarının hem de tüketim aşamasında müşterilerin duyarlı tercihleri ile daha temiz bir çevrenin mümkün olduğunu, elde edilen veriler ışığında gözler önüne seriyor.

AA muhabirinin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Uşak Ticaret ve Sanayi Odası verilerinden derlediği bilgilere göre, özellikle son 15 yılda ortaya çıkan hızlı moda akımı nedeniyle giysi üretimi 2 kat artarken, bireyler, ürünü eskisinden daha kısa süre kullanmaya başladı ve bir kıyafetin kullanılma süresi yüzde 36 azalarak 1 yılın altına indi.

Türkiye’de tekstil geri dönüşüm sektöründe öne çıkan kentlerden biri olan Uşak, sektörün yüzde 72’sine ev sahipliği yaparak olumlu bir örnek oluşturuyor ve sürdürülebilir modanın gerekliliğine ilişkin önemli veriler sunuyor. Kentte günlük 1700 ton geri dönüşümle yıllık 485 bin ton lif geri kazanılıyor. Bu üretimle, Türkiye, yıllık ilave 776 milyon dolarlık pamuk ithalat yükünden kurtulmuş oluyor. Ayrıca sıfır değer olarak görülen atıkların bertarafı için yıllık 17,2 milyon dolarlık harcama yapılması gerekirken, geri dönüştürülmesi ile 436 milyon dolarlık katma değer ekonomiye kazandırılıyor.

“1 kg pamuk lifi için ortalama 8,2 ton su harcanıyor”

Sürdürülebilir moda hakkında AA muhabirine bilgi veren Tekstil Mühendisi Prof. Dr. Şule Altun Kurtoğlu, tekstil üretiminde ham madde aşamasında, 1 kg pamuk lifi için ortalama 8,2 ton; boyama/apre işlemleri gibi yaş işlemler sırasında ise 1 kg tekstil ürünü için ortalama 150 litre su harcandığını, bu miktarın su tüketimi açısından çok yüksek olduğunu dile getirdi. Kurtoğlu aynı zamanda tarım kaynaklı farklı çevresel etkilerin de söz konusu olduğunu anlatarak şöyle devam etti:

“Örneğin kullanılan pestisitler ve gübreler nedeniyle su kaynaklarının kirlenmesi, biyoçeşitliliğin azalması, erozyon ile toprak taşınımı, metan gazı üretimi ki metan gazı önemli bir sera gazıdır, asit yağmurları gibi pek çok çevresel etki sayabiliriz. Polyester, poliamid gibi sentetik hammaddeler ise, petrol türevlerinden üretilmekte, diğer bir ifade ile yenilenemeyen kaynaklar kullanılmaktadır.”

Kurtoğlu, son 10 yılda firmalar ve ülkelerin, tekstilin tüm bu çevresel etkilerini azaltmaya yönelik önemli adımlar attığını vurgulayarak, bu adımları şöyle sıraladı:

“Özellikle zararlı kimyasalların kullanımını yasaklama veya kısıtlamaya yönelik çalışmalar yapıldı. Bu kapsamda global firmaların yasaklı veya kısıtlı kimyasal listelerinin yanı sıra, ulusal ve uluslararası ölçekte geçerli eko etiketler ve sertifikalar da zararlı kimyasalların kullanımının azaltılmasında önemli rol oynadı. Bunun yanı sıra, enerjinin yoğun kullanıldığı bir sektör olan tekstil sektöründe daha düşük enerji kullanan teknoloji ve makinalar ön plana çıkmaya başladı. Global firmalar tedarik ağındaki üreticileri çevresel performanslarına göre seçmeye veya elemeye başladı. Firmalar ham maddelerini % 100 sürdürülebilir ürünlere çevirmek üzere taahhütler veriyor. Tedarik zinciri şeffaflığı ve takip edilebilirlik gibi farklı çalışmalar da yapılıyor.”​​​​​​​

Dünyada her yıl kişi başı 14 yeni kıyafet üretildiğinin tahmin edildiğini dile getiren Kurtoğlu, Türkiye’de tekstil geri kazanımının şirketlere sağlayabileceği maddi kazancı hatırlatarak, “Özellikle closed-loop (kapalı döngü geri dönüşüm) yaklaşımı ile firmalar kendi atıklarından geri kazanılan iplikleri yeniden kumaş üretmede kullandıklarında önemli kazançlar elde edebilmekte. Bizim yaptığımız bir çalışmada, firmaların, kendi atıklarından yeniden iplik ürettiklerinde kilogram başına 5 Euro civarında kazanç sağladığını gördük. Elbette ham madde vb. gibi faktörlere bağlı olarak bu rakam değişebilir.” şeklinde konuştu.

Tüketirken çevreyi korumak da mümkün

Çevreye dost teknolojiler kullanarak moda endüstrisinin çevreye verdiği zararı azaltmanın mümkün olabileceğine dikkat çeken Kurtoğlu, tüketicilere de modanın çevresel etkilerini azaltabilmek için yapabileceklerine dair önerilerde bulunarak “İhtiyacımız kadar almak, sertifikalı ürünleri tercih etmek, kaliteli/uzun süre kullanabileceğimiz ürünleri seçmek, mümkün olduğunca kurutucu kullanmadan düşük sıcaklıklarda doğa dostu deterjanlar ile yıkamak, zarar gören ürünlerimizi atmak yerine tamir etmek gibi önlemler alabiliriz.” dedi.

Sürdürülebilir modada doğru bilinen yanlışlar

Kurtoğlu, sürdürülebilirlik kavramının her alana yayılmasıyla birlikte, en sık karşılaşılan doğru bilinen yanlışlardan örnekler de verdi:

“Ben eğitimler verirken ‘En çevreci lif hangisi?’ diye soruyorum ve genelde ‘Doğal lifler, örneğin pamuk, yün’ gibi cevaplar geliyor. Oysa pamuk doğayı en fazla kirleten ve su kaynaklarına önemli zararlar veren bir lif, yün de metan gazı nedeniyle küresel ısınma potansiyeli yüksek bir lif. ‘Doğal lifler iyidir.’ yaklaşımı yanlış. Şöyle söyleyebiliriz: Organik doğal lifler veya iyi tarım uygulamaları ile üretilmiş doğal lifler iyidir. Aynı konu sentetik lifler için de geçerli, örneğin polyester, petrol türevlerinden üretilen bir lif, fakat defalarca geri kazanılarak yeniden kullanılabiliyor ve doğal liflere kıyasla kolay kuruduğu için kullanım sırasında daha az enerji harcanıyor. Bu lifler için de doğru ifade ‘Geri kazanılmış polyester lifleri daha iyi liflerdir.”

Çevreye dost tekstil ürünlerinin olması gerekenden çok daha pahalı satıldığını anlatan Kurtoğlu, bu ürünlerin daha ulaşılabilir olması için maliyet-fiyat arasında dengenin oluşturulması gerektiğini ifade etti.

“Ucuz bir ürün neden ucuz, pahalı bir ürün neden pahalı diye sorgulamak gerekiyor”

Hızlı modanın ucuz moda olduğunu ve bunun nedeninin kötü kimyasal kullanımı ve işçilere ödenen paranın azlığı olduğunu dile getiren Akademisyen ve Temiz Moda Elçisi Prof. Dr. Itır Erhart da çevreye dost tekstil ürünlerinin fiyat, performans ve içerik değerlendirmesini yaparken tüketicilerin göz önünde bulundurması gereken bazı noktalar olduğunu söyledi. Erhart, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer bütün süreçlerde adilseniz ve her canlının, insan dahil, iyi olma halini gözetiyorsanız o zaman bu ürünün ucuz bir ürün olması mümkün değil. Ben hep şunun altını çizmeye çalışıyorum: Ucuz bir şey aldıysan bunun bedelini sen değil, başka biri, başka bir yerde ödedi. Çok ekstrem bir örnek vermek gerekirse, 30 liraya bir tişört aldığında, bu pamuk toplandı, iplik dokundu, oradan geldi, Bangladeş’te üretildi, uçağa bindi, Türkiye’ye geldi, bir dükkanda satıldı, dükkanda çalışanlar vardı, yani bunun 30 liraya 50 liraya satılması ne demek, bir düşünün? O yüzden hem bu konuda bilinçlenmek, ‘Ucuz bir ürün neden ucuz?’ Onu anlamaya çalışmak, diğer tarafta da ‘Pahalı bir ürün neden pahalı?’ diye sorgulamak gerekiyor. Şu da garanti değil tabii, ‘Ürün çok yüksek bir fiyatla satılıyorsa bu adil üründür.’ Hayır, olmayabilir.”

Erhart, bir ürünün adil ve ekolojik olup olmadığını anlayabilmemiz için de ipuçları vererek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugün ben bir tişört alacağım. İnternet sitelerine bakın mesela sürdürülebilirlikle ilgili bir sekmeleri var mı? Orada ne yazıyor? Tabii bu da uzmanlık gerektiriyor, herkesten bunu da bekleyemiyoruz belki ama o web sitesinde beyanlar vardır, sürdürülebilirlikle ilgili yaptıkları vardır, su politikaları vardır. Cesurca ‘İhtiyacın yoksa benim ürünümü de alma’ diyebilen markaları, sürekli indirime girmeyen ve sizi çılgınca tüketime itmeyen markaları tercih edebilirsiniz.”

Keywords

fotoğraf , video , haber , anadolu ajansı , son dakika , ekonomi , spor , politika , kültür sanat , sinema , muhabir , video haber

Moda endüstrisinde ekolojik dönüşüm: Sürdürülebilir moda

Başa dön tuşu